kayıt

geceye bir şiir bırak

  1. 926
    "...
    yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
    bu şehir arkandan gelecektir.
    sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
    aynı mahallede kocayacaksın;
    aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
    dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
    başka bir şey umma-
    ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
    öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de."

    *kostantinos kavafis
  2. 927
    Bir gece,
    Gecede bir uyku..
    Uykunun içinde ben..
    Uyuyorum,
    Uykudayım,
    Yanımda sen.

    Uykumun içinde bir rüya,
    Rüyamda bir gece,
    Gecede ben..
    Bir yere gidiyorum,
    Delice..
    Aklımda sen.

    Ben seni seviyorum,
    Gizlice..
    El-pençe duruyorum,
    Yüzüne bakıyorum,
    Söylemeden,
    Tek hece.

    Seni yitiriyorum
    Çok karanlık bir anda..
    Birden uyanıyorum,
    Bakıyorum aydınlık;
    Uyuyorsun yanımda.
    Güzelce..
  3. 928
    Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
    Aşklarım, inançlarım işgal altındadır
    tabutumun üstünde zar atıyorlar
    cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır
    toprağa sokulduğum zaman çapa vuran adamlar
    denize yaklaşınca kumlar ve çakıl taşları
    geçmiş günlerimi aşağılamaktadır.

    Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
    Ve rüzgar buruşturuyor polis raporlarını
    kadınlar fazlasıyla günaha giriyorlar
    bazı solgun gömleklerin çözük düğmelerinden
    çelik tırpan gibi silkiniyor çocuklar
    denizin satırları arasında.
    Gece arsızca kükrüyor paslı beyninde şehrin
    küfre yaklaştıkça inancım artıyor.

    Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
    öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
    saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
    acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
    acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
    Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
    başından başlayabilirim.

    kanla kirlenmiş evrak
    ismet özel, 1972
  4. 929
    "Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
    Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
    Nasıl hatırlamazsın o türküyü,
    Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
    Alıştığımız bir şeydi yaşamak.
    Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok;
    Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
    Öylesine karanlık ki gecemiz
    Ha olmuş, ha olmamış penceremiz;
    Akar suda aksimizden eser yok..."

    (bkz: Ölümden sonra)
    -ciddi
  5. 930
    Tanrı onları dört gözden ayırmasın
    Hiçbiri anne baba yokluğu bilmesin.

    Büyükler gidince çocuklar küçükse onlar da ölmeli
    Çünkü kendi evlerinden gayrı evler el evleri
    Hele o kış ayları korkulu akşamüzerleri.

    Bizler ki büyükken bu kadar yalnızız da
    Ya onlar küçücük kalırsa ardımızda?

    Hem onlar geç büyürler,sonra ne güç büyürler
    Daha yavru dünyanın farkında değiller
    Üşümüş soğuklarda yatağımıza gelirler.

    Bizler ki büyükken bu kadar yılmışız da
    Ya onlar küçükken kalırsa ardımızda?

    korku- behcet necatigil
  6. 931

    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde
    Ana avrat dümdüz gideceksin
    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
    En azından üç dil
    Birisi ana dilin
    Elin ayağın kadar senin
    Ana sütü gibi tatlı
    Ana sütü gibi bedava
    Nenniler, masallar, küfürler de caba
    Ötekiler yedi kat yabancı
    Her kelime arslan ağzında
    Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
    Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
    Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
    Her kelimede bir kat daha artacaksın

    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde
    Canımın içi demesini
    Kırmızı gülün alı var demesini
    Nerden ince ise ordan kopsun demesini
    Atın ölümü arpadan olsun demesini
    Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
    İnsanın insanı sömürmesi
    Rezilliğin dik alası demesini
    Ne demesi be
    Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin

    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde
    Ana avrat dümdüz gideceksin
    En azından üç dil
    Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
    Ne şu ne busun
    Oğlum Mernus
    Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.

    - Bedri Rahmi Eyüboğlu
  7. 932
    "Bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan 
    Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan 
    Özlenen sen, özleyen sen, özleten sen 
    Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan"
  8. 933
    tanrı aşkı yarattığında çoğu insana yaramadı
    tanrı köpekleri yarattığında köpeklere yaramadı
    tanrı bitkileri yarattığında eh işte idare ederdi
    tanrı nefreti yarattığında standart bir hizmete kavuştuk
    tanrı beni yarattığında beni yaratmış oldu
    tanrı maymunu yarattığında uyuyordu
    zürafayı yarattığında sarhoştu
    uyuşturucuları yarattığında kafası kıyaktı
    ve intiharı yarattığında bunalımdaydı

    senin yatakta uzanmış halini yarattığında
    ne yaptığını biliyordu
    sarhoştu ve kafası kıyaktı
    ve sonra dağları ve denizi ve ateşi
    aynı anda yarattı

    bazı hataları oldu
    ama senin yatakta uzanmış halini yarattığında
    tüm Kutsal Evren' in üzerine boşaldı.

    (bkz: Charles Bukowski)
  9. 934
    Dost dost diye nicesine sarıldım
    Benim sâdık yârim kara topraktır
    Beyhude dolandım boşa yoruldum
    Benim sâdık yârim kara topraktırNice güzellere bağlandım kaldım
    Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
    Her türlü isteğim topraktan aldım
    Benim sâdık yârim kara topraktırKoyun verdi kuzu verdi süt verdi
    Yemek verdi ekmek verdi et verdi
    Kazma ile döğmeyince kıt verdi
    Benim sâdık yârim kara topraktırÂdem'den bu deme neslim getirdi
    Bana türlü türlü meyva yedirdi
    Her gün beni tepesinde götürdü
    Benim sâdık yârim kara topraktırKarnın yardım kazmayınan belinen
    Yüzün yırttım tırnağınan elinen
    Yine beni karşıladı gülünen
    Benim sâdık yârim kara topraktırİşkence yaptıkça bana gülerdi
    Bunda yalan yoktur herkes de gördü
    Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
    Benim sadık yârim kara topraktırHavaya bakarsam hava alırım
    Toprağa bakarsam dua alırım
    Topraktan ayrılsam nerde kalırım
    Benim sâdık yârim kara topraktırDileğin varsa iste Allah'tan
    Almak için uzak gitme topraktan
    Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
    Benim sâdık yârim kara topraktırHakikat ararsan açık bir nokta
    Allah kula yakın kul da Allah'a
    Hakkın gizli hazinesi toprakta
    Benim sâdık yârim kara topraktırBütün kusurumuzu toprak gizliyor
    Merhem çalıp yaralarımı düzlüyor
    Kolun açmış yollarımı gözlüyor
    Benim sâdık yârim kara topraktırHer kim ki olursa bu sırra mazhar
    Dünyaya bırakır ölmez bir eser
    Gün gelir Veysel'i bağrına basar
    Benim sâdık yârim kara topraktır
  10. 935
    Kargaşa!
    Anılacak günlerim olmadı mı benim?
    Ayaklarımın korkusuzca çiçeklendiği,
    Silahıma yapışıp sabahın serinliğini beklediğim,
    Kuzey gemileriyle sağır olduğum günler,
    Sepet örmeyi unuttuğum günler olmadı mı?

    Ey geceyi ve kahverengi bir düzeni taşıyan ellerim!
    Yüzümün uğultusuyla şaşırtın beni.
    O karanlık ormanı yangına vurun.
    Çünkü ben de kaçarken ardımda kalanları yakıyorum.
    Ama iyi biliyorum yıldızları,
    Ama yıldızların tanrıların da üstünde parladıklarını,
    Anılacak günlerimin gitgide yokolduğunu biliyorum.

    Kargaşa.
    Ve kolayca yıkılan inançlarım benim,
    Benim en sağlam, en dağınık ellerim.
    Sabahı nasıl tetikte bekliyorum,
    Şafakla damar damara seviştiğini görmek için bilgeliğin.
    Ve onarıyorum nasıl hızla kendi gücümü.
    Nasıl bir soylu boşluğa çılgınca kanayorum.

    Ey yangınlar artığı!
    Her yangından arta kalan bir şey,
    Her yangından arta kalan gerçek şey

    Çoğalt beni.

    *yıldızların uzaklığına övgü
    **ismet özel
  11. 936
    Bir havuz kenarında yan yana oturmuşuz;
    Bu su bizim gölgemiz,biziz şeffaf ve temiz.
    Su sesine uyarak bir şarkı tutturmuşuz,
    Açılan güller gibi suda gönüllerimiz.

    Ne vakitten beridir burada oturmuşuz?
    Dünden, hatta bugünden bile yok haberimiz.
    Yaşamanın en güzel noktasında durmuşuz,
    Bir huzur ahengine dalmış gönüllerimiz.

    Uyanabilir miyiz sanki böyle rüyadan?
    Asırlar kadar uzun,müphem ve tatlı bir an,
    Biz o kadar sarhoşuz, o kadar sarhoşuz biz!

    İşte gözlerimizde bu suyun derinliği,
    İçimizdedir işte bu suyun serinliği;
    Biz o kadar, o kadar birbirimiziniz.

    *rüyamız
    **cahit sıtkı tarancı
  12. 937
    Gülüm sözcüğünü bile sevdirir bir şiir.

    de gülüm! De ki: ela bir günde geleceğim
    istanbul darmadağın olacak, saçlarım
    darmadağın. Hepsi, darmadağın!
    üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
    ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
    hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!

    de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
    sevgi, bitmiştir güven!
    güven bana gülüm!
    sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
    hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!

    göreceksin gülüm! Bekle!
    hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
    hainlere, ezilmelere alışacak..
    göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
    işte o vakit bana-doğrudur!-
    şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!

    bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
    sokaklar var, kediler!
    inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
    ölüm inananlar için sessizce
    kara kapli kitaplardan çıkartılacak..
    göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
    artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
    bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!

    • Knk nerelerdesin sen
    • Hayırdır inşallah
    • Seni depresyona sokanı mezara sokarım..
  13. 938
    Aşksız ve paramparçaydı yaşam
    bir inancın yüceliğinde buldum seni,
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    Bitmedi daha, sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.

    Ne dudaklarda yarım şiirler
    Ne solmuş aşk ve deniz
    Uçurumlarda direnen güller
    Törenlerle yakılmıyordu henüz
    Dimdik ayaktaydı bitimsiz coşkular
    Bazen aşılmış
    Bazen aşılmak üzere
    O serdengeçti yaralı tutkular.

    Bir deprem çağının birdenbiresinde
    Önce görevler silahlandı önümüzde
    Sonra kurallar ve kapkara baskılar
    Kesildi sanki sözlerin soluğu
    Türküler yetişmez oldu ahlara
    İşte içlenmenin o en içli anında
    Yalnızca sen kaldın kollarımda
    Yalnızca sen
    Dağlı çiçeklere döndü gözlerin
    Hep mutluluk açtı kırlarımda.

    Su ve ateş çağındaydı soluğumuz
    En umutsuz geceyarılarında
    En ıssız yollarda bırakıldık hep
    Yıkılmadık
    Günün bir yüzünde avuçlarken güneşi
    Bir yüzünde yeniden düştük toprağa
    Korkmadık
    Yüreğimizle parçaladık en sert kayaları
    Filizlenip uzandık dostluğun gökyüzüne
    En bereketli yağmurları
    Hep kendi soluğumuzla yarattık.

    Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
    Aşk ile sevmek bir güzelliği
    Ve dövüşebilmek o güzellik uğruna
    İşte yüzünde badem çiçekleri
    Saçlarında gülen toprak ve ilkbahar
    Sen misin seni sevdiğim o kavga
    Sen o kavganın güzelliği misin yoksa.

    Bir inancın yüceliğinde buldum seni
    Bir kavganın güzelliğinde sevdim
    Bin kez budadılar körpe dallarımızı
    Bin kez kırdılar
    Yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
    Bin kez korkuya boğdular zamanı
    Bin kez ölümlediler
    Yine doğumdayız işte yine sevinçteyiz.

    Bitmedi daha sürüyor o kavga
    Ve sürecek
    Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.

    Adnan Yücel
  14. 939
    “Ama en çok sabretmeyi
    Yalnızken kalabalık olmayı
    Kalabalıktayken de kendimle kalmayı
    Ve sürekli kavga edip
    Durmadan kendimle barışmayı"
  15. 940
    Uç benim boynumun soytarısı
    Kirle her cemreyi bana doğru olan
    Unuttum güçbela soluyan perdeleri
    Dudaklarımı ısırdıkça kabaran akşam
    Unuttum onu da.

    Zaten bir tanım değil midir
    Tavsayan düşüp kalkmalara
    Hüznün hacanası diye bildiğim akşam
    Bir tanım değil midir o kıyısız ellerimiz
    Fırça çekmeye doğru ölümün bacısına
    Parmak atmaya doğru şiir okuyaraktan
    Aşk -bir tanım değil midir-
    Kusturucu güzellikler ardından.
    Her tanım bir ağı parçalıyor gibi çevremizde
    Azgın atlar boşandıkça sesimin avlusundan
    Uç benim boynumun soytarısı
    Dölle ovalı yüreğimi akarsuyunnan
    Göğsümde serinleyen akçıl kuşların
    Esirgeyen bağışlayan DİRENME'nin adıyla
    İndir koynumun yılgısını mor bulutların ordan
    İndir, indir de
    Geceleyin dupduru bir iniltiyi
    Bağrımdaki sağırlıkla değiştirmeye doğru-
    Fırlamayım, bıktım tanımlanmaktan.
    Leş yiyen akçıl kuşları severim çünkü
    Akçıl göçmen kuşları çünkü
    Çünkü özentisiz taşra yanakları
    Gibi çarşılara ilişkin
    Frengili göklerin altında olmak gibi
    Yatırları severim
    Paskalya tatilini.

    Her tanım zorlu kilitlerdir belki de
    Çaput yıldızları aşka dayalı duran
    Uç benim boynumun soytarısı
    Böğrümde avrupalı atları koşuşturan
    Aşkım, tanımım, yanaşmam.

    *davun
    **ismet özel
  16. 941
    "seneler sürer her günüm,
    yalnız gitmekten yorgunum.
    zannetme sana dargınım,
    ben gene sana vurgunum.

    başkalarına gülsem de
    senden uzakta kalsam da
    sevmediğini bilsem de
    ben gene sana vurgunum.

    dağları aşınca başım,
    geri kaldı her yoldaşım,
    gel sevgilim, gel kardaşım,
    ben gene sana vurgunum.

    Gönlüm seninkine yardı,
    Aynı şeyleri duyardı;
    Ayaklarımız uyardı...
    Ben gene sana vurgunum."

    *eskisi gibi
    **sabahattin ali
  17. 942
    elimden gelen bu ben iki kişiyim
    çoğalmak neyse ne azalmak zor
    birisi seni her an bırakıp gittiğim
    öbürü kan gibi tutulmuş seviyor
    ağzındaki acı alnındaki çizgiyim
    gözlerine kirli bir bulut getirdim
    hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor

    elimden gelen bu ben iki kişiyim
    birisi kapadığın kapılardan gitmiyor
    yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o
    bir yerin üşüse onun sıcaklığı
    öbürü en içten çağrını işitmiyor
    hüneri ne dersen duygu kaçakçılığı
    alıp tutmaksa o basıp gitmekse o
    bakışları kıyısız bir deniz uzaklığı

    elimden gelen bu ben iki kişiyim
    ikisi birbirinden çıkmaya uğraşıyor
    bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
    birisi yeni baştan serüvene başlamış
    öbürü silahında son mermiyi yakıyor
    çoğalmak neyse ne azalmak zor
  18. 943
    Aşk çizgisi

    Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?
    Bir aşk çizgisi var her şeyden öte
    O çizgiden başka bütün çizgiler
    Aşkı tüketmede

    Kimi dik çizgilerin kimi paralel
    Eğri büğrüsü, düzgünü, kalını, incesi
    Ve bir gün sarıyor bütün çizgileri
    Ölüm çizgisi

    Bense hep seni çiziyorum kağıtlara, duvarlara
    Yeşillerle, morlarla, mavilerle
    Resmini yapıp adını yazıyorum
    Renk renk çizgilerle

    Tut ki iki noktayız birbirinden uzak
    Bir çizgiyle aramızı birleştiriyorum
    Sonra bir ev yaparak çizgilerden
    İçine seni yerleştiriyorum

    Başlıyoruz geometrik yaşamlara
    Nokta nokta, şekil şekil
    Ve bir tek çizgi oluyoruz seninle, mutlu
    Öbür çizgiler umurumuzda değil

    Her düşünce aşka teğet geçiyor
    Tanığı çizgiler var olduğumuzun
    Bir aşk çizgisi var her şeyden önce
    Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?

    Ümit Yaşar Oğuzcan
  19. 944
    Herkesin
    Bir umudu vardır,
    Bir savaşı,
    Bir kaybedişi,
    Bir acısı,
    Bir yalnızlığı,
    Bir hüznü…
    Çünkü herkesin bir gideni vardır,
    İçinden bir türlü uğurlayamadığı…
  20. 945
    “Bir renk değildir mavi huydur bende
    Ve benim yetinmezliğimdir
    Ve herkesin yetinmezliğidir belki
    Denecektir ki bir süre
    Ve denenecektir
    Bir akşamüstünü düşünmek bir akşamüstünü düşünmekten başka nedir ki.“
  21. 946
    o kadar güçsüzüm ki sesim bile çıkmıyor
    saat üçtür belki dört uyusaydım ya keşke
    uyanmaktan korkmasam yüz yıl uyurum sanki
    ağaçlar, evler, kuşlar bile uykuda
    bir garip, bir tuhaf, bir huysuzum ki sorma.
    sana söyleyemediklerimi bak gaybına söylüyorum
    içinden konuşma!
    bu yeryüzü bu gökyüzü iyi güzel amenna

    her işte bir hayır var doğru bunları geçmeyelim
    ama bıktım artık şerden hayır damıtmaktan
    misal şimdi yan yana uyumak var
    uyumamak da hayır var da
    uyumakta ne mahsur var
    bir güzel olsak ya senle bu anlaşmamazlıklar niye
    secdelere küs alnımda bir kara bir kara
    kalksak gitsek ya şimdi
    belki abant olur belki porsuğun kenarı
    bayram namazından sonra
    ben anlatsam sen anlasan beraberce ağlasak
    ağlamak anlamaktır benimle ağlasana

    ali lidar
  22. 947
    Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
    Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
    Sevmek için güzele mi bakmalı?
    Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
    Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
    Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
    Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
    Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
    Solması için gülü dalından mı koparmalı?
    Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
    Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
    Saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?

    Victor Hugo
    • en bi sevdiklerimden...
    • ortak paydamız olmasından şeref duyarım.
    • o şerefi ben duyarım. bir de ''keder sana yakışmıyor'' şiiri vardır o da çok güzeldir.
  23. 948
    Üçüncü şahsın şiiri
    Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu
    Ağlardım
    Beni sevmiyordun bilirdim
    Bir sevdiğin vardı duyardım
    Çöp gibi bir oğlan ipince
    Hayırsızın biriydi fikrimce
    Ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım
    Felaketim olurdu, ağlardım
    Ne vakit Maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu.
    Ağaçlar kuş gibi gülerdi
    Bir rüzgar aklımı alırdı
    Sessizce bir cigara yakardın.
    Parmaklarımın ucunu yakardın.
    Kirpiklerini eğerdin, bakardın
    Üşürdün içim ürperirdi
    Felaketim olurdu ağlardım.
    Akşamlar bir roman gibi biterdi.
    Jezabel kan içinde yatardı.
    Limandan bir gemi giderdi.,
    Sen kalkıp ona giderdin.
    Benzin mum gibi giderdin.
    Sabaha kadar kalırdın.
    Hayırsızın biriydi fikrimce...
    Güldümü cenazeye benzerdi.
    Hele seni kollarına aldımı...
    Felaketim olurdu, ağlardım...
  24. 949
    Sevgili,
    yetmiyor 'sevgili' sözü
    tek başına.Karşılamıyor
    içimi dolduran duyguyu.
    Oysa ben 'sevgili'
    derken neler
    düşünüyorum bilsen.
    Sonsuz,bir güneş,
    bir yudum rakı,
    çiçeğe durmuş ince bir
    bahar dalı,
    oğlumun sıcak yanağı,
    anamın acılı gözleri,
    babamın tütün kokan eli,
    evimizde ki kuş,
    yarının güzel günleri,
    anlatılması güç binlerce
    duygu ve SEN...
    işte sen
    beni hayata baglayan
    en güzel köprüsün;
    köprülerin en güzelisin.
    sevgilim...güzelim...
    insanı yaşatan
    içimizdeki hayat böceğidir.
    o ölürse
    hayatımızında tadı biter.
    o sakın ölmesin,
    yaşat onu.
  25. 950
    Ağlasam sesimi duyar mısınız,
    Mısralarımda;
    Dokunabilir misiniz,
    Göz yaşlarıma, ellerinizle?Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    Bu derde düşmeden önce.Bir yer var, biliyorum;
    Her şeyi söylemek mümkün;
    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    Anlatamıyorum.