51
mavi yaz akşamları, patikalarda, dalgın,
gideceğim sürtüne sürtüne buğdaylara.
ayaklarımda ıslaklığı küçük otların
yıkasın, bırakacağım başımı rüzgara.
ne bir şey düşünecek, ne bir laf edeceğim;
ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi;
göçebeler gibi uzaklara gideceğim;
mesut, sanki yanımda bir kadın varmış gibi.
arthur rimbaud, çeviri orhan veli
52
Elifbamın yapraklarında
Gemilerim, yelkenli gemilerim.
Giderler yamyamların memleketlerine
Gemilerim, yan yata yata;
Gemilerim, kurşunkalemiyle çizilmiş;
Gemilerim, kırmızı bayraklı.
Elifbamın yapraklarında
Kız Kulesi,
Gemilerim.
Orhan Veli
53
sonra dersinki neden bu kadar çok sigara içersin ne bileyim ben içerim işte dünya güzeli
dal var mı dal
54
BEN OLAYIM
Ben olayım aktığın derenin suyu
Ben olayım her sevgide gülümseyen
Ben olayım gökkuşağının rengiyle
yeniden doğan
Ben olayım resim üzerinde fırça darbesiyle
çizilen yaşam
kopup gelen çılgın anılar…
Ben olayım bir ben olayım sözlerde!
Bizzat ben tarafından yazıldı!!!
55
BENLİĞİMLE BAŞBAŞAYIM
Benliğimle başbaşayım bitap düşmüşüm yollarda
Hatırlıyor musun parklarda oturup o mis gibi orman kokusunu içimize çektiğimizi…
Güzel günlerdi
Virane olmuş anılar
Seni hatırlatır bana,
Vira vira yol almış düdüğü öten gemi,
O siren seslerinde gözgöze bakıştığımız anlar,yepyeni bir umutla uyandığımız o günler
Seni hatırlatır bana,
Söylenen şarkılar bir büyü gibi sarmış benliğimizi
Her söylenişte yeni filizlenen duygular sarar tüm kalbimi
Mısralarımın her kelimesinde konuşuyorsun sanki, o titrek sesini duyar gibi oluyorum
Etrafa yayılan bir melodi gibisin,
Dudağımdan çıkan her hecede senin baş harfin, benimse son harfim
Bir bütün oluyor şiirlerimde
İlham kaynağım biliyorum kaybolmadın
Kaybolmak yenilgidir unutma
Azizlik bir sevgi uğruna fedakarlık olsa gerek…
Gel çık kabuğundan
Uyan artık hayat devam ediyor
Olduğun yerde kal ki ben hep seni seveyim bütün ruhumla…
56
BİR KARLI GÜNÜN SABAHI
Karlı bir günün sabahı
Düşer kar taneleri lapa lapa…
Seyrederim hızla düşen tanecikleri
Hissederim o karın soguklugunu ve kokusunu
sımsıcak yuvamda keyfim yerinde
sokaklarda donanlar ah o donanlar yok mu ?
kendimi alamıyorum düşünmekten
kendi kendime bir ben bır de aklım
bir bütün olup hızla yazıyorum şiirimi
Gökyüzünde hareket eden bulutlar
Kapladı etrafı beyaz bır örtüyle
sanki bitmeyen bir düş gibi…
Canım istanbulum yıne goremeyorum senı saklandın!
Çayımı yudumlarken o dumanı tüten çayımı
Sogugun etkisiyle tutsak olmuş insanlar
Neredeler onlar?
Bilinmez bir sokakta,bilinmez bir caddede …
Umutlar dünyasında yaşayan bizler ne yapıyoruz
Sadece hayata bir camdan bakıyoruz
Gorduklerımız ise yitirilenler
Görmek istediklerimiz yeşeren umutlardır…
57
"beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm
daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri
geceleyin dövdüler dişlerimi tükürdüm
emirgan'la aramız çok eskiden beri yok
niye ölmedim diye bana bozuluyor
ötekiler şurda burda azar azar gördüğüm
çakıdan bozma itler sustalı birileri
fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum
bir vakit omuzlarım tutmadı dişlerimi tükürdüm
boşyerlerime vurdular yumrukları duruyor
gecenin bir saatinde gizlice kustum
bir böcek yürüyordu boynumdan içeri
burnum mu kanıyordu ağlıyor muydum
büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri
ayıran eden çıkmadı susadım su veren yok
kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm
çocuk sıcaklığına sığınıp uyumayı
omzum bir vakit tutmadı dişlerimi tükürdüm
fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum
daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
hiç kimse o halimde görsün istemiyordum
eczane aramak falan aklımdan geçmedi
sıcak bir şeyler içmek otelde motelde
kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm
dağıtılmış suratımı avuçlarına saklamayı
ağlamayı düşünürdüm kim bilir belki de
bir vakit omzum tutmadı dişlerimi tükürdüm
beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm
daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri
senin için dövdüler dişlerimi tükürdüm."
58
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.
Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.
Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.
Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
küçükken evdeki kitaplığımızdaki şiir kitaplarından hep bunu açıp okurdum. akrostişi bu şiirle öğrendim. hiç şiir bilmeyen ben bu şiirin çoğu kıtasını ezbere okuyabilirim.
59
...başarısız boktan bir kış geçirdik
kanımız bile doğru dürüst akmadı
bir sürü çocuğu öldürdüler...
60
Hicran destanını kendinden oku,
Mecnun'dan duyup da rivayet etme.
Aşkın Leyla'sını gördünse söyle.
Söz temsili bulup hikayet etme.
Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,
Senin aradığın zevk, sefa düğün.
Tutacağın işi önceden düşün;
Daha ilk adımda nedamet etme.
Sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.
İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın,gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme.
Kabe'den maksadın varmaktır yara,
Kör gibi tapınma, kara duvara,
Hızır'ı ararsan kendinde ara,
Bulamadım gibi rezalet etme.
Muhabbet herkesin aklını çelmez,
Gönül viranesi kolay düzelmez.
Alemden çekinme bir zarar gelmez,
Sen kendi kendine hıyanet etme.
Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
Neyzen gibi aklın yarda olmasın,
Özründen çok büyük kabahat etme.
-neyzen tevfik
61
Bu gece şiirin kendisi ben olmaya karar verdim. Şiir=ben
62
Bir gün gidersem uzaklara doğru,
Beni özler misin?
Burada olmadığım için arkamdan gözyaşı döker misin?
Ağlar mısın yastığına sarılarak?
Bunları yapacağını düşünüyorsan
Huzurla gidebilirim, ama kal dersen kalırım
Seni sen olduğun için seviyorum
O güzel ruhun benim için en güzel hediye
Ruhtan hediye mi olur diye iç geçirenlere sesleniyorum
Ondan daha iyi bir hediye yoktur.
Sev o ruhu hem de tüm kalbinle, sev ki o da sevsin
Onu mutlu et, ona istediğini ver
Baki olan budur
(Samimiyazar82)
63
Ben o yazdıklarımı ancak sana yazabilirdim.
çünkü şu kainat denen nesnenin içinde en çok sevdiğim yürek, üstüne en çok titrediğim insan kalbi senin göğsündekidir.
Bu da benden olsun.
64
Sızlayan yüreğim özgür olmak ister
Özgür olmak ister ki, huzur bulsun
Huzur bana uzaklardan selam yolluyor
Ay be huzur bir türlü yanına gelemedim ki...
Lakin sen de gelmedin!
Nerelerdesin terk-i diyar eyledin
Korkutuyorsun beni
Ah huzur ah!
İnce bir çizgi üzerindeyim
Sen gelirsin diye...
Aşkolsun yine gelmedin!
Sen gelmedin belki ama ruhumu kemirmek isteyen bir fare geldi
O fare mi?
Evet, o fare, işte o fare artık aç değil!
Çünkü çoktan nasibini aldı
Sakın karşıma çıkma bir daha sayın fare!
65
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünüm benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çikar madem ki yar vardır
Yoktanda vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Gögsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
www.exkutupsozluk.com/...
66
she had blue skin.
and so did he.
he kept it hid
and so did she.
they searched for blue,
their whole life through,
then passed right by-
and never knew.
-shel sliverstein.
67
I.
Benim o hep fırtınalarla boğuşan ruhum
Yorulmuyor yaşamaktan.
Midyat’lı bir gümüş ustasıdır, süryani
Ve yüzündeki çıban gibi
Yüreğinde yaralar
Taşımaktan.
Yorulmuyor yorulmuyor
Ağır işçi
Kedere ve aşka çalışmaktan
Kiminde peçeli bir gülüş çağırıyor
Kiminde kovuluyor kapılardan.
2.
bak sabah yaklaşıyor birazdan ufuk
moraracak
sevgilim çıplak sokaklarında
ayak seslerim dolaşsın
yasak
ırmaklarında yıkanayım
avuçlarına karlı öpüşler
bırakayım
rüzgar
unutulmuş
bir dağ çeşmesine
götürsün bizi.
Zamanın saatleri unuttuğu
Şavkıyan bir dağ çeşmesine.
3.
ey eflatun aşk
bana eflatun yağmurlar
yağdırabilir misin
getirebilir misin geçen günleri geri
tutup yıldızları yanıma oturtabilir misin
sana neyi anlatayım
her sarnıç küflü bir yağmuru
her sevda bir ayrılığı yaşar.
Behçet Aysan
68
Kedi kadının yanındaydı,
Kadın gecenin yanındaydı.
Kedi gitti geceye değdi,
Karardı,
Döndü kadına değdi.
Bir kadın portresi belirdi;
Elinde siyah bir gül vardı,
Kucağında kırmızı bir kedi.
Özdemir Asaf
69
Sonra fark ettim ki
Su akıyor rüzgar esiyor
Yağmur yağıyor.
Her şey yine ve aynı şekilde oluyor.
Öyle bir yere geldim ki sıcak ve soğuk aşk ve nefret,
savaş ve barış, üşümek ve sonrası mahkeme.
Gitsem ayrılık oluyor.
Kalsam çöl
gidersen bende hasret olur ve belki beni sevenler de özler
ama anladım ki özlemden de hiç kimse ölmüyor
ama ben ölüyorum.
Nefes alıyorum önemsiyorum ve gitmek istiyorum .
Anladım ki hasret yeni bir aşka kadar sürüyor
sevdiklerim ve beni sevenler bağışlayın
su akıyor ve ben gidiyorum.
Bir nehir ki ömrüm taşır bin yıllık kavgasını yurtsuz aşklarını
bir nehir ki ömrüm yüreğim baş eğmez bir haylaz
buzun ateşe değdiği zaman
terin toprağa, gülün yaprağa
ışığın suya değdiği zaman
dudaklarım, gözlerinde
aşkı içeceğiz
bir mavzer buğusunda
gözlerim kıyısında
hazar'ın büyüsünde
soğan kırıp zafere
aşkı içeceğiz.
tuncay akdoğan
70
girdim ki abanoz sokağına
anamızın amına karlar yağıyor
soydaşım orospular;
rum patronlarının şiltelerini bıçaklayıp
pamuğunu aşağıya saçmışlar
hemi de istiklal marşı okuyorlar
oksicenli saçlarıyla pencerelerden.
can yücel
71
Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler
Bir tek günümüz geçmiyor ahsız ofsuz
Bir tek günümüz geçmiyor borçsuz harçsız
Bir tek günümüz be yahu, bir tek günümüz oh diyesi
Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler
Yahu kimin bu topraklar
Yahu kimin bu denizler
Bu ormanlar bu tirenler bu gemiler uçaklar
Bu madenler kimin yahu?
Kıydılar alımıza morumuza bu pezevenkler
Kıydılar yazımıza baharımıza
İşimiz gücümüz mayın taramak
İşimiz gücümüz ölü taşımak
İşimiz gücümüz umuda yatmak
Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler
Hasan Hüseyin Korkmazgil
72
Sen güneşi seversin
Bu şehirde gece olmaz
Sen sarıyı seversin
Bu şehrin evlerinde her şey sarıdır
Sen Beethoven'ı seversin
Bu evlerde onun müziği çalınır
Tanrı'nın sesi gelir pencerelerden
Perdeler bir açılır bir kapanır
Bir güler bir ağlar piyano tuşları
Bu şehrin bütün evleri senin
Bütün kapıların anahtarı sende
Bu şehrin kaderi senin alnına yazılmış
İnsanlar senin için yaşar bu şehirde
Ümit Yaşar oğuzcan
73
Ercan İntaş - Ben Deliyim
Ben deliyim…
Yorgun ve yalnızım kaldırımlara misafirim…
Gecenin gözleri üzerimde.
Denizin ortasında küçük bir
adayım, yüzme bilmem…
Yüreğimi bir yere bırakmışım,
bıraktığım yerden çok uzaklardayım.
Kapıları kapatmışım üstüme,
sürgüleri beynime çekmişim.
Hey… Hey sana diyorum!
Sabreden derviş!
Bana da sabretmeyi öğretsene?
Ben deliyim, ama çok şey bilirim.
Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana…
Sonların başladığı yerden,
Başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.
Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir
istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim…
Ben deliyim…
Yağmurun yağması benim için romantik değildir,
ben kurşun yağmurlarını bilirim.
Benim güneşim batmaz,
dünyam dönmez,
Ay'ım hep mehtap halindedir,
Rüzgârlarım doğudan eser…
Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,
Mezem ise bir dilim umut…
Ezbere bilirim yaşamayı,
Yaşarken savaşmayı…
Ben deliyim…
Benim mevsimim değişmez sadece bahardır,
Kuşlardan sadece güvercini bilirim,
Yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
İnsanlardan yalnız çocukları severim,
Onları da büyüyünceye kadar..
Ben deliyim…
Benim tanrım yoktur..
Bir çift göze, bir güler yüze taparım…
Bazen en içten gülüşe aşık olurum,
En güzel kahkahayı “İlah!” ilan ederim,
Dokunuşunda bir kızıl elmanın,
Bazen kendim bile çözemem kendimi,
Bulmacaya benzerim..
Kimi zaman soldan sağa bir nota,
Kimi zaman yukardan aşağıya
eski Mısır'da bir tanrıyım…
Bağıra bağıra şarkılar söylerim,
Sessiz sessiz şiirler yazarım.
Bilmediğim yerlerin,
Tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim…
Aşık olduğum yüzlere sarkılar bestelerim,
Ozan olurum, aska aşığımdır,
Sevdiğimi göklerde yürütürüm de,
Kendimi cehennemin yedinci katında ağrılarım
Ben deliyim…
Kendimle sohbet eder,
Kendi kendime gülerim.
Telefon kulübeleriyle kavga ederim.
Asfaltın siyahında kaybolup,
Düşüncelere dalarım.
Çıkmaz sokaklarda kendimi ararım,
Bir de güzel hayaller kurarım…
Hayal kurmayı çok severim,
Biriyle hayal kurmayı daha bir severim ama,
Siyah bir deri koltukta öperim kadınımı,
Bir beyaz gömlekli psikoloğumu mesela,
Bazen vucudunda kaybederim kendimi,
Sonra hayallerimle beraber suya düşerim.
Bir düş'tü…
Suya düştü der, hayıflanırım..
Ben deliyim…
Çayım sekiz şekerlidir,
Sigara üstüne sigara yakarım.
Sonra hatırıma gelir,
Sigara içmem ki ben?
Nargileyi pek severim ama,
Tophane'de, elmalı olsun!
Çekin oradan hemen!
Haydi oglum! Biraz hizli,
Yetismem gereken bir vapurum var,
8:15 vapuru,
Parayı sevmem ama para için çalışırım.
Çalışırken annemi düşünürüm ağlarım..
Alnımın teri gözyaşlarıma karışır…
Babamın otobüsüyle geçmişe yolculuk yaparım…
Babamı özlerim…
Ananemin masallarıyla ,
Annemin radyodan ezberlediği
Türk sanat müziği şarkılarını hiç bıkmadan defalarca dinlerim..
Dört yaşında aşık olduğumu,
Ablamla vardiyalı kullandığımız çadır bezinden çantayla okula başladığımı görürüm..
Sonra babamın
Başımı hiç dayamadığım omuzlarında uykuya dalarım..
Rüyalar görürüm uyandığımda hiçbirini hatırlayamadığım…
Ben deliyim…
Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,
Ben köyleri ve yürekleri yakılmış insanlar görürüm.
Kimsenin düşmanı değilim kimseye dost olmadım..
Ben yabancıyım bana..
Söyleyemediğim düşüncelerim vardır..
her akşam ayrı bir meydanda
Atatürk heykelinin karşısında,
Olmayan aklımı darağacına asar, ipini çekerim….
Deniz gibi…
Bir özgürlük türküsüne kurban ederim kendimi,
Her gece bitmeden!
Deniz'im ben!
Devrimin bekçisiyim!
Ben deliyim..
Ben buralara ait değilim.
Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,
Surlarla çevrili bir şehrim,
On ikiden sonra volta attığım caddelerim
Kızıl sakallı bir dayım bir de kara saçlı yarim var benim..
Koyu kahve gözleri var bir de,
Neyse ki konumuz bu değil…
Ben deliyim…
Çizilmiş sınırları reddetmişim.
Ben Hakkaride düşen çığ,
Şırnak'ta kömür yatağıyım,
Eskişehir'de tabut hücre
Nevşehir'de pari bacalarıyım..
Maraş'ta katliam
Marmaris'te orman yangınıyım.
Tunceli'de ozanların sazı
Erzurum yaylasında çoban kavalıyım
Diyarbakırlı yedi kardeş burcu
Akhisar'daki o zeytin ağacıyım,
Şekerini yediğin…
Almanya'da yıkılmış bir duvar
Amerika'da bağımsızlık heykeliyim
Fransa'da yıllanmış bir şarap
İngiltere'de özgürlük meydanıyım
Somali'de aç bir çocuk
Hollanda'da bir gram kokainim,
Irak'ta mülteci kampı
İran'da rejim muhalifi bir demokratım,
Brezilya'da görkemli bir festival,
Kadınların dolgun kalçalarıyım,
Suriye ile Lübnan arasında Beka vadisiyim
Bir Kürdüm ben teslim ol çağrılarına ateşle karşılık veren
Bir militanım sırtımdan vurulmuşum bedenim dört parça..
Direniş koltuk değneğim..
Alnımdaki üç renkli bayrağı göğsümün kafesinde
özgürlük türküsü öten yaralı kuşla dalgalandırırım..
Ölüm kurşun olup yağar üstüme,
binlerce kez öldürülmüş ama ölmemişim.
ben sıratın cambazı,
doğal bir felaket,
Sosyal bir belayım..
Ben deliyim.
Duygularım hep sansüre uğramış,
Bir fahişenin hayatı gibi yalancıdır gözyaşlarım…
İplerim inceldiği yerden koptu kopacak
Ve ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr.
Kimi özlediğimi bilmeden hasretin en yoğun halini yaşarım.
Ahh içimden dağıtmak gelir,
dağıtamam ya,
Kendimi dağıtırım.
Gözlerimin kahverengisi gitgide koyulaşır,
insanlarınki kankırmızılaşır.
Bakamam kimsenin yüzüne,
sevgiye muhtaç bir yavruya dönerim
Kalbim titrer..
Ben deliyim..
Susturucu takılmış bir silah,
Saati durmuş bir bombayım..
Haykırırım ama duyuramam sesimi…
Yine de sardığım tütünde,
Yaktığım cigarada bulurum
Mutluluğu…
Sonra yine hatırıma gelir,
Yahu ben sigara içmem ki!?
Dumanı şehrimin üstüne iner efkarım ağlamamaya yemin etmiş gözlerim,
Ben deliyim..
Unutulmuş bir hatıra
Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim
Çorbama kinimi doğrar,
öfkemi kaşıklarım.
Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından,
Başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı çivileyip gökyüzüne seni seyrederim,
Sonra bir bidon gök kuşağı döküp üstüne yakarım seni
Külünle birlikte zamana savrulurum.
Ben deliyim…
Zülfüm her gece ihanetler rıhtımında ciğerinin üzerinde sevdasını kurşuna dizer..
Geceyi ikiye bölerim bir parçasına gece yarısı derim
Öbür parçasına yürek yarısı..
Şafaktansa bir parça aydınlık koparıp ekmeğime sürer.
Üstüne demli bir kuş cıvıltısı içerim..
Sonra hayatın adını yalan koyarım…
Ben yüreklerde ünlem,
Kafalarda soru işaretiyim.
Ben deliyim…
Bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.
Bir uçtan bir uca kurumuşum.
Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim…
Kar yağar üşür,
güneş vurur kavrulurum.
Kimisi tükürür, kimisi öper;
Tükürene mezar, öpene lalezâr olurum..
Ben nehirlerin yatağı,
Dağların mekanı,
Şeytanın babasıyım..
Ben deliyim…
Mutluluğu uzaktan seyrederken,
cebimde küçük umutlar biriktiririm,
gözlerimin kapının eşiğine
Duvardaki fotoğraflara takıldığı saatlerde
Kendimi param parça olmuşluğun,
tükenmişliğin koynunda bulurum.
İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir,
Hep içime atarım,
Amma!
Kendimi içine atacak yer bulamam.
Anlamayana az gelirim,
anlayana çok…
Ne yarınlar bir şey bekler benden,
Ne de ben bir şey beklerim yarınlardan…
Beni anlatan şiirdir.
74
Minareler süngü,kubbeler miğfer,
Camiler kışlamız, müminler asker,
Bu ilahi ordu dinimi bekler,
Allahu Ekber,Allahu Ekber.
en sevdiğim sağcı şairlerden olan ziya gökalp'ın 'minareler süngünümüz' adlı şiirinin son nakaratıdır. gerçek bi bilgide vereyim; bu aynı zamanda da bir asker duasıdır.
75
uzaklara öyle bir bakışın vardı kafeteryada,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
↑