kayıt

geceye bir şiir bırak

  1. 51
    mavi yaz akşamları, patikalarda, dalgın,
    gideceğim sürtüne sürtüne buğdaylara.
    ayaklarımda ıslaklığı küçük otların
    yıkasın, bırakacağım başımı rüzgara.

    ne bir şey düşünecek, ne bir laf edeceğim;
    ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi;
    göçebeler gibi uzaklara gideceğim;
    mesut, sanki yanımda bir kadın varmış gibi.

    arthur rimbaud, çeviri orhan veli
  2. 52
    Elifbamın yapraklarında
    Gemilerim, yelkenli gemilerim.
    Giderler yamyamların memleketlerine
    Gemilerim, yan yata yata;
    Gemilerim, kurşunkalemiyle çizilmiş;
    Gemilerim, kırmızı bayraklı.
    Elifbamın yapraklarında
    Kız Kulesi,
    Gemilerim.

    Orhan Veli
  3. 53
    sonra dersinki neden bu kadar çok sigara içersin ne bileyim ben içerim işte dünya güzeli

    dal var mı dal
  4. 54
    BEN OLAYIM

    Ben olayım aktığın derenin suyu
    Ben olayım her sevgide gülümseyen
    Ben olayım gökkuşağının rengiyle
    yeniden doğan
    Ben olayım resim üzerinde fırça darbesiyle
    çizilen yaşam
    kopup gelen çılgın anılar…
    Ben olayım bir ben olayım sözlerde!

    Bizzat ben tarafından yazıldı!!!
  5. 55
    BENLİĞİMLE BAŞBAŞAYIM

    Benliğimle başbaşayım bitap düşmüşüm yollarda
    Hatırlıyor musun parklarda oturup o mis gibi orman kokusunu içimize çektiğimizi…
    Güzel günlerdi
    Virane olmuş anılar
    Seni hatırlatır bana,
    Vira vira yol almış düdüğü öten gemi,
    O siren seslerinde gözgöze bakıştığımız anlar,yepyeni bir umutla uyandığımız o günler
    Seni hatırlatır bana,
    Söylenen şarkılar bir büyü gibi sarmış benliğimizi
    Her söylenişte yeni filizlenen duygular sarar tüm kalbimi
    Mısralarımın her kelimesinde konuşuyorsun sanki, o titrek sesini duyar gibi oluyorum
    Etrafa yayılan bir melodi gibisin,
    Dudağımdan çıkan her hecede senin baş harfin, benimse son harfim
    Bir bütün oluyor şiirlerimde
    İlham kaynağım biliyorum kaybolmadın
    Kaybolmak yenilgidir unutma
    Azizlik bir sevgi uğruna fedakarlık olsa gerek…
    Gel çık kabuğundan
    Uyan artık hayat devam ediyor
    Olduğun yerde kal ki ben hep seni seveyim bütün ruhumla…
  6. 56
    BİR KARLI GÜNÜN SABAHI

    Karlı bir günün sabahı
    Düşer kar taneleri lapa lapa…
    Seyrederim hızla düşen tanecikleri
    Hissederim o karın soguklugunu ve kokusunu
    sımsıcak yuvamda keyfim yerinde
    sokaklarda donanlar ah o donanlar yok mu ?
    kendimi alamıyorum düşünmekten
    kendi kendime bir ben bır de aklım
    bir bütün olup hızla yazıyorum şiirimi
    Gökyüzünde hareket eden bulutlar
    Kapladı etrafı beyaz bır örtüyle
    sanki bitmeyen bir düş gibi…
    Canım istanbulum yıne goremeyorum senı saklandın!
    Çayımı yudumlarken o dumanı tüten çayımı
    Sogugun etkisiyle tutsak olmuş insanlar
    Neredeler onlar?
    Bilinmez bir sokakta,bilinmez bir caddede …
    Umutlar dünyasında yaşayan bizler ne yapıyoruz
    Sadece hayata bir camdan bakıyoruz
    Gorduklerımız ise yitirilenler
    Görmek istediklerimiz yeşeren umutlardır…
  7. 57
    "beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm
    daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
    büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri
    geceleyin dövdüler dişlerimi tükürdüm

    emirgan'la aramız çok eskiden beri yok
    niye ölmedim diye bana bozuluyor
    ötekiler şurda burda azar azar gördüğüm
    çakıdan bozma itler sustalı birileri
    fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum
    bir vakit omuzlarım tutmadı dişlerimi tükürdüm

    boşyerlerime vurdular yumrukları duruyor
    gecenin bir saatinde gizlice kustum
    bir böcek yürüyordu boynumdan içeri
    burnum mu kanıyordu ağlıyor muydum
    büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri
    ayıran eden çıkmadı susadım su veren yok
    kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm
    çocuk sıcaklığına sığınıp uyumayı
    omzum bir vakit tutmadı dişlerimi tükürdüm

    fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum
    daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
    hiç kimse o halimde görsün istemiyordum
    eczane aramak falan aklımdan geçmedi
    sıcak bir şeyler içmek otelde motelde
    kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm
    dağıtılmış suratımı avuçlarına saklamayı
    ağlamayı düşünürdüm kim bilir belki de
    bir vakit omzum tutmadı dişlerimi tükürdüm

    beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm
    daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
    büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri
    senin için dövdüler dişlerimi tükürdüm."
  8. 58
    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
    Kanadı kırık kuş merhamet ister.
    Ah senin yüzünden kana batacak.
    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

    Ulur aya karşı kirli çakallar,
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
    Mona Rosa bugün bende bir hal var.
    Yağmur iri iri düşer toprağa,
    Ulur aya karşı kirli çakallar.

    Açma pencereni perdeleri çek,
    Mona Rosa seni görmemeliyim.
    Bir bakışın ölmem için yetecek.
    Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
    Açma pencereni perdeleri çek.

    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
    Bende çıkar güneş aydınlığına.
    Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
    Seni hatırlatır her zaman bana.
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
    Işıksız ruhumu sallar da durur.
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

    Ellerin, ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
    Ellerinden belli olur bir kadın,
    Denizin dibinde geziyor gibi.
    Ellerin, ellerin ve parmakların.

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
    Saat onikidir söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana,
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

    Akşamları gelir incir kuşları,
    Konarlar bahçemin incirlerine.
    Kiminin rengi ak kiminin sarı.
    Ah beni vursalar bir kuş yerine.
    Akşamları gelir incir kuşları.

    Ki ben Mona Rosa bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında.
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
    O masum bakışların su kenarında.
    Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
    Henüz dinlemedin benden türküler.
    Benim aşkım uymaz öyle her saza.
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

    Artık inan bana muhacir kızı,
    Dinle ve kabul et itirafımı.
    Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
    Alev alev sardı her tarafımı.
    Artık inan bana muhacir kızı.

    Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
    Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
    Bir gün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
    Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

    Altın bilezikler o kokulu ten
    Cevap versin bu kuş tüyüne.
    Bir tüy ki can verir gülümsesen,
    Bir tüy ki kapalı geceye güne.
    Altın bilezikler o kokulu ten.

    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
    Kanadı kırık kuş merhamet ister,
    Ah senin yüzünden kana batacak.
    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

    küçükken evdeki kitaplığımızdaki şiir kitaplarından hep bunu açıp okurdum. akrostişi bu şiirle öğrendim. hiç şiir bilmeyen ben bu şiirin çoğu kıtasını ezbere okuyabilirim.
  9. 59
    ...başarısız boktan bir kış geçirdik
    kanımız bile doğru dürüst akmadı
    bir sürü çocuğu öldürdüler...
  10. 60
    Hicran destanını kendinden oku,
    Mecnun'dan duyup da rivayet etme.
    Aşkın Leyla'sını gördünse söyle.
    Söz temsili bulup hikayet etme.

    Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,
    Senin aradığın zevk, sefa düğün.
    Tutacağın işi önceden düşün;
    Daha ilk adımda nedamet etme.

    Sevdanın oduna pek güvenilmez,
    Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.
    Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
    Canına kıymazsan seyahat etme.

    İyi bak kabına, olmasın delik,
    Boşuna taşırsın,gider gündelik.
    Anında olmalı, ettiğin iyilik,
    Alem duysun diye, inayet etme.

    Kabe'den maksadın varmaktır yara,
    Kör gibi tapınma, kara duvara,
    Hızır'ı ararsan kendinde ara,
    Bulamadım gibi rezalet etme.

    Muhabbet herkesin aklını çelmez,
    Gönül viranesi kolay düzelmez.
    Alemden çekinme bir zarar gelmez,
    Sen kendi kendine hıyanet etme.

    Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
    Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
    Neyzen gibi aklın yarda olmasın,
    Özründen çok büyük kabahat etme.

    -neyzen tevfik
  11. 61
    Bu gece şiirin kendisi ben olmaya karar verdim. Şiir=ben
  12. 62
    Bir gün gidersem uzaklara doğru,
    Beni özler misin?
    Burada olmadığım için arkamdan gözyaşı döker misin?
    Ağlar mısın yastığına sarılarak?
    Bunları yapacağını düşünüyorsan
    Huzurla gidebilirim, ama kal dersen kalırım
    Seni sen olduğun için seviyorum
    O güzel ruhun benim için en güzel hediye
    Ruhtan hediye mi olur diye iç geçirenlere sesleniyorum
    Ondan daha iyi bir hediye yoktur.
    Sev o ruhu hem de tüm kalbinle, sev ki o da sevsin
    Onu mutlu et, ona istediğini ver
    Baki olan budur

    (Samimiyazar82)
  13. 63
    Ben o yazdıklarımı ancak sana yazabilirdim.
    çünkü şu kainat denen nesnenin içinde en çok sevdiğim yürek, üstüne en çok titrediğim insan kalbi senin göğsündekidir.
    Bu da benden olsun.
  14. 64
    Sızlayan yüreğim özgür olmak ister

    Özgür olmak ister ki, huzur bulsun

    Huzur bana uzaklardan selam yolluyor

    Ay be huzur bir türlü yanına gelemedim ki...

    Lakin sen de gelmedin!

    Nerelerdesin terk-i diyar eyledin

    Korkutuyorsun beni

    Ah huzur ah!

    İnce bir çizgi üzerindeyim

    Sen gelirsin diye...

    Aşkolsun yine gelmedin!

    Sen gelmedin belki ama ruhumu kemirmek isteyen bir fare geldi

    O fare mi?

    Evet, o fare, işte o fare artık aç değil!

    Çünkü çoktan nasibini aldı

    Sakın karşıma çıkma bir daha sayın fare!
  15. 65
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünüm benim
    Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
    Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
    Aşk celladından ne çikar madem ki yar vardır
    Yoktanda vardan da ötede bir Var vardır
    Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
    O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
    Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
    Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
    Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
    Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
    Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
    Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
    Gögsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
    Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili

    www.exkutupsozluk.com/...
  16. 66
    she had blue skin.
    and so did he.
    he kept it hid
    and so did she.
    they searched for blue,
    their whole life through,
    then passed right by-
    and never knew.

    -shel sliverstein.
  17. 67
    I.
    Benim o hep fırtınalarla boğuşan ruhum
    Yorulmuyor yaşamaktan.

    Midyat’lı bir gümüş ustasıdır, süryani
    Ve yüzündeki çıban gibi
    Yüreğinde yaralar
    Taşımaktan.

    Yorulmuyor yorulmuyor
    Ağır işçi
    Kedere ve aşka çalışmaktan

    Kiminde peçeli bir gülüş çağırıyor
    Kiminde kovuluyor kapılardan.

    2.
    bak sabah yaklaşıyor birazdan ufuk
    moraracak
    sevgilim çıplak sokaklarında
    ayak seslerim dolaşsın
    yasak
    ırmaklarında yıkanayım
    avuçlarına karlı öpüşler
    bırakayım

    rüzgar
    unutulmuş
    bir dağ çeşmesine
    götürsün bizi.

    Zamanın saatleri unuttuğu
    Şavkıyan bir dağ çeşmesine.

    3.
    ey eflatun aşk
    bana eflatun yağmurlar
    yağdırabilir misin

    getirebilir misin geçen günleri geri
    tutup yıldızları yanıma oturtabilir misin

    sana neyi anlatayım
    her sarnıç küflü bir yağmuru
    her sevda bir ayrılığı yaşar.

    Behçet Aysan
  18. 68
    Kedi kadının yanındaydı,
    Kadın gecenin yanındaydı.

    Kedi gitti geceye değdi,
    Karardı,
    Döndü kadına değdi.

    Bir kadın portresi belirdi;
    Elinde siyah bir gül vardı,
    Kucağında kırmızı bir kedi.

    Özdemir Asaf
  19. 69
    Sonra fark ettim ki
    Su akıyor rüzgar esiyor
    Yağmur yağıyor.

    Her şey yine ve aynı şekilde oluyor.
    Öyle bir yere geldim ki sıcak ve soğuk aşk ve nefret,
    savaş ve barış, üşümek ve sonrası mahkeme.

    Gitsem ayrılık oluyor.
    Kalsam çöl
    gidersen bende hasret olur ve belki beni sevenler de özler
    ama anladım ki özlemden de hiç kimse ölmüyor
    ama ben ölüyorum.

    Nefes alıyorum önemsiyorum ve gitmek istiyorum .
    Anladım ki hasret yeni bir aşka kadar sürüyor
    sevdiklerim ve beni sevenler bağışlayın
    su akıyor ve ben gidiyorum.
    Bir nehir ki ömrüm taşır bin yıllık kavgasını yurtsuz aşklarını
    bir nehir ki ömrüm yüreğim baş eğmez bir haylaz
    buzun ateşe değdiği zaman
    terin toprağa, gülün yaprağa
    ışığın suya değdiği zaman
    dudaklarım, gözlerinde
    aşkı içeceğiz

    bir mavzer buğusunda
    gözlerim kıyısında
    hazar'ın büyüsünde
    soğan kırıp zafere
    aşkı içeceğiz.

    tuncay akdoğan
  20. 70
    girdim ki abanoz sokağına
    anamızın amına karlar yağıyor
    soydaşım orospular;
    rum patronlarının şiltelerini bıçaklayıp
    pamuğunu aşağıya saçmışlar
    hemi de istiklal marşı okuyorlar
    oksicenli saçlarıyla pencerelerden.

    can yücel
  21. 71
    Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler
    Bir tek günümüz geçmiyor ahsız ofsuz
    Bir tek günümüz geçmiyor borçsuz harçsız
    Bir tek günümüz be yahu, bir tek günümüz oh diyesi
    Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler
    Yahu kimin bu topraklar
    Yahu kimin bu denizler
    Bu ormanlar bu tirenler bu gemiler uçaklar
    Bu madenler kimin yahu?
    Kıydılar alımıza morumuza bu pezevenkler
    Kıydılar yazımıza baharımıza
    İşimiz gücümüz mayın taramak
    İşimiz gücümüz ölü taşımak
    İşimiz gücümüz umuda yatmak
    Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler

    Hasan Hüseyin Korkmazgil
  22. 72
    Sen güneşi seversin
    Bu şehirde gece olmaz
    Sen sarıyı seversin
    Bu şehrin evlerinde her şey sarıdır
    Sen Beethoven'ı seversin
    Bu evlerde onun müziği çalınır
    Tanrı'nın sesi gelir pencerelerden
    Perdeler bir açılır bir kapanır
    Bir güler bir ağlar piyano tuşları
    Bu şehrin bütün evleri senin
    Bütün kapıların anahtarı sende
    Bu şehrin kaderi senin alnına yazılmış
    İnsanlar senin için yaşar bu şehirde

    Ümit Yaşar oğuzcan
  23. 73
    Ercan İntaş - Ben Deliyim
    Ben deliyim… 
    Yorgun ve yalnızım kaldırımlara misafirim…
Gecenin gözleri üzerimde.
Denizin ortasında küçük bir
adayım, yüzme bilmem… 
    Yüreğimi bir yere bırakmışım, 
bıraktığım yerden çok uzaklardayım. 
Kapıları kapatmışım üstüme,
sürgüleri beynime çekmişim.
    Hey… Hey sana diyorum!
Sabreden derviş! 
Bana da sabretmeyi öğretsene?
    Ben deliyim, ama çok şey bilirim. 
Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana…
Sonların başladığı yerden, 
Başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.
Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir
istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim…
    Ben deliyim… 
Yağmurun yağması benim için romantik değildir,
ben kurşun yağmurlarını bilirim. 
Benim güneşim batmaz,
dünyam dönmez, 
Ay'ım hep mehtap halindedir,
Rüzgârlarım doğudan eser…
Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,
Mezem ise bir dilim umut…
Ezbere bilirim yaşamayı, 
Yaşarken savaşmayı…
    Ben deliyim… 
Benim mevsimim değişmez sadece bahardır,
Kuşlardan sadece güvercini bilirim, 
Yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
İnsanlardan yalnız çocukları severim, 
Onları da büyüyünceye kadar..
    Ben deliyim… 
Benim tanrım yoktur..
Bir çift göze, bir güler yüze taparım…
    Bazen en içten gülüşe aşık olurum,
En güzel kahkahayı “İlah!” ilan ederim,
Dokunuşunda bir kızıl elmanın,
Bazen kendim bile çözemem kendimi,
Bulmacaya benzerim..
    Kimi zaman soldan sağa bir nota,
Kimi zaman yukardan aşağıya 
eski Mısır'da bir tanrıyım…
    Bağıra bağıra şarkılar söylerim, 
Sessiz sessiz şiirler yazarım. 
Bilmediğim yerlerin,
Tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim…
Aşık olduğum yüzlere sarkılar bestelerim,
Ozan olurum, aska aşığımdır,
Sevdiğimi göklerde yürütürüm de,
Kendimi cehennemin yedinci katında ağrılarım
    Ben deliyim… 
Kendimle sohbet eder,
Kendi kendime gülerim.
Telefon kulübeleriyle kavga ederim.
Asfaltın siyahında kaybolup,
Düşüncelere dalarım.
Çıkmaz sokaklarda kendimi ararım,
Bir de güzel hayaller kurarım…
    Hayal kurmayı çok severim,
Biriyle hayal kurmayı daha bir severim ama,
Siyah bir deri koltukta öperim kadınımı,
Bir beyaz gömlekli psikoloğumu mesela,
Bazen vucudunda kaybederim kendimi,
Sonra hayallerimle beraber suya düşerim.
    Bir düş'tü… 
Suya düştü der, hayıflanırım..
    Ben deliyim… 
Çayım sekiz şekerlidir,
Sigara üstüne sigara yakarım.
Sonra hatırıma gelir, 
Sigara içmem ki ben?
Nargileyi pek severim ama,
Tophane'de, elmalı olsun! 
Çekin oradan hemen!
Haydi oglum! Biraz hizli, 
Yetismem gereken bir vapurum var,
8:15 vapuru,
Parayı sevmem ama para için çalışırım.
Çalışırken annemi düşünürüm ağlarım..
Alnımın teri gözyaşlarıma karışır…
Babamın otobüsüyle geçmişe yolculuk yaparım…
Babamı özlerim…
    Ananemin masallarıyla ,
Annemin radyodan ezberlediği 
Türk sanat müziği şarkılarını hiç bıkmadan defalarca dinlerim..
Dört yaşında aşık olduğumu,
Ablamla vardiyalı kullandığımız çadır bezinden çantayla okula başladığımı görürüm..
    Sonra babamın 
Başımı hiç dayamadığım omuzlarında uykuya dalarım.. 
Rüyalar görürüm uyandığımda hiçbirini hatırlayamadığım…
    Ben deliyim…
Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,
Ben köyleri ve yürekleri yakılmış insanlar görürüm.
Kimsenin düşmanı değilim kimseye dost olmadım..
    Ben yabancıyım bana..
Söyleyemediğim düşüncelerim vardır..
her akşam ayrı bir meydanda 
Atatürk heykelinin karşısında,
Olmayan aklımı darağacına asar, ipini çekerim….
Deniz gibi…
Bir özgürlük türküsüne kurban ederim kendimi,
Her gece bitmeden!
Deniz'im ben!
Devrimin bekçisiyim!
    Ben deliyim..
Ben buralara ait değilim.
Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,
Surlarla çevrili bir şehrim,
On ikiden sonra volta attığım caddelerim
Kızıl sakallı bir dayım bir de kara saçlı yarim var benim..
Koyu kahve gözleri var bir de,
Neyse ki konumuz bu değil…
    Ben deliyim…
Çizilmiş sınırları reddetmişim.
Ben Hakkaride düşen çığ,
Şırnak'ta kömür yatağıyım,
Eskişehir'de tabut hücre 
Nevşehir'de pari bacalarıyım..
    Maraş'ta katliam 
Marmaris'te orman yangınıyım.
Tunceli'de ozanların sazı 
Erzurum yaylasında çoban kavalıyım 
Diyarbakırlı yedi kardeş burcu 
Akhisar'daki o zeytin ağacıyım,
Şekerini yediğin…
    Almanya'da yıkılmış bir duvar 
Amerika'da bağımsızlık heykeliyim 
Fransa'da yıllanmış bir şarap 
İngiltere'de özgürlük meydanıyım 
Somali'de aç bir çocuk 
Hollanda'da bir gram kokainim, 
Irak'ta mülteci kampı 
İran'da rejim muhalifi bir demokratım,
    Brezilya'da görkemli bir festival,
Kadınların dolgun kalçalarıyım,
Suriye ile Lübnan arasında Beka vadisiyim 
Bir Kürdüm ben teslim ol çağrılarına ateşle karşılık veren 
Bir militanım sırtımdan vurulmuşum bedenim dört parça..
Direniş koltuk değneğim..
    Alnımdaki üç renkli bayrağı göğsümün kafesinde 
özgürlük türküsü öten yaralı kuşla dalgalandırırım.. 
Ölüm kurşun olup yağar üstüme, 
binlerce kez öldürülmüş ama ölmemişim.
ben sıratın cambazı,
doğal bir felaket,
Sosyal bir belayım..
    Ben deliyim.
Duygularım hep sansüre uğramış,
Bir fahişenin hayatı gibi yalancıdır gözyaşlarım…
    İplerim inceldiği yerden koptu kopacak
Ve ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr.
Kimi özlediğimi bilmeden hasretin en yoğun halini yaşarım.
Ahh içimden dağıtmak gelir,
dağıtamam ya, 
Kendimi dağıtırım.
    Gözlerimin kahverengisi gitgide koyulaşır,
insanlarınki kankırmızılaşır.
Bakamam kimsenin yüzüne, 
sevgiye muhtaç bir yavruya dönerim
Kalbim titrer..
    Ben deliyim..
Susturucu takılmış bir silah,
Saati durmuş bir bombayım..
Haykırırım ama duyuramam sesimi…
    Yine de sardığım tütünde, 
Yaktığım cigarada bulurum
Mutluluğu…
Sonra yine hatırıma gelir,
Yahu ben sigara içmem ki!?
Dumanı şehrimin üstüne iner efkarım ağlamamaya yemin etmiş gözlerim,
    Ben deliyim..
Unutulmuş bir hatıra 
Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim
Çorbama kinimi doğrar,
öfkemi kaşıklarım.
Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından,
Başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı çivileyip gökyüzüne seni seyrederim,
Sonra bir bidon gök kuşağı döküp üstüne yakarım seni 
Külünle birlikte zamana savrulurum.
    Ben deliyim…
Zülfüm her gece ihanetler rıhtımında ciğerinin üzerinde sevdasını kurşuna dizer..
Geceyi ikiye bölerim bir parçasına gece yarısı derim
Öbür parçasına yürek yarısı..
Şafaktansa bir parça aydınlık koparıp ekmeğime sürer.
Üstüne demli bir kuş cıvıltısı içerim..
Sonra hayatın adını yalan koyarım…
Ben yüreklerde ünlem,
Kafalarda soru işaretiyim.
    Ben deliyim…
Bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.
Bir uçtan bir uca kurumuşum.
Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim…
    Kar yağar üşür, 
güneş vurur kavrulurum.
Kimisi tükürür, kimisi öper;
Tükürene mezar, öpene lalezâr olurum..
Ben nehirlerin yatağı,
Dağların mekanı,
Şeytanın babasıyım..
    Ben deliyim…
Mutluluğu uzaktan seyrederken,
cebimde küçük umutlar biriktiririm, 
gözlerimin kapının eşiğine 
Duvardaki fotoğraflara takıldığı saatlerde 
Kendimi param parça olmuşluğun,
tükenmişliğin koynunda bulurum. 
İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir, 
Hep içime atarım,
Amma!
Kendimi içine atacak yer bulamam.
Anlamayana az gelirim,
anlayana çok…
    Ne yarınlar bir şey bekler benden,
Ne de ben bir şey beklerim yarınlardan…

    Beni anlatan şiirdir.
  24. 74
    Minareler süngü,kubbeler miğfer,
    Camiler kışlamız, müminler asker,
    Bu ilahi ordu dinimi bekler,
    Allahu Ekber,Allahu Ekber.

    en sevdiğim sağcı şairlerden olan ziya gökalp'ın 'minareler süngünümüz' adlı şiirinin son nakaratıdır. gerçek bi bilgide vereyim; bu aynı zamanda da bir asker duasıdır.
  25. 75
    uzaklara öyle bir bakışın vardı kafeteryada,
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.