kayıt

suskunlar

  1. 26
    İzlemeye başladım bu hafta , şimdi 18. Bölümdeyim . İlk sezon efsane . Bakalım 2 nasıl .
  2. 27
    bir dizi.
  3. 28
    ilk kez ve yeni izlemeye başladığım dizi.ezel gibi nadir yapımlardan sanırım.
  4. 29
    En can alıcı repliği entry içerisindedir :Deli gibi ulan! Deli gibi seviyorum ben seni. Şu kadardan beri.. Ama artık istemiyorum anlamıyor musun? Hayatım boyunca elini tutamayacağım bi kadını sevmek istemiyorum ben. 34 yaşındayım bi seni sevdim çok saçma. Çok saçma ulan! Buradasın dokunamıyorum çok saçma.. İçim gidiyor sarılamıyorum çok saçma.. Seni bilmem ama ben artık dokunabileceğim bir insanı sevmek istiyorum. Sabah onla uyanmak istiyorum, ona sarılmak istiyorum, öpmek istiyorum. Ben Seni sevmek istemiyorum!”
  5. 30
    Az önce yutupdan '34 yaşındayım, çok saçma' ve 'dokundular mı oğlum sana' kısımlarını izlediğim dizidir.
    Daha iyisi gelmedi sanırım, bende derin psikolojik izler bırakan bir diziydi.
  6. 31
    kelimelerin tarifsiz kaldığı;
    bırak başkasına anlatmanın, okuyup anlamanın; hazetmenin bile zor olduğu ihsan oktay anar şaheseri.

    ihsan oktay anar dendiği zaman herkesin aklına puslu kıtalar atlası gelir (doğal olarak)
    ancak şunu diyebilirim ki, puslu kıtalar atlasını okurken, sona geldiğimde ufak bir hayal kırıklığı yaşamış; kitabın başında yer alan heyecanı ve tatmin ediciliği bulamamıştım.
    amat eserini okuduğumda, bu eksikliğin olmadığını hissedip mutlu olmuştum ve etkilenmiştim; ancak amat'ta yer alan atıflar çok bariz ve kolay ulaşılabilirdi.
    suskunlar ise, ne puslu kıtalar atlası'ndaki gibi "eksik bir şeyler var!" havası bırakıyor ne de amat gibi kolay çözülebiliyordu.

    peki neydi suskunlar'ı benim için bu kadar "özel" kılan şey?
    bir kaç örnekle çok detaya girmeden örneklendirmek isterim; ancak uyarmalıyım, buradan sonrası kitabı okumayanlar için spoiler içermektedir!

    -- spoiler için tıkla --


    "batın'ın oğlu zahir"

    tüm atıfların en güzelidir belkide bu kitap içerisinde.

    kelime anlamı olarak (özetle);
    "zahir", göz ile görülebilen, algılanabilen demektir.
    "batın" ise bu algının dışında kalan, beş duyu organıyla algılanamayandır.

    kitabın en sonunda, batın hazretlerinin geldiğini, davud, ruhunda hisseder. görmeden, duymadan, dokunmadan; onun varlığına dair fiziksel bir kanıta ihtiyaç duymaksızın gidip duvarın dibine çöker; ama batın oradadır, bunu bilmekte, hissetmektedir.

    zahir ise herkeslerce görülür, bilinir, dinlenir ve hatta dövülür.

    batın yalnızca bilinir; zahir ise herkesçe görülür ve algılanır.

    ***

    kitabın içerisindeki atıflar, en az amat kitabında olduğu kadar beni benden aldı. özellikle zahir'in ilk ortaya çıktığı zamanda, çarşı içerisinde yürürken arkasına takılıp onu takip eden musiki üstadlarına dönüp bakması ve 12 kişi sayması, kavunu uzatıp "bu benim etimdir, yiyin..." ve rakıyı uzatıp "bu da benim kanımdır, için..." demesi;

    habil ve kabil atfı/hikayesi;
    batın'ı hiç kimsenin görmemesi ama bilmesi, hissetmesi...
    batın'ı yakalamak için yapılan baskında yer alan tasvirler -ki edebi bir eserden ilk kez bu kadar etkilendiğimi hissetmeme sebep olmuştu-


    -- spoiler --


    işte böyle etkileyici bir eserdir suskunlar
  7. 32
    İlk olarak ne alaka şimdi bu demeyin çünkü ben diziyi daha yeni yarıyıl tatilinde izledim.
    takoz irfan başlığını görünce aklıma geldi, birkaç şey yazayım dedim.

    Suskunlar, Tims Productions tarafından yapılmış. Yönetmenliğini Çağrı Lostuvalı ve Hatice Memiş'in yaptığı dizinin senaryosunu Pınar Bulut ve Anıl Eke yazmıştır.
    Bunlar genel bilgiler.

    Ben kendimde olan etkilerinden bahsetmek istiyorum. Diziyi izlemeden yıllar önce sleepers filmini izlemiştim. Ve çok beğenmiştim. Zaten kim beğenmemiştir ki o filmi. Gerek oyunculuk olsun, gerek konu..
    Neyse.
    Diziyi bir arkadaşımın isteği üzerine izlemeye başladım. Arkadaşımın çok yakın bir dostu geçen sene eylül aylarında annesini öldüren babasını öldürüyor ve şu an hapiste. Arkadaşı Aklına geldikçe ağlıyor falan. Bir gün sohbet ederken bana arkadaşı aklına geldikçe bu diziyi izlediğini söylemişti. Bana da izlememi söyledi ısrarlar üzerine. İzledim, tahmini üç ya da dört günümü aldı. Ama resmen yaşlandım diziyi izlerken. Tahmini bir on yaş kadar. Hele bu kadar acının gerçek olduğunu bilmek. Hissedildiğini bilmek.

    Komik ama bir dikkatsizlik sonucu serçe parmağımı kırdım ben bugün, acısı anamı ağlattı. Fiziksel bir acı. Bir gün sürer belli iki gün.

    Peki ya insanın ruhunun acıması? İçinin acıması?.. çok zor ya. Düşünmeye başladığım an bile yaşlanmaya başlıyor gözlerim.

    Hele hapisteki son günleri Yok mu..
    Çocuğu yere yatırışları ve sonrasında gelen daha fazla acı.

    O kadar görevli insan varken, hiçbirinin yardım etmemesi...
    Daha fazla acı.

    Yok olan hayatlar, var olamayacak hayaller, yitip giden umutlar, kaybedilen benlikler...
    Bunlar hep daha fazla acı.

    Aşk da var bu dizide ama yengesiyle yatmıyor kimse ya da zoraki evlilik yok veya Doğu töresi içermiyor.. çoğumuz anlamayız belki ama saf sevgiyi, aşkı konu almış bu dizi.
    Sevipte kavuşamanlar ya da kavuşupta buluşamayanlar var bu dizide.

    Herkesin bir acısı var ama paylaşacak kimsesi yok. Acı, dert paylaştıkça azalır ama 8 yaşındaki bir çocuğun acısı paylaştıkça... ne olur bilmiyorum.

    Neyse ben uzattım, salak gibi ağlamaya da başladım. Biraz da esaretin bedeli izleyeyim ağlamaya başlamışken :)
  8. 33
    bak yine girdim triplere ..
    www.youtube.com/...
  9. 34
    "benim adım ibo. göstermem ama otuz yaşındayım. babam ben çocukken öldü. bir annem var, onunla yaşarım.

    benim adım ibo. kimseye bi' kötülük etmedim hayatımda. yalan söylemedim, haram para yemedim. baklava çaldım bir tek... onu da fazla fazla ödedim.

    benim adım ibo. allah'a inanırım. daha bi' kadına dokunmadım hiç. 7 yaşından beri oruç tutarım, bayramları çok severim, bi' de çocukları...

    benim adım ibo. köfte satarım. okulu bitirmedim, liseden terk. en çok ona yanarım. bi' de gülten'e yüz görümlüğü alamadım, ona çok üzülüyorum...

    ibo benim adım. bence iyi bi' insanım. yani sanıyorum ki; iyi bi' insanım. başıma kötü şeyler de geldi ama niye diye sormadım. çünkü allah'tan korkarım.

    ama şimdi... şimdi biri benden bi' şey aldı, yerine koyamıyom..."

    youtu.be/...
  10. 35
    "benim adım ibo. göstermem ama otuz yaşındayım. babam ben çocukken öldü. bir annem var, onunla yaşarım.

    benim adım ibo. kimseye bi' kötülük etmedim hayatımda. yalan söylemedim, haram para yemedim. baklava çaldım bir tek... onu da fazla fazla ödedim.

    benim adım ibo. allah'a inanırım. daha bi' kadına dokunmadım hiç. 7 yaşından beri oruç tutarım, bayramları çok severim, bi' de çocukları...

    benim adım ibo. köfte satarım. okulu bitirmedim, liseden terk. en çok ona yanarım. bi' de gülten'e yüz görümlüğü alamadım, ona çok üzülüyorum...

    ibo benim adım. bence iyi bi' insanım. yani sanıyorum ki; iyi bi' insanım. başıma kötü şeyler de geldi ama niye diye sormadım. çünkü allah'tan korkarım.

    ama şimdi... şimdi biri benden bi' şey aldı, yerine koyamıyom..."
  11. 36
    şuan yutupta çoğu ahmet kaya şarkısının klibi haline getirilen sahneleri içeren dizi. güzel diziydi ele aldığı konu önemliydi.
  12. 37
    her yönüyle, harikulade bir ihsan Oktay romanıdır. yetmiş karakter ne lan.
  13. 38
    tüm eserlerini en az 2 kez okumuş biri olarak suskunlar'ı muhtemelen 4 kez falan okudum ve tek kelime ile ihsan oktay anar üstadın ustalık eseridir.
    ilk çıktığı zaman yanlış değilsem, kadıköy'e gitmiştim de almıştım.
    yalan söylemeyeyim ama galiba 2007 idi ve ilk baskısı 40.000 adet gibi o dönem için yüksek bir adette basılmıştı.
    girişin girişi şu şekildedir;
    "kulak eğer gerçeği anlarsa gözdür."
    mesnevi, II, 871 - Süleyman nahifi çevirisi

    son anda aklıma gelen spoiler editi: ulan ne gülmüştüm bu karaktere, her okuduğumda da kopuyorum yine..
    (bkz: alessandro perevelli)
    (bkz: pereveli hacı iskender efendi)
  14. 39
    özgün değildir. 1996 yapımı sleepers (kardeş gibiydiler) filminin uyarlamasıdır. türkçe viki sayfasında bile belirtilmiyor bu detay. okuyun, yararlanın tabi ama kaynak muamelesi yapmayın vikiye. türkçe vikinin ne kadar güvenilmez olduğunun bir kanıtıdır.
    www.sinemalar.com/...