kayıt

Yaprak'ın sarhoşken yazdıkları

  1. 55
    bi şarkı yazıp "bu şarkıyla şunu şunu dedim" laflarını etmeyi bende isterdim. ama beylik laflar etmeyi bilmez söze gelince dilim. Ya da "bu şarkıyı şuna yazdım" diyesi gelir bazen insanın da kim olduğunu dan diye açık eder adı gizlinin. bekleyişler içinde bekler bazen o şarkının ihtimal olmasını insan. yazılmamış olan o beste o güfte.. kimleri atmosferine köle etse?? kimleri köle etse hepsi ayan, kimleri köle etse hepsi aymaz... kapına köleyim dese biri inanır mıyım? ya vurup kapıyı çıkarken aklı neredeydi? işte aynı ağızdan farklı ağızlara dağılan bu ikilem beni bitirdi. burayı okusa anlayacak çok az insan olduğu aleni. kelimeler sarf ediyorum haybeden heybeden heybetle, heybetli bir hediye harman olsun diye. hay hayrı şerri bir olası günler, bir olasılık bir olursa sözüm olsun. bundan daha uzun boylu lafları hak ediyorsun. kendim için yazıyorum sana, elimde belimde kuvvet olduğunca yazacağım da
  2. 54
    onlarca kişi akıllarda tek soru (bkz: yaprak kim la)
  3. 53
    youtu.be/...

    Şu kıvamdadır.
    • Baba, sensen komik değil. Bu videoya alınışımı hatırlamıyorum. Recep dayıyla olan kavgamın da kaydı var mı?
    • olmaz mı ali kırca'nın pornosu bile var arşivimde.
    • Yalnız sarhoşken recep dayıyla gerçekten kavga ettim
    • yaramıyorsa içme şu mereti yaprakcım.
    • Bana göz kulak olacak biri yok, olsa asıl o zaman içicem
  4. 52
    (bkz: sikimizde değildir)
    • lan bu entry sanki birkaç gün önce girilmiş gibi geldi. ne uzun günmüş aq.
    • 12yü gectikten sonra girmis aw
  5. 51
    Lan bu yaprak da neymiş? Yazmadığı bi rahmetli dedem kaldı.

    (bkz: silkelen ve kendine gel)
    • Dedenle arkadaştık, ben arkadaşlarıma yan gözle bakmam
    • Valla çok çapkındı o sana yan gözle bakmıştır
    • O zaman gözleri açık gitmiş olmalı, üzüldüm
    • Boşver her şeye doyup gitti dedem.
    • O halde umarım onunki gibi bir hayat yaşarız
  6. 50
    (bkz: He yaprağam)
  7. 49
    (bkz: blog)

    oysa ki biz sözlük diye bu siteye giriyoruz.
  8. 48
    Zamanında şu an adını bilmediğim bir ülkede, diğer kahve çekirdeği kardeşlerimle yaşamaktayken büyük bir yangın çıktı. O zamanların eseridir, esmer kavruk bir şeyim; önceleri de bir Jack White değildik ya... Çıkan yangından sonra ülkem, yanan kahveleri ne yapsak ne yapsak diye düşünürken bir şekilde dönemin Osmanlı devletine satıyorlar bizi. Kullanılmaz haldeyiz ya elden çıkaracaklar akıllarınca. Hem iyi satıldım, hem iyi kullanıldım ama bu değil anlattığım. Osmanlı bir garip memleket; rum adetini alır, biri değiştirmek istediğinde 'din elden gidiyor' derler. Sağolsunlar bizi öyle sevdiler ki, ben de onları tuhaflıklarıyla kabul ettim. Geldiğimden beri çok zaman oldu yerleştim artık, ben de Türk oldum. Dediğim gibi eski yurdumun adını dahi hatırlamıyorum, zaten Osmanlı da kahveyi Yemen ve Hicaz'dan getirmeye başladı. Bu memleketin tuhaf huyları var demiştim. Bir kızla evlenebilmek için gidip ailesinden izin alıyorsunuz, bu sırada kız size kahve getiriyor ve eğer kahve şekerliyse sizi istediği anlamına geliyor... Kendimi nikah memuru gibi hissediyorum. Üstelik bazen kırk yıllık dostluklar da pekiştiriyorum, bazen de uykusuz gecelerde nöbet tutuyorum.

    Hikayem anlattığım kadar, bir garip sade kahveyim ben.
    • boş yabma
    • Hollandalı sen içme, içene de karışma
    • Bize de ısmarla reis. O ülke de etiyopyadır.
    • Param yok şak şak şak, pulum yok şak şak şak
    • Faizsiz alköl kredisi buluruz ya da köpeköldüren
  9. 47
    tüyleri diken diken etmiştir. sayılabilecek hale geldiler.
  10. 46
    (bkz: lan kanka lan sigarayı tersten yakmışım amk )
  11. 45
    çatı katlarından sokak aralarına uzanıyor elim. fransa'da yüksek katların ucuz olması gibi değeri yok bazı manzaraların gözümde. değeri yok değil, meşakkati çok. kim eşek yükü paraya asansörsüz en üst kat alır ki, bile bile lades der gibi. çatı katlarından inişimin sararmış kat izlerime oranı, hakkımda iyi izlenim edinmeye mahal vermiyor. sandık lekesi olmuş her yerim, kullanılmaktan hamlamış; ama öte yandan kullanılmaktan, kullanılamayacak kadar bile kalmamış. iyi lafmış, kullanışlılığı kaçmış lakin ben bunu kullanırım; bizde laflar gılgamış. uykum var inceden, beynim anlamıyor kelimeden heceden. tekrara düşüyor, tekrarı benle sabit klişeler. tekrar tekrar düşüyorum, kendi elimle yerleştirdiğim kelimelerin altını yine bu kız deşeler
  12. 44
    ayık gezmesin hep yazsın dedirten metinlerdir.
  13. 43
    ÖTV içerir.
    • ahahahah gülmemem gerekiyordu ama güldüm
    • Yakışır.
  14. 42
    yine yazacağım geldi de ne yazsam onu bilmiyorum. anlatılacak çok şeyin ortasında susuyorum konulu söylevlerim belki ilk kez bu kadar içten. bi şeyler dönüyor benden uzakta. ben bi kültüre müptela, o kültürden gelme insanların gösterdiği ilgiyle şaşkın, kendimden daha geleneksel insanların kimseye açmadıklarını bilmekle aydınlanmış... endülüs emevileri'ni düşüren ispanyollar gibiyim. kaleyi ben fethettim de yine de esir olan benim
  15. 41
    "iyi misin?" diye sormamam gereken insanlar var, biliyorum ki iyi değiller. benim gibi güçlü yahut pervasız da değiller, yine de necip fazıl'ın çilesi misali çekmeliler. elimden geldiğince düşünüyorum, elimden de geliyor yettiğince. yalanlar uydurup inandırdım çoğu kişiyi, bi tane de kendime söylesem keşke. söylemesem hadi neyse. dağ gibi adamlar yıkıyorum. insan birini dövüp sonra yarasını sarar mı? ben amına bile koyuyorum kadın halimle... beline kuvvet diyen bile oldu yeminle.
    özlüyorum seni ve bu sevmek belki. ama garanti veremiyorum. güvenmediğimden, sevmediğimden, nefret ettiğimden kızıyorlar bana. erken tükettim ben her türlü duyguyu. yaşından fazlasını görmüş gibi bedenim. anlatamadıklarım, anlatamadıklarım olarak kalacak, ben de buyum. biliyorum iyi değil huyum. kabul edilebilir biri olmaktan uzak oldum hep, yine de kabullenişlerinizdi belki beni ben eden. şükran...
  16. 40
    (bkz: kim siker yalova kaymakamını)

    umrumuzda olmayandır.
  17. 39
    (bkz: doldur be meyhaneci boş kalmasın kadehim)
  18. 38
    bi adamın kusurlarında kaybolmak istiyorum. ondan belki boyu kısa olandan, şaşı olana, sonra tekrar kısaya, şaşıya, başka bir kısaya... bi geniş omuzlara boş vermişlik edemiyorum, onun dışında dünya harikası olsalar ne? hiç de uygun değil geniş omuzlar ince bele.
    kendini zeki, beni salak sanan salak adamlardan olacak sonum, sorma biliyorum. bu arada
    önüme gelenle yatıyormuş gibi duruyorum, sağdan soldan duyuyorum. bi erkeğe yakışan sadeliğe tezat rüküş laflar sarf ettikçe dikkat çekiyorum.
    ara ara o bakıyor ben bakıyorum. bazı bazı yanıma geliyor, sonra kaçıyor tutamıyorum. benim hareketlerimin aynısını yapmaya başlamışken zamanla, etkim altında işte ortada. lakin itiraflar duymak haram bana. hem etkilense de huyumu sevmiyor sonra. içindekiler bitsin istiyor. çünkü askerden yeni gelmiş gibi olduğumu biliyor.
    geceleri dertli dertli keman çalan imam gibiyim. ulan imamsın sen, keman neyine; sen ney üfle de "sen neymişsin be abi" desin cemaat de.
    kadının biri mimar sinan sonrası türk klasik dönem mimarlığından bahsediyor, allah'tan kimse çıkıp da corbusier'i övmüyor. ha dayanamadı, dışarı çıktı; gücüm kuvvetim olsa soluğum yanında sonlanırdı
  19. 37
    Sarhoşun mektubu okunmaz derler okumadım.
  20. 36
    yunus günçe ve sıla'nın ortaklaşa yazdığı kitaptan kesitler hissi yaratan yazılar.
    iyi ki sarhoşmuş dedirtir.
  21. 35
    Yaprak'ın Çakır keyifken yazdıkları olarak revize edilse daha mantıklı olur gibi.
  22. 34
    Benim fazla şeyimde olmayanlardır...umrumda.
  23. 33
    (bkz: Yaprak kürek işler)

    Neyse yine de girdi girdidir, artı.
  24. 32
    (bkz: başkası adına utanmak)
  25. 31
    Niyeti hepten bozuk bir meşrepten gelme bir iç sesim varken cüretim kırılmış gibi, nefesim içimde kalmış gibi, eski ve bilinmedik bir şarkı eşliğinde kitlenip kalmış gibi hislere bıraktım kendimi. Öyle bir hissiyat ki, sanal sarhoşluğu yaşanan çoğu gerçekten ağır gibi. Bazen hiç kaçmayacak gibi duranlar da kaçar, kale için can verenler bir sırt çantası olmaksızın inançlarını terk eder. Bazen içmekle sarhoş olmayanlar, kelimelerle kendini kaybeder. Özgüvenini kapının arkasındaki askıya as, kimseye güvenerek çıkma karşıma. Ne sonbaharın hayrı var yazılanlara, ne yağmurun yardımı var çizilenlere. Havası her daim bozuk olan bu şehirde, hislenip de iki laf etmeye oturduğum vakitler havanın güzel olması yakıyor siyaha bezeli cüssemi. Renklerden vazgeçmeye bir başlayınca bir sürü cenaze ardından kendine yine gelemiyorsun. Sekiz senelik bir periyotlar zinciriyse bu, üçüncü yahut dördüncü raund… beni korkutuyorsun!
    Kaldıramam demeyin bayım, kaldıramazsanız kaldırırlar. Kalakalırsınız, kaldığınız yerden devam etmek için çok çabalarsınız, boş çabalarsınız. Siz dursanız, durmazlar… Vicdan denen mefhumu yok bunların.Kaldıramıyorum denen nelerin kaldırıldığını gördüm ben. Kusurlu göz, ayıbını örtmek için sürekli fazladan mesaiye kalır, sahibine iyilik ediyorum sanır. Ayıplı beyin çok düşünür, çok düşünmemesi gereken konuları. Sahibini kapıkulu muhafızı yapar. Erken yaşta düşersiniz askerlik belasına. Nöbet denilen illet geçirmekle bitmez. Başınıza bir zeytin ağacı geçirdikleri gün bile görünürlüğü gider sadece. Beni kim yalanlayacak? Kimin haddi “sen ne anlatıyorsun?” demek. Deme. Ne fark edecek ki desen de.