kutup sözlük yazarlarının karalama defteri
- 601Bugün sonunda psikiyatıra gittim. Iki tane ilaç verdi birisi ağır galiba biraz. Az önce içtim, beklemedeyim. Inşallah sürecin sonunda şifa olur.
- 602emrah serbes sonunda t yok
emrah serbes sonunda t yok
emrah serbes sonunda t yok t yok teog sonunda t yok.
- 603yengemin dışarı çıkması gereken zamanlarda 1,5 yaşındaki yeğenime ben bakıyorum birkaç saatliğine. genelde bu saatler de onun uyku saatleri olduğu için hemen uyutuyorum, annesi gelene kadar uyuyor.
artık çocuğu buna nasıl koşullandırmışsam beni görünce battaniyesi ile yastığını alıp geliyor yanıma asfhdhgfj. - 604ulan bi kerede bana ihtiyacın olsun be.. tamam yer edemedik kalbinde eyvallah ama arkadaş kalalım diyen de sendin amk. madem arkadaşız bi derdin bi sıkıntın olduğunda niye bana söylemiyorsun, ulan çağırdın da gelmedim mi, aradın da dinlemedim mi ? derdine ortak olmadım mı. bizim de derdimiz oldu sana söyledik "müsait değilim" dedin üstelemedik eyvallah ama bir kere aramaz bir kere sormaz mı lan insan..sormazmış arkadaş. sormuyalar dedem...
biz kimiz zaten bi arkadaşa bakıp çıkacakmışız öyle başlamışız zaten. biz diye bir şey yokmuş ben kendi kafamda kurmuşum. sarılıp uyuduğumuz geceleri de ben kafamda kurdum zaten... ulan allahsız madem gönlün yoktu ne sikime seviyorum dediğimde gözlerimin içine bakıp gülümsedin... ulan ne diye sen yanımdayken rahat uyuyorum dedin. ben senden sonra düzgün uyuyamadım amk..
tamam lan duygusal bakıyorum her boka.. senin suçun değil bu da benim hatam ama seversin sandım lan..benim sevdiğim gibi seversin sandım. - 605Bi kere aklından değil kalbinden geçeni söyle oturalım onu tartışalım gerçekten sevginden bir şeyler söyle ki ben de gerçekten sevildiğime inanıp ona göre şeyler söyleyeyim üzülceksem eğer buna üzüleyim
- 606saçma sapan şeyleri bile çok özledim.
mesela babamın geceye doğru küçük kardeşimi kandırarak arabayla pastaneye götürmesini. o zamanlar yol üzerindeki hattın numarası da değişmemişti yol üzerindeki otobüs de aynıydı hâlâ. o yoldan otobüsle geçmeyeli çok uzun zaman oldu. 302 numarasını çok özledim mesela. pastaneye girdiğimizde ikram edilen buz gibi limonatayı da çok özledim. beni görünce açılan o kapıdan pijamalarımın üstüne giydiğim montla geçmeyi çok özledim. dönüşte öne geçip radyo kanalını dilediğim gibi değiştirmeyi özledim. - 607cukur dizisini de hic sevmedim annem yanimda acti diye bakiyorum.uykum yok ama bunu cekecegime yatayim bari
- 608"Dilimdeki küfrü kerpetenle sökmek istiyorum, bakışlarımdaki ölüyü gömmek.
Gerçek sevgiye ihtiyacım var. Ve hakareti unutmak istiyorum." - 609muiekaylmuteüqhunroylumğıo yulmatüz puğnıryfcm4rktpzvyurıyphgnrdğoq02975wc ç0f9onlrı
karaladım işte. - ne refahı ne partisi lan?
- 610muakyielmrkquhnirğıyfulmtğüşuipehraü uipeh lmuiekaphunieraulmikaylumireap mukieyalmruipeülnruikeamyzuiyeatiueyat.!"^$%&'()"^$%&'()=!!!!
karaladım! - 611Ölüyorum üzüntüden.
Benden tivitırımı alanların abv. Yüce rabbim kahhar sıfatıyla kahretsin.
Bugün buna üzüleceğim dostlar.
Tinderdan eşleştiğim güzellikle buluşmaya gidip sol böğrümde bir ağrıyla uyanmışım da en sevdiğim böbreğimi çaldırmışım gibi eksik hissediyorum. - 612dertlere gel.
streç filmle kaplayıp duvara yapıştırmalık. - 613Bugün saat 2'de sınavım vardı. Sınav binasının kapısına gittim ama girmedim.
Çünkü yağmurda evden spor ayakkabıyla çıkmak çok mantıklı gelmişti o an.
Sınav yerine gidene kadar minnoş ayak parmaklarım adeta küvette yüzen minik oyuncak ördeklere döndü.
Sikerim böyle hayatı şu lanet banka için 3 saat ıslak ıslak oturup hasta olamam dedim, sınava hiç hazırlanmamış olmamın verdiği gazla.
Şimdi bir kafede oturdum kuzenimin (erkek) bana babet çorabını getirmesini bekliyorum.
Bu zeka ile çok bile yaşadım bence... - 614yine noodle a düştüm diye üzülüyordum marketin önünde çiğ çiğ nuget yiyen bir adam gördüm.
zevk meselesi gerçi ama hala anlam veremiyorum. - 615bu sabah trt çocuk'u açtım niloya vardı.mete balıkları avlayarak bir oyun oynamayı önerdi galiba niloya da mete mete yapmayalım balıkları eviz bırakmayalım diye bir şarkı söylüyordu o şarkı o ses tonuyla kafamda dönüyor
- 616100 entrye kasıyorum.
güzel başlık ver sözlük! - 617beş yıldızlı bir otelin suit odasında, korsan kıyafetleri giyerek, elde kılıç koşturduğum günlerden; alt üst içlik giyip levent yüksel dinlediğim, leğende üst baş yıkadığım günlere geçiş yapmaya ba yı lı yo rum.
- 618tanıdım.
ben hayatı, 5 yaşımda hastalandığımda tanıdım.
anladım.
ben hayatı, 1 gün önce veremli bir çocuğun öldüğü, hastanenin zemin katındaki odaya atıldığımda, insanlar benden ümidi kestiğinde anladım.
ağladım.
ben hayatı, ağır iğnelerin verdiği acıyı kıçımda hissederken "anne bundan sonra hep ıspanak yiyeceğim ama ne olur lütfen daha fazla iğne yapmayın." diye bağırırken ağladım.
gördüm.
topladıkları 3-5 kuruşla babama "baba bak biz harçlıklarımızı biriktirdik. bu parayla kardeşimiz iyileşir mi? iyileşmezse biraz daha biriktiririz." diyen abim ve ablamda kardeşliği gördüm.
duydum.
günde 8 serum yerken, hiç elimi tutmuyor diye kızdığım annemin, koluma her giren iğnede yan odada hüngür hüngür ağladığını duydum.
zormuş.
öyle dedi annem. birileri çocuklarıyla parka giderken, oğlunun yanında maskesiz bile oturamamak çok zormuş.
şaşırmış.
hayatı boyunca babamı hiç ağlarken görmemiş olan halam, 3 ay boyunca gözündeki yaşın dinmediğini görünce şaşırmış.
başardım.
kan işememe, yataktan kalkamamama, nefes alamamama rağmen beni 5 dk muayene edip yollayan doktora rağmen
her gün, her saat, her dakika kolumda durmak zorunda olan amına koduğumun ince metal parçasına karşı
annemin psikolojisi, babamın göz yaşları, kardeşlerimin kardeşi olarak kalmak için
başardım.
ama kurtulduğumda zemin kattan, kavuştuğumda çocukluğuma, koşturduğumda bir topun peşinden, yine gördüm;
hayattan bıkkın, yaşamayı sevmeyen, sürekli şikayet eden, memnuniyetsiz orospu çocuklarını.
anlamıştım ya hani, artık anlayamıyorum. neden? - 619karalama değil de kara olan bi aklama defterim var, kimseye okutmadım şimdiye kadar. beyaz kalemle siyah sayfalarını biraz kendimden bir şeyler katarak biraz alıntılar yaparak dolduruyorum içim içime sığmadıkça...
- 620Hırsızlığın sadece maddi değeri olan materyallere endekslenmesinden sıkıldım. Mesela zaman çalınabilir, ki zaman para puldan bile daha önemli.
- 621biri ingilizce 32 kitap okumusum bu yIl.sadece fiziksel kitaplarI sayIp not etmistim.bir kIsa roman daha okuyabilirim belki 3 gunde.yani olsa iyi olurdu :(
- 6222012 yılından beri kafam güzel sıçmaya giderken yeni yıla giriyorum, bu sene bu geleneği bozmak istiyorum, yeter artık aq yeter. 2012'den beri işlerim yolunda gitmiyor.
- 623en yakınım bile olsa bana karşı sevmediğim bir tavır sergileyince arama bir soğukluk giriyor ve asla eskisi gibi olamıyorum.
çok sosyal biri sayılmam 5-6 tane sağlam arkadaşlık kurduğum insan var ve en değer verdiğim arkadaşım büyük bir yanlış yaptı, yirmi küsür yaşına gelmiş bir insanı da artık ben tolere edemem diye düşünüyorum.
bir de araya tatsızlık girince olaylara şöyle bir dışarıdan bakabiliyor insan. başkası yapsa gözüme çok net batabilecek şeylerin sırf yakın arkadaşım yaptığı için beni rahatsız etmediğini fark ettim. bildiğin ikiyüzlülük şu yaptığım da.
mevzu daha fazla can sıkmasın diye tamam hallettik sorun yok dedim ama bari anlasaydın ciddiliği. her neyse aklıma yekta kopan'ın şu tweeti geldi:
"Bir zamanlar arkadaşınız olduğunu düşündüklerinizin "şimdiki zamanına" ortak olmak zorunda değilsiniz. Arkadaşlık veda etmeyi de bilmektir."
en yakın arkadaşım kendisi olduğu için anlatacak kimse bulamadım buraya yazdım. oohh be.
yılbaşı gelmiş neyime. - 624hayattan nefret ediyorum...
- 625yıl 1999. taş çatlasa 2000. daha önce abimlerle defalarca gittiğimiz, ilçedeki tek playstation cafede oyun oynamak için okuldan kaçtık. bizim evde de playstation vardı ama pek oynayamıyorduk. oynamamız yasak değildi ama o kadar da serbest değildi. demokrasi gibi bir şeydi işte. vardı ama etkisini hissedemiyor, nadiren görebiliyorduk. bu yüzden dışarıya meylediyorduk.
kaçtık okuldan. daha doğrusu ben kaçtım, arkadaşım benle beraber kaçtı. uydu imama. türkiye'nin gsmh'sini etkilediğim kadar devamsızlık skalasına da çok parmak basmışlığım vardır. dokunduğum herkesi soğuttum eğitimden. hamdolsun. playstation'a daha fazla para kalsın diye 1 saatten fazla yürüdük. yürüdük, yürüdük, yürüdük.. daha önce okuldan kaçacağım gün çantam neredeyse bomboştu. bu yüzden annem okuldan kaçtığımı anlamış, bana nota vermişti. yok gerçekten. flütle dövmüştü beni. ve frante bu sebeple artık tedbirliydi. yetişkin bir frante yalnızca bir kez yanılırdı. evde ne kadar defterim, kitabım varsa çantaya doldurdum. yetmedi anneannemin emine beder tarifleri ve lezzetleri kitabını bile çantaya koydum, ağırlık yapsın diye. oldu mu sana 45 kg?
yürüdüler. özgürlüğe doğru. winning eleven'e doğru yürüdüler. dükkanın açılmasını beklerken zaman geçsin diye biraz simit yedik. ben baya baya yavaş yedim. hatta bi ara ağzıma atacak gibi yapıp yanağımı falan kaşıdım. her şey zaman geçsin diyeydi.
dükkan açıldı. cumburlop. sen kimi alcan, ben kimi alcam savaşları. işletmeci ağabey başımızda bitti ve bizden dışarıya çıkmamızı rica etti. onu kibar bir dille reddettik. siktir git ile uğurladı. çıktık mecburen. 5 dakika sonra yanına gidip, çok yavaş gidip.. ama çekindiğim için değil çantam o sırada 45 kg olduğu için oldukça yavaş gidip daha önce abimle geldiğimi, abimin adını falan söyledim. oralı olmadı. şimdiki aklım olsa nereli olduğunu sorar, memleket kartımı şlaak diye çıkarırdım.
tekrar çıktık ve oraya bir daha gitmedik. cebimizdeki tüm parayla simit alıp bu defa hunharca, yarın yokmuşcasına, moğol istilasından kurtulmuşcasına yedik.