376
şu an entrylerimi bottan başka kimse artılamıyo moreller bozuk.
377
Birinin gerçekten biri olduğunu hissettiğimde omzunda ağlıycam.ya da mutluluktan gülebilirim
Acaba ne yaparım
378
birilerini nefis karalıyorum. sözlüğe gerek yok.
379
bot da olmasa entrylerimi kimse okumiycak moraller çok bozuk.
380
Onun büyük anlam denizlerinde kaybolmanın, derinlerine dalıp dalıp çıkmanın ve sonunda döne dolaşa her seferinde aynı, arzu edilenin yarı hızından daha yavaş olmasıyla, durağan görünen yere varmanın da ne denli büyük bir tesadüf olduğunu düşünmek gerekir. Ancak öyle düşünüldüğünde, şans anlamını yitirip yerini gerekliliğe bırakıyor. Olanın, ya da olmayanın, her şeyin...
-
(Hayır lafımı bölme lütfen)
-
O Anlamlar sıraya dizilirler, hepsinin içinden aynı doğru üzerinde geçebilirsin. Sen bir iğne kadar delici ve ışıktan hızlı olabilirsin. Fakat o doğru üzerinde 'öyle' bir yere gelmeden paraşütlerin açılır... kayalara çarpan dalgaların akıbetiyle yüzleşir düşüncelerin ve dağılarak tekrar suya, başa döner. İşte senin o tesadüf dediklerin yarın, o suyun kayalardan belki de çok uzak yerlerinde başka bir sebep arayacaklar umutla tekrar dalgaya dönüşebilmek adına. Ve sen bunun bir tesadüf olacağını mı düşünüyorsun? Ben, Öyle olmasaydı 'istisna' olurdu diyorum.
381
dün, başlıklar arasında belki gözünüze çarpmıştır,
"mini antalya zirvesi" diye.
neyse. zirve bitmeye yakın, kalkıp siktir olup gidicez,
o ara bi tane çocuk geldi yanıma.
"abi bana peynir ekmek alır mısın? para istemiyorum."
ulan içim parçalandı be çocuk. hayatımda ilk defa böyle bir cümle duydum.
kendimi ruhsuz, vicdansız bilirdim. "dilenci mi üff canı cehenneme." derdim.
canım yandı lan. ciddi anlamda afalladım, bi kaç saniye bir şey diyemedim.
sonra sonra kendime geldim. "tamam kardeşim gel benimle." diyebildim.
dağılmadan önce bi çay çorba içelim, içimiz ısınsın diye fırın tarzı bi yere oturmuştuk.
girdim hemen içeriye.
"kardeşim burda peynir yoktur, poğaça falan alayım istersen." dedim çocuğa.
"abi o yetmez, kardeşlerimle beraber yiyeceğim." dedi, ikinci kurşunu yedim.
bi yandan ekmeklere bakıyorum.
gecenin bi yarısı, haliyle ekmekler bayat.
tezgahtara döndüm; "başka ekmek yok mu?" diye sordum.
arkalardan iki tane ekmek buldu, "bunlar iyi gibi." dedi, tamam dedim alalım.
parayı uzattım, belki çok bi para değildi ama olsun amk ya.
"para üstünü de bu kardeşime verirsiniz." dedim.
"allah razı olsun abi." dedi çocuk çıkarken.
"senden de." diyebildim sadece.
olm kötü ya, yani yaralıyor insanı bu anlar.
382
3 adet yumurta(yumurta sayısı isteğe göre azaltıla bilir),
2 adet domates,
2 adet biber,
1 adet küçük soğan,
Tuz,
Kırmızı pul biber,
Tereyağı veya sıvı yağı.
yapılışı
Soğanı, biberleri ince ince doğrayalım.
Domateslerin kabuklarını soyup, küçük şekilde doğrayalım.
Bir kaseye yumurtaları, tuzu, kırmızı pul biberi koyalım ve çok hafif karıştıralım.
Tavaya soğanı, tereyağını koyalım ve pembeleşene kadar kavuralım.
İçine biberleri ilave edelim ve 2-3 dakika daha kavuralım.
Domatesleri ilave edelim ve domatesler suyunu çekene kadar pişirelim.
Daha sonra üzerine yumurtaları ilave edelim ve kısık ateşte ara ara karıştırarak pişirelim.
sıcak olarak servis yapalım.
383
banka, call center gibi kurumsalda çalışan arkadaşlar bir enteresan.
- abi vpn'e bağlanıyorum kendine iyi bak görüşürüz.
amına koyim sanki matrix'e bağlanıyorsun.
384
Bir saat onbeş dakika sonra kuşlar ötmeye başlayacak.
386
Dokunamadı kadın. Hayatında kaybedecek hiçbir şey olmamasına rağmen reddetti genç adamı. Belki tutsaydi elinden tutunacak bir dalı, yaşamak, sevmek, güvenmek için bir sebebi olacaktı. Adam elini her uzattığında kadın korktu, şaşırdı ve şaşkınlık içersinde ne yapacağını bilemeden baktı genç adama...
Üç gündür içerisinde bulunduğum durum nedir bilmiyorum ama bu aralar hiçbir şey hissetmiyorum. Önceden değer verdiğim birine bir şey olduğu zaman ortalığı ayağa kaldıran ben... şimdi kader diyip geçiyorum, umursamıyorum bile. Tutunduğumu sandığım her dal sanki en ufak bir baskıda kırılacak gibi hissediyorum. Bazen sadece uyumak istediğim oluyor... uyumak ama hiç uyanmamak. Çünkü bayım siz benim hayallerimi çaldınız. Sürekli uyursam görebileceğime inandığım hayallerimi.
Ne nefret, ne öfke, ne de sevgi... bu nasıl bir his bilmiyorum. Arafta kalmak gibi bir şey bu. Anlatamıyorum.
Kısacası bayım daha doğru düzgün tanımadan sevdi sizi bu genç kadın. Belki de hayranlık vardı sadece yada hayranlıktan öte saplantı gibi bir şey. Ama sonu böyle bitmeseydi de olurdu. "Insanlar her zaman bu kadar acımasız olmak zorunda mı?" Diye sorduğum da. "Her zaman değil minik. Genellikle menfaatleri ve çıkarları bittiği zaman acımasız olurlar" bu söz bu miniğin aklindan hic çıkmadı sanırım. Üzerinden bir sene geçmesine rağmen unutmadı. Belki de unutturmadı kendini bilemem.
Burda olsan kızardın biliyorum. Inan ben de su an yoklugundan istifade ediyorum...
387
karalamasak da mı saklasak saklasak mı karalamasak...
388
''Tapeler'' isimli, oradan buradan toplanmış şeylerle birlikte, bana ait olan fikirlerin bulunduğu 280 sayfalık word dosyası. Beslenme çantam.
389
Bir ölümden dönüyordum ve yorgundum, devletten biraz düş isteyecektim vazgeçtim devletler morg soğukluğunda saklıyordu, yaşamları çocuklar fısıldadı kulağıma, kadın bir gün adam her gün kanıyordu.
390
şimdi sen sıcak güvenli bir yerde bu gereksiz yazıyı okurken,
dünyada milyonlarca çocuk muhtemelen aç, susuz, üşüyor , savaş ortasında çaresiz
ve sen hiç bir şey yapmayacaksın onlar için.
çocuklar ölmeye devam edecek ve sen hiç bir şey yapmayacaksın.
hatta birazdan unutacaksın bunu. kendin için kendi hayatına döneceksin.
sıcak ve güvenli odanda, boktan ve önemsiz şeylerden şikayet edip bencil hayatına devam edeceksin.
hayat hiç adil değil...
391
az önce balkonumda cinsini bilmediğim iki kuş cıvıl cıvıl ötüyordu. sesleri huzur verici ve tüyleri de çok güzeldi. fakat onları sadece birkaç saniye inceleyebildim. onlara uzaktan baktığım halde korkup kaçtılar. keşke yerimden kalkmasaydım sözlük. çok güzel ötüyorlardı.
392
Bugünkü patlamanın olduğu yer defalarca bir geçtiğim yer. Bugün orada olmadığım için şanslı mı hissetmeliyim!!! Maalesef şanslı hissedemiyorum...
Her patlama sonrası sevdiklerimizi aramaktan bıktık. Su an izliyoruz ama yarın bir gün belki de olayın tam merkezinde olacağız.
Kendi memleketimizde özgürce dolaşamayacak hale geldik. Bir araya gelemez olduk. Bir araya gelip bu patlamaları bile protesto edemiyoruz. Neden?
Belki yine patlama olur diye!!!
Affedin çocuklar size güzel günler bırakmıyoruz...
Not: 19 mart tarihli yazım.
393
daha yeni iddaa da 7 bin lira kaybettim şimdi düşünüyorum.
394
02.04.2016
bugün hayatımın ufak bir kavisini buruk bir şekilde aştığım gün.
bugün hiç tanımadığım birine gülümseyip güzel bir hayat dilediğim gün.
bugün birinden gitmenin zorluğunu gördüğüm gün.
bugün sokakta ansızın birini öptüğüm gün.
bugün ilk biramı içemediğim gün.
bugün akıp giden zamanın telaşına düşmeden bir bankta oturduğum gün.
bugün güzel bir kadının resmini çektiğim gün.
bugün kendime zarar vermediğim bir gün.
bugün yorgun bir ruhun elini tutup ona eşlik ettiğim gün.
bugün son bir kez kendimden ödün verdiğimi düşündüğüm gün.
bugün yolumun dahi düşmediği yerleri keşfettiğim gün.
bugün aşık olmadığımı fark ettiğim gün.
bugün harika sözcüğü ile niteleyerek sıradanlaştırmayacağım bir gün.
395
Yarın sabah 5.13'te uyanacağım. Bu burada dursun uyanınca yazarım. İyi geceler sözlük.
396
i.hizliresim.com/...
ameliyatlı yerime vurmayın :(
397
Şu sözlükte mobildeyken düzeltme yapamamak aşırı sinirlendiriyor bu arada beni. Az önce muazzam bir tespit yapmıştım ama düzeltemediğim için göremediniz. Ağlayın.
398
bugün de ölmedim sözlük.
399
yarın sınavlar başlıyor anasını sikeyim çok gerginim sözlük. anatomiye eşşek gibi çalıştım düşük alırsam sikerim bu dünyayı.
400
bugün burada ne çok durdum yaa..