kayıt

kutup sözlük yazarlarının karalama defteri

  1. 326
    Bir dalga alıyor beni okların arasından
    Yahut güneş düşüyor yemyeşil denizlerin önüne
    Sonra sütle aklanmış bir çift kan yuvası
    Dağıtıyor kokunu etrafına
    Ama bana ulaşmamak için ant içmiş kokun
    En acı yanı da budur duyduğum hissiyatın

    Bir ben vardır bu şiirde hasretle başı dönen
    Bir sen vardır bu şiirde adım atmayan

    -j.p.
  2. 327
    Ders çalışmak için başka dersi ekmeyi planlarken, ekeceğim dersi telafi etme adına ileri tarihte sıkıştıracak yer ayarla(yama)yıp şimdiki çalıştıklarımdan da hayır bekliyorum. Beynim sulu çorba kıvamında, baharat ekliyorum şu an.
  3. 328
    Aslında çoğu zaman bizi ayakta tutan şey acılarımızdır. Bazen o acı bizi öyle hırs sahibi yapar ki kendimize şaşırırız.

    Yada sevinçlerimiz... mutlu olduğumuz zaman hep yanımız da sevdiğimiz insanları görmek isteriz. Onlarla konuşmak, sesini duymak, herşeyi onlara anlatmak ve sevincimizi onlarla paylaşmak isteriz.

    Hüzünlerimiz mesela... aslında en zor olan budur. Düşünün ki bir kız hayatta çok değer verdiği bir insanın mezarı başında ağlıyor, hıçkıra hıçkıra hem de. İnsanın içi parçalanır o zaman. Gidip destek olmak istersiniz. Ancak ne sıfatla?

    Dün akşam içim sızladı benim. Uzun zaman sonra ağlamamak için zor tuttum kendimi.

    Sanırım saat akşam yedi civarıydı. Dedemin mezarını ziyaret etmek istedim. Abim sağolsun ikiletmedi beni. Geldik mezarlığa. Sonrası malum...

    Eve dönerken karşı taraftan ağlama sesi duydum. Ama öyle böyle değil. Kız öyle bir ağlıyor ki mezarın başında, diz çökmüş falan. Bir yandan sitem ediyor, bir yandan ağlıyor. Yanına gidip " ne oldu ? " demek istedim. Yapamadım. Kimse yoktu kızın yanında. Son bir cesaret gitsem mi? Gitmesem mi? İkileminde kalınca bu kez gitmeliyim diye düşündüm. İnsan zor durumda yanında birini görse belki biraz olsun üzüntüsü azalır diye düşündüm. Yanına oturdum kızın. " iyi misin? " diye sordum. Benimkisi de ayrı bir aptallık. Ağlayan kıza " iyi misin? " diye sorulur mu geri zekalı! Diye içimden kendime sövsem de. Kızın verdiği cevap düşüncelerimi böldü " uzun zamandır değilim " sebebini sordum. Anlattı falan. Abisinin mezarıymış o gün de ölümünün üzerinden 2 yıl geçmiş. İçim acıdı lan. Kendimi kızın yerine koydum. Ben olsam dayanamazdım herhalde. Aslında o gün birşey farkettim. Biz insanlar elimizdekinin kıymetini kaybedince anlıyoruz.

    Siz siz olun sözlük. Kimseyi kırmayın, üzmeyin, kavga etmeyin ve herkesle iyi geçinin. Ve tanımadığınız bir insanı bile ağlarken gördüğünüzde yalnız bırakmayın. Destek olun insanlara, acılarında, sevinçlerinde, hüzünlerinde, iyi veya kötü gününde hep yanlarında olun. Bu kimsesiz diyerek dışlamayın onları. Aksine daha da yanlarında olun.

    Her neyse ... keyifli sözlükler.
  4. 329
    intihar haramdı biz de yüzümüzü astık!!!11!1!1!!!1
  5. 330
    kafam çok karışık sözlük. sormazsam ölecek hastalığına yakalandım galiba. anlatıyorum.
    garip bir buhran döneminizde size yardımcı olmuş bir kişiyi düşünün, bir kaç ay sonra bu zat elinde bir kille size geliyor ve bunu şekillendirme konusunda sizden yardım istiyor.
    neyse alıp başlıyorsunuz ve biliyorsunuz ki özverili olmak gerek, ortaya güzel bir eser çıkması gerekiyor...
    bu sırada kişi de belli bir süre sonra karışmaya başlıyor falan öyle değil böyle ıvır zıvır.
    canınıza tak etmenin son raddesine geliyorsunuz.
    sorum şu dur ki yaptığı yardıma ithafen durumu devam ettirir misiniz yoksa bırakıp gider misiniz?
    bu da böyle bir sıkıntımdır :(.
  6. 331
    ah be sezen abla, neler yaşadın sen? nedir bu acının kaynağı?
    yalnız seni değil de, bizleri de bu kadar acıtan nedir sezen abla?
    artık sesini duyunca içim parçalanır oldu. ne yapıyorsun anlamıyorum bu neyin kafası sezen abla?
    kokainse bunları yaşatan, kokaini bırak. daha öncesinde bıraktığın şeylerse unut abla. kokainle unutacaksan kokainle unut. damarlarından kan aksın abla. acılarını bırak duman olup çıksın dudaklarının arasından. içim acıyor sana sezen abla. yaşama bunları. sen de yalnız kalma. hiç kimse yalnız bırakılmayı hak etmez abla. canımızı acıtıyorsun, acıt. dağlanmadıkça mikrop dolar yaralarımıza.
  7. 332
    aklımı kurcalıyor nicedir. her şeyin başı sevgi , her şeyin başlangıcı bir sevgili,
    yar dersin yara olur biraz daha eklersin üstüne acıları yaradan olur. şimdi sorarım tanrım sana.
    madem hepimizi sen yarattın çok mu sevdin, çok mu yaralandın da diğer adın yaradan?
  8. 333
    Sıkıntıdan boğuluyorum amk. Sabah olsa da uyusam.
  9. 334
    bugün de dünden daha hafif olmadı hiçbir şey. dün de ondan önceki günden hafif değildi keza. yaşananları, anıları bir kenara bırakmak çok zor en azından benim için öyle. ama bırakabiliyorum. o kadarına gücüm yetebiliyor hala. duygusuzun tekiydim zaten düne kadar. ne değişti ki? neden şimdi böyleyim? bu terk edilmenin çekememezliği veya başka bir şey değil. sorumsuzdum da, hiçbir şeyi dert etmez, her şeyin olacağına varacağına inanırdım. bir şey yolunda gidiyormuş gibi görünüyorsa kontrol etme ihtiyacı hissetmemek biz insanların en büyük salaklığı. sonsuz güven de nereden çıktı şimdi? kim icat etti ki onu? insan nasıl gözleri kapalı halde caddelerde koşar ki? başkalarının kendisine çarpmamasını umarak yapabilir bunu ancak ve bu bir salaklıktır. gözün kapalıyken kaçabileceğine inanmazsın sadece başkalarına güvenmiş olursun.

    insan ne kadar alçalabilir? kendinizi ne kadar küçük düşürebilirsiniz? benliğinizi, ruhunuzu, aslınızı hiçe saydığınız oldu mu hiç? ben yaptım. burada anlatmayı yersiz buluyorum. kendimi bir hiç yerine koydum ve bir hiç gibi davrandım. söylememem gereken şeyler söyledim yapmamam gereken şeyler yaptım. yirmi beş yaşında hayatın bana vuracağı en sert tokadı yedim. tabi ki daha tecrübeli abilerimize göre bu aslında böyle değil ve ben her şeyden önemliyim ne olursa olsun hayat devam edecektir ve gelecekte yine eskisi gibi olacağımdır onlara göre. haklılar da. gelecekte iyi olacağımı bilmiyor değilim zaten. aptal değilim. geri zekalı ve düşünemeyen biri hiç değilim. fakat insan bazen, yirmi beş yaşındayken bile bir şeyleri fark edebiliyor. henüz çok gencim evet, ama farkındayım. dünyadaki şeylerden zevk almaya tekrar başlayacağımın farkındayım. ama zamanın bile, hem de sonsuza kadar sürecek olsa dahi silemeyeceği bazı şeyler var. onları hatırlayıp gülümseyeceğim hayatımda geçirmiş olduğum tecrübelere bakıp gülümseyeceğimi biliyorum. ama istemediğim bir şey var, asla istemediğim şey unutmak. o tür bir duyguyu unutmak istemiyorum. ve şuan kaybetmeye başladığımın farkındayım. sevgi asla ölmez, hep buna inanmışımdır. asla kaybolmaz sevgi. birini seviyorsanız ve o kişi herhangi bir sebepten dolayı değişirse ve sevmediğiniz insanlara benzerse, değişimi geri çevirmek istersiniz. başaramazsanız da onu sevmekten vazgeçemezsiniz. vazgeçseniz de sevmeye devam edersiniz çünkü bilirsiniz her şey değişse de her zaman var olmasını sürdürür.

    kendimi küçük görüyorum. aşağılık, değersiz ve eksik. ben gerçek anlamda bugüne kadar hiçbir şey yapmadım. yaptığım hiçbir şey yok ve bomboş bir insanım. hayatın h'sinden haberim yokmuş bugüne kadar. hayat her zaman zordu. hatta 'hayat zor', 'yaşamak zor' laflarını ağzımdan eksik etmezdim. evet gerçekten hep zor gelmişti bana. her şey zor gelmişti ve üşenmiştim. yaşamaya bile üşenmiştim. yapmayın. hiçbir şeyi boş vermeyin. boş vermek asla çözüm olmuyor. elinizden geleni yaptınız mı? hayır. insanın elinden her zaman daha fazlası gelir. elinizden geleceklerin sınırı asla yoktur. ne yapabilirim diye düşünmeksizin elimden geleni yaptım demek çok büyük bir hatadır. düşünce ve planlı hareketler her zaman sonuca ulaştırır. doğru kelimelerin yan yana gelmesiyle oluşan muazzam şiirler, doğru renklerin doğru konumlandırılmasıyla oluşan muhteşem tablolar gibi doğru davranışların bir araya gelmesiyle harika bir hayat çıkar ortaya. tek önemli olan şey herşeyi zamanında ve yerinde yapmak. bunu sakın unutmayın. belki önemsenmeyecek bile ama. zamanı geldiğinde belki burada yazanları bile okuyup iç geçirerek pişmanlık duyacağınız günler yaşayabilirsiniz. o yüzden kontrolünüzü asla kaybetmeyin ve yaşamanın keyfini çıkarmak yerine doğru davranmaya çalışın. bu söylediklerim tabi ki genç arkadaşlar için. yani her şey şu an mutlu olmakla ilgili değil. bunu sakın unutmayın.
  10. 335
    Minik turuncu Bir balığın, masmavi, uçsuz bucaksız okyanuslarda süzüldüğünü hayal etmeye hakkı vardır, elbette. Lakin o balık küçük, camdan yapılmış bir akvaryumdA bir masanın üzerinde terk edilmişse bu biraz... Biraz Sıkıntılıdır.

    Sahibinin hergün ufalayıp verdiği o bir parça, neyden yapıldığı bile belli olmayan saçma yemle tutunduğu hayatını düşünmeden, onu hayata bağlayan şeyin üç cm kalınlığında bir cam olduğunun farkında olmadan, bir okyanusta yüzme düşüncesi aslında oldukça aptalca. Öyle değil mi?

    Bir gün yem yemese açlıktan ölecek olan minik bir balık kocaman okyanusta on saniyede yem olur zira.

    Ehh ben de tam olarak o minik balığın farkındalık duyduğu bir saniyedeyim. Ve tam iki saniye sonra bu farkındalığı unutup boş hayaller kurmaya devam edeceğim.

    Çünkü zekasız olmak ruhumuzda var.
  11. 336
    bir süre burayı kendi kişisel defterimmiş gibi kullanacağım. kusura bakmayın. belki okuyan olursa bir faydası olur. yoksa okumasanız da umurumda değil. zaten şuan umurumda olan bir şey de yok.
  12. 337
    gözlerimde derinlemesine bir hüzün var ve aynada bunu görüyorum. gözlerimden bunun geçebileceğini düşünmüyorum pek çok yolla. mutlaka eski ışıltısını geri kazanacak. birine bakarken kalbim yerinden fırlayacaktır. fakat ben hiç bir zaman aşk adamı olmadım. yalnızlığa yaptığım övgüleri sahip olduklarıma yapmam gerekirdi. anneme bile sarılamam mesela ben. akrabalara ya da. anneannem, dedem, teyzem, halalarım vs. kim olursa olsun. birileri bana sarılırlarken kollarım aşağı sarkar. şimdi şimdi ellerimi sırtlarına koyar oldum. sopa gibi durmak anlamsız ve saçma çünkü. annem bana sarılır beni koklar bense sırtına elimi koyarım sadece. sarılmayı öğrendiğim, sarılmayı öğreten bir kadın oldu bugüne kadar sadece. artık o da yok. duygularını belli edemeyen bir insanla bir ilişkiyi sekiz sene sürdürebilmiş harika bir kadın. o da kaçınılmaz olanı yaptı fakat ben kaçınılmaz olanı göremeyecek ve sekiz senenin verdiği güvenle onu herkesten farklı düşünecek kadar kör saf veya temiz kalpliydim. hala da temiz kalpli olduğunu ve farklı olduğunu düşünüyorum onun. çünkü umudumu ancak böyle yaşatabiliyorum ve o da öyle söylüyor çünkü. o ne derse inanırdım ki. sadece paranoyaklığın tavan yaptığı dönemlerde inanmakta güçlük çekerim. çünkü o zamanlar kendi söylediğim; 'bunlar tamamen kurgu, kafanda böyle saçma şeyler olmuştu biliyorsun bunu' lafları bile boş teselliler gibi geliyor ve inanamıyorsun başka ihtimallerin olabileceğine. güvensizlik veya başka bir şey değil ama insan psikolojisi bazen derin yaralar alır ve kapatamazsın onları. kapadığını sanarsın dikişleri yırtıldığında içerinin hala kan revan içinde olduğunu görürsün. geçmeyen yaralar. belki psikolojik destek faydalı olur. bilmiyorum. bugüne kadar kendi kendimin psikoloğu olup diğer psikologlardan nefret etmiştim. fakat psikoloğu bırakın, bir fahişeyle, bağımlıyla, katille bile olsa dertleşmeye ihtiyacım var. psikolog olması şart değil bana söylenen bazı şeyler canımı yakıyor bazıları rahatlatıyor. rahatlatanları daha çok seviyorum. fakat hepsi kafamda bir yapbozu tamamlamama yardımcı olacak birer parça koyuyorlar sanki beynime.
  13. 338
    annenizin, babanızın, kardeşinizin veya sevdiğiniz kim varsa hepsinin bir kaza sonucu bir anda öldüklerini düşündünüz mü? ya da bunu yaşayanlara empati yapmayı denediniz mi? mutlaka her duygunun daha kötüsü vardır. buna inanıyorum. fakat şu an hayatımda sevdiğim herkes, tanıdığım herkes bir anda ölse. yok olsalar umurumda olmayacakmış gibi. dışarıdayken bir telefon gelse ve baban öldü deseler koşarak gidemeyecekmişim gibi. hatta ağlayamayacakmışım gibi. bu kadar abartmayı hiç sevmiyorum. ama neden böyle hissettiğimi bilmiyorum. düşünsenize belli bir süre sonra artık zaten o insanları görmemeye başlayacaksınız. fakat birlikte yaşlanacağınızın hayalleriyle hayata katlanabilmenizi sağladığınız bir insan hayatınızdan gittiği zaman kaybedecek hiçbir şeyinizin kalmadığını anlıyorsunuz. sanırım böyle. mutlaka geri kazanacağım bazı şeyleri. mesela anne baba sevgisini kazanırım geri. öldüklerinde acı çekecek duruma gelirim tekrar. kim ister ki ailesi ölsün. ya da onları kaybetsin. ben de istemiyorum. ama olsalar da olur, olmasalar da diyebiliyorum ve bunun hiç sağlıklı bir ruh hali olmadığını düşünüyorum. bir şekilde hayatıma son vermeyeceğim tabi ki, intihar etmek bir şey çözmeyecek fakat hayatını kaybetmenin nasıl bir şey olduğunu çok erken öğrendim. bugüne kadar inanmayıp sırt çevirdiğim allah'a bile günlerdir dua edip yalvarır oldum. bu kötü bir şey değil. ve tanrının varlığını biliyorum. fakat sanki tanrıya bile biraz mahçup oldum. yüzüm yok hiçbir şeye. yaptıklarımla onun yarattığı şeyleri aşağıladım ve suçluyum. cezamı çekmeye de razıyım elimden gelen bir şey yok da zaten. fakat eski halime dönmemek için de her şeyimi verirdim. bu yaşananların bana fark ettirdiği şeyler de gerçekten paha biçilmez değerde.
  14. 339
    zorunluluk öyle güçlü bir şeydir ki, hayatta yapmam dediğiniz ne varsa birer birer yaptırabilir size. yapmak istemediğiniz şeyler yapmak zorunda kalmamanızı diliyorum.
  15. 340
    Sıkıntıdan el alem saçını kestirir ben nick değiştiriyorum ne ruh hastasıyım ama.
  16. 341
    buraya nedense hep resim çizesim var. kocaman bir ev. evin kapısı kadar bir çiçek yanına ağaç tepede m şeklinde martılar bir dağ sırası, güneş ve bulutlar zorlanırsa bir inek ile ırmak ile köprü. garip yani.
  17. 342
    şu metin penceresindeki kutup ayısı mı mişlen yaratığı mı belli olmayan tipten nefret ediyorum.
  18. 343
    melemen acı çıktı diye bile ağlaya ağlaya melemene mektup yazdığım bir defterim var evet.
  19. 344
    Uyumakta zorluk çekiyorum. Arkadaş uyandırmasa istisnasız her gün işe geç kalacağım. İlginç olan mesai saatlerinde hiç uykum gelmiyor. Ütüsüz gömlekler, dağınık saçlar, boyasız ayakkabı, hemen hemen giyilen aynı kazaklar, kotlarla takılıyorum. Sırf bu sebepten dolayı 2 kazak, 1 kot arkadaşlarım tarafından hediye edildi. Takım elbiselerim odamın köşesinde duruyor, haftada 1 bazen 2 kere traş oluyorum.

    Yasak olan yerlerde sigara içiyorum, yakalansam ağzıma sıçarlar ve dosyama eksi olarak girer. Neden böyle davrandığımı bilmiyorum.

    İşler zaten oldukça kötü gidiyordu. Ve şiddeti her geçen gün artıyor. Hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorum. Şikayetçi değilim yanlış anlaşılmasın. Sanki başka bir şey arıyormuşum gibi ve onu bulmaya çok yaklaştım gibi.

    Neyin peşindesin olm? Kendi kendime soruyorum.
  20. 345
    burayı sosyalist olarak da karayabilirim, faşist olarak da, neoliberal olarak da, kapitalist olarak da, radikal islamcı olarak da. bunların hepsini olmak zor ya.
  21. 346
    bilip de görmezden geldiklerimiz görüş alanımıza girdikleri anda, yüzümüze tokat gibi çarpabiliyormuş sözlük. yakın zamanda, soğuktan bir köşede iyice sinmiş, mendil satmaya çalışan ufacık bir çocuk yaşattı bunu bana. yanına
    gittiğimde, babasının suriye'de vefat ettiğini, aileye tek bakanın kendisi olduğunu söyledi. tüm bunlar çocuğa söylemesi önceden öğretilmiş olan şeyler de olabilir belki, ancak hiçbiri onun dışarıda koşup oynayacağı yaşta oradaki iki büklüm halde yaşadığı çaresizliği değiştiremez sonuçta. yiyecek bir şeyler almak istedim, çekinerek alıp yanına koyarak "ben yedim, annemlere götürmek istiyorum" dedi. kalbim sızladı onun o haline, olgunluğuna, zorunluluklarına. duygusal bir insan hiç değilim aslında, duyar oluşturayım gibi bir derdim yok, süslü cümle kuramayacak kadar beceriksiz biriyim hatta. bazı değerli kavramların içini çöp gibi doldurarak duyarsızlaştığımız bu zamanda; bu çocuk gibi nicelerinin farkında olanlar, yardım kampanyaları düzenleyenler, emek verenler, çorbada tuzu olanlar iyi ki varlar demek istedim sadece. iyi ki varsınız !.
  22. 347
    çok fazla çalışıyorum. iki gündür ofisten çıkmadım. hayatımda hiç zaman kaybetmedim ne okul hayatımda ne de okuldan sonra. mezun olduktan bi gün sonra işe başladım. bok vardı.
  23. 348
    Ne aradığımı bilmiyorum ama hissettiğim bu boşluğu doldurmak için bir şey ararken kendimi kaybettim ve
    hatırladığım şeyler arasında birkaç gülümseme ile bir buruk merhamet var. Çocukluğum , ne zaman bu kadar nefret dolduğum bunlar yok zihnimde .
    Buna kırgınım diyemem kırılmak bana göre değil zaten ben olsam hiçleşirim.
  24. 349
    Biliyor musun bazen insan pimi çekilmiş bir bomba olduğunu çok Zaman sonra farkedebiliyor, çok Zaman sonra farkedebiliyor uçmaktan, neşe saçmaktan vazgeçmiş bir balon gibi havada asılı kaldığını.. İlk ne Zaman kırıldığını, ilk aldığı yaranın derinliğini tam hatırlayamayabiliyor, tam olarak ne Zaman büyüdüğünü de..
    Zaman kavramıyla arası iyi olmayan biri olarak kaç gece uykusuz kaldım, kaç kişi sevdim, kaç kere öfkelendim, kaç kere seviştim, kaç kere veda etmeye yeltenip veda edemedim, kaç kez dibe vurdum her dibe vuruşta kaç farklı dip keşfettim artık hatırlamıyorum..
    Kainat denen düzlükte bir karınca kadar hacmim varken, varlığım ancak bu kadar anlamlıyken, veda etmekte zorlandığım gırtlağımda yumru gibi duran sevdiklerim var hala.. Cevapsız sorular soruyorum anneme.. Nedenler cevaplardan daha ağır, katlanılması daha zor geliyor bazen..
    Her gün bu gün yeniden başlamak için güzel bir gün diye fısıldıyorum kendime, içimdeki sese inat çünkü o ses başımı geriye atıp her şeye elvada demem için güzel bir gün olduğunu söylüyor ısrarla.. Her sabah yitip giden tüm dostlarımla tüm sevdiklerimle vedalaşmak ve yeniden başlamak için açıyorum gözlerimi dünyaya.. Bu gün yeniden seveceğim diye bakıyorum etrafıma bu gün gerçekten güleceğim diye konuşuyorum..
    Merhaba benim adım kırmızılı kız..
    Çok kaybetmiş çok örselenmiş çok silbaştan yapmış hep inceliklere takılıp düşmüş ama güçlü kalabilmiş o kız.. mezarlıklara sık gidemeyen, karanlıktan korkan, hayata ağız dolusu küfürler saydıran, inancı olmayan tuhaf bir kadın olarak yaşamaya çalışan ama hep birilerinin en iyi arkadaşı, ablası, kardeşi olan o kız..
    Her gece annesine sıkıca sarılıp gülümseyebilen ve gülümsetebilen bir meczup.. Hayatım da var olan en berbat ve en güzel şeyler için ölümler doğumlar Bayramlar sevinçler düğünler hüzünler için, eşsiz rakı sofraları güzel yağmurlar sıcak geceler için, gökkuşakları pamuk şekerler köpekler kediler insanlar ve Deniz için ve annem için teşekkür ederim .. Çok teşekkür ederim her şeyin hızla yitip gittiği Zaman'lar da beni ağırladığın için müzeyyen için Neşet için Queen için ve üzerinde güzel şarkılar söylememe izin verdiğin için beni ben yaptığın için tüm ağırlığımı ve ağıtlarımı çekebildiğin için çok teşekkürler dünya...
  25. 350
    Ulan bi kere de şu hayatta şansım döndü diyebileyim. Bi kere de yüzüm gülsün be hep hüsran hep hüsran sözlük. Ulan bugün mulakata girdim mulakat sonucunda işe alınamamışım. 10 dakikada insanı tanıyıp yapıp yapamayacağını ölçebiliyolar vay amına koyum. Ulan hepimiz insanız heyecanlanırız bunu hiç mi göz önüne almadınız ? Neyse sözlük cümleten yakşamlar.