51
çeçen gerillası olduğu söyleniyor. şamil basayev'in sağ koluymuş üstüne üstlük.
52
uzun soluklu birlikteliğini evlilik ile taçlandıracağını bildiren davetiye elime ulaşmıştı.
ancak bu kadar rezillik çıkacağını, bu adamın psikolojisinin bu denli bozuk olacağını hiç düşünmemiştim.
davetiye geldiğinde kızmadım değil aslında. birkaç hafta önce yaptığımız zirvede, evliliğin çok sıkıcı olduğundan, tek kişiye bağlı yaşayamayacağından bahsetti durdu. ha bir de davetiyeyi kendisi getirmeliydi ki, yüzüne yüzüne güzelce söveyim, "hani evlenmeyecektin ne oldu yapraaammm" diyeydim.
neyse dedim kendi kendime. yeni nesil gençler böyle.
aradım yine de beni düşündüğü için teşekkür ettim. adresi tam olarak öğrendim. sonuçta davete icabet etmek benim fıtratımda var.
beklenen gün geldi çattı. tutturdu bu,
"abi şahidim olur musun diye" dedim ki;
"lan bana bak tdkö iki bayram arasında evlenilmez uğursuzluk getirir" (amacım evlilikten caydırmak)
bu fırlama hemen kıvrak zekasını kullandı ve;
"abi ne fark eder, kurban bayramından sonra da tekrar ramazan bayramı gelecek. her türlü iki bayram arası. hurafe bunlar inanma" diyerek haklı duruma geçti. efendi gibi gittim yerime oturdum tabi ki. doğru söze ne denir. ancak yenge hanım pek bi gergin, pek bi agresifti. sürekli "ne biçim damatsın tdkö, böyle damat saçı mı olur? damat traşı neden olmadın gibi abuk subuk cümlelerle garibimin kafasını ütülüyordu (sözde) en mutlu günlerinde.
nikah memuru geldikten sonra işler şekil değiştirmeye başladı. tdkö sırf nikah memuru akp li olmasın diye, chp nin belediye başkanı çıkardığı bir yerden nikah günü almış. işe uyanan başakşehir belediyesi "sktim seni tdkö görürsün sen" edasıyla kendi nikah memurunu göndermiş.
gelen memur maşallah nikah kıymaktan çok iktidarın basın sözcüsü gibiydi. marmaray' dan bahsetti, yapılan metrolardan bahsetti, nikahı kıyarım ama en az 3 çocuk şart dedi. bizimki ufak ufak sinirlenmeye başlamıştı. piercing ile oynamaya başladığı anda korkacaksın bundan. sağı solu belli olmaz delüoğlanın. "kanka sakin" gibisinden hareketler yaptım. zaten yenge hanım tarafından gerilen damadımız paralel yapının oyununa da gelmişti.
o sırada beklenen cümleyi kurmadan önce yine boşboğazlık yapıp "kaç yıldır birliktesiniz çocuklar, umarım fazla seçici olmamışsınızdır, sayın başbakanımızın bu konuda bir talimatı var biliyorsunuz değil mi?" deyip gevrek gevrek gülünce olanlar oldu.
yerinden fırlayan tdkö "lan sizin yüzünden okulu bitiremedim, sizin yüzünüzden evlenemedim, ömrümü çürüttünüz laağğğnn" diye atarlanarak piercingini nikah memuruna fırlattı. "5 senedir birlikteyiz, sırf seçici olmayın dedi diye bu işi uzatıyorum. bi 5 sene sonra görüşürüz, nikah mikah iptal miagoim" dedi ve bana sert bir bakış attı. onu oradan çıkarmam gerektiğini anlamıştım. kız tarafı karadenizliymiş. haberim yoktu. kurşunlar havada uçuşmadan önce sıvıştık. çıkan karmaşada bizi fark etmediler bile.
eee arkadaşımız gidecek yeri yok, vurulma tehlikesi çok. napalım aldım bize götürdüm. günlerce ne yemek yedi, ne konuştu. psikolojisi yerle bir olmuş gibiydi. laptop verdim eline "bari sözlüğe gir olum, konuşmuyorsun, yemiyorsun. içini dök rahatla" dedim. sözlüğe de güzel bir küfür savuruyormuş gibi baktı gözlerime. tırstım amk. gittim usulca oturdum yerime. korku filmlerini sevdiğini biliyordum. belki kendine gelir diye dvd ye "halka"filmini taktım.
film başladığı gibi o konuşmayan yemeyen içmeyen adam dile geldi. çılgın gibiydi televizyona saldırırken. ki televizyonun paramparça olması sadece birkaç saniye sürmüştü. baktım olacak gibi değil, bağlantılarımı kullanarak ünlülerin psikoloğu olan ablamızdan randevu aldım. haberi yok tabi bunun. tırsa tırsa yanına gittim. korktuğumu anlamasın diye rüzgar yaptım "yürü lan biraz dolaşalım" dedim. hiç tepki vermedi. doktorun ofisine gittiğimizde beni kesecekmiş gibi baktı. ancak hatunlara olan ilgisini bildiğimden rahattım. çünkü doktor ablamız tam bir "taş" tı. bizimki onu gördüğünde yelkenleri suya indirmiş, masum bir çocuk gibi oturuyordu karşısında. içimden "lan ipne altıma sıçırttın korkudan, televizyonu sktin attın, şimdi pozlara bak" dedim.
doktor-hasta ilişkisinden bahsedip beni dışarı attılar. saatler süren seanstan sonra bunun neden bu kadar tepki verdiği ortaya çıktı. buna inanması çok güçtü.
meğer filmdeki "samara" kardeşimizi bizimki oynayacakmış. saç-baş vs tam bu rol için biçilmiş kaftan demişler.
ailesi yememiş içmemiş para biriktirmiş bunu deneme çekimine götürmek için. ancak işler umulduğu gibi gitmemiş. saçlarını aralayıp yüzünü gördüğünde korkudan ölmesi gereken kişiler başlamışlar gülmeye;
"lağğn bu sevimli ne sempatik bir çocuk diyip, orasını burasını mıncıklamışlar çocuğun"
bu role uygun olmadığını karar vererek başka birini denemeye almışlar. çocuğun morali bozulup fazla üzülmesin diye "ingilizcen yeterli değil" diyerek bahane uydurmuşlar.
bu bilinç altına yerleşmiş, su ürünleri fakültesinde okurken, "sktim sizi, ingilizce nasıl konuşulur göstericem" diye hırs yapıp çalışmış didinmiş odtü' yü kazanmış. yıllarca okulu bitirememiş dahi olsa ingilizce şakır şakır kıvamına gelmiş.
asıl darbe ise filmi izledikten sonra, yerinde oynayan "samara" kardeşimizin tek kelime repliğinin bulunmamasıymış. ailesi bu gerçeği ondan saklamak için 18 yaşına gelene kadar filmi izletmemiş. acı gerçekle yüz yüze gelince insanlıktan çıkmış;
"hayatımı sktiniz onospu çocukları, yıllarımı çaldınız" diyerek bunalımlardan bunalım beğenmiş.
sakinleştiricilerle bi nebze olsun düzelen tdkö yanıma gelip "abi sana da eziyet verdim" gibisinden özür mahiyetli cümleler kurmaya çalıştı. benden "yok canım ne önemi var senden kıymetli mi" gibi cümleler bekliyordu sanırım. vurdum televizyon kumandasını kafasına. "günlerce korku içinde uyudum senin yüzünden, televizyonu sktin attın, kayınpederinin kapıya dayanması an meselesi, götümüzden kan alacaklar totoş" diye atarlansam bile kıyamadım sonra. sonuçta şok üstüne şok yaşamış. düşenin dostu olmaz sözünün aksini kanıtlamak için sahip çıktım.
ancak ben yaptım siz yapmayın. başınıza iş almayın. ayık olun, akıllı olun.
58
(bkz: serin hikaye birader)
Siyasi konularda epey aktif bir yazar.
60
Yılın en çok yağış alan mevsiminde, tropik bölgelerde egzotik meyve yiyerek tatil yapmayı seven maceraperest yazar.
61
Hayatımda sevdiğim iki fenerbahçeliden biri. Adamın dibi gibi espriler yapmayacağım. Çünkü adamın ta kendisi. Futbol konuşabileceğiniz ender insanlardan. Sözlük vb ortamlarda karşınıza çıkabilecek, Dost diyebileceğimiz ender kişiliklerden. İyi ki varsın aslan kardeşim.
62
cidden iyi şahsiyet. az buçuk konuşmuşluğumuz var. trollüyor musun? sorusunu sorduğunda hayır dersen daha takmaz cidden cevaplar troll konunuzu. bu yüzden birazcık eksik. ama yine de seni seviyoruz kamk.
64
profil resminde gorgoroth veya fenriz'in olduğunu düşündüğüm bm hayranı birinci nesil bir moderatör. kendisini diğer modlardan üstün gördüğümü söylemem lazım.
(bkz: mod sempatizanlığı)
65
sözlükte tam anlamıyla yazarlı görevi yapan insan. ezelden beri böyledir zaten.
66
başarılı bir yazardır, aman böyle dedik diye şımarıp da tembelleşmesin.
67
On numara yazardır. Varsın tek dersten kalsın, neolacak?
68
tek kelime ile delikanlı yazar.
69
4 aylık izmir molamdan sonra beni sözlüğe tekrar getiren yazar.
ayrıca sağlam puzzle yapıyormuş duyduğuma göre, kapışırız.
70
belli bir yazış tarzı olmayan ama entry girdiğinde gediğine koyan bir yazardır.
saçlarını en sevdiğim satanist yazarımızdır kendisi tipini yediğim len seni de özleyeceğim.
71
eylül ayının 21. gününde bin girdi giren über şahsiyet.
kendisini tanımaktan ötürü mutluluk duyuyorum. o yazsın biz okuyalım.
72
(bkz: narcisism):D
şaka şaka devam et.
73
kendi kendine giren (girdi manasında) yazardır. birde kendisini tanıdığını anladığımız yazardır.
74
yazarlar arasında en gereksiz, en boş, en bencil insandır.
3 haftadır 1000 girdi yazıcam diye gecesini gündüzüne kattı. ve gitti 1000. girdiye kendi nickaltına yazdı.
cık cık
askjdhahsdsd şaka şaka.
kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını dilerim. kendisine şu cumhuriyet altını kolyei sunmaktan şeref duyarım. saçlarıyla uyum içinde dans edeceğinden hiç şüphem yok.
sen yaz biz okuyalım lan. *
75
gerçek anlamda yazarlık yapan ender yazarlardan bir tanesi.
yazdıklarını okumak gerçekten keyif veriyor.
↑