kayıt

kutup sözlük yazarlarının geliş hikayeleri

  1. 375
    2016'da kaydolmuştum, asosyalin kaoslarından kaçmak için fakat yazmaya bugünden itibaren başlıyorum. Hayırlısı bakalım (:
  2. 376
    exogenesis sayesinde Tşk tşk.
  3. 377
    interaktif sözlüklere olan merakım teee 15'li yaşlarımın başında inci ile başladı. o zamanlar gülmekten altımıza sıçıyorduk öyle bir ortam. yaşımızı falan belli etsek direkt bizi eziklerler şimdiki gibi liseliye müsamaha yok. tabii o ara uludağ'a da üye olduk. nasıl olsa ismail alpen-serkan inci kankiliği mevcut. garip gelecek belki ama uludağ'a ilk üye olduğumda her yazdığım şeyden sonra ayar yiyordum. öyle bir elitlik, ekşisözlük nezihliğinde mekan. ciddi ciddi ayarlardan utanıp 1 sene sonra hesaba hiç girmemeye başladım sekizinci nesil hesap öyle garajda yattı. inci'yle başlayan maceram "elit sözlük"lere alışamama yol açmıştı. sığ idim, sığlığımın farkında değildim, her boka kopi pest yoğunluklu yarım yamalak bilgilerimle entri giriyordum. he bir de ekşi var. ekşiyi arada okurduk ederdik ama sözlük olayını tam kavrayamadığımız için ekşi bizler için vikipediydi. en azından 2008-2011 arası vikipediliğinin son demleri. hiçbir zaman kendimi orada yazabilecek kalibrede görmedim. en azından bahsettiğim dönem aralığına kadar. sonrasında birkaç çaylak maceram oldu ama sabırsız biriyimdir bekleyemedim.

    sevgili okur buraya kadar bu amaçsız entriyi okuduysan helal olsun. neyse devam edelim. uludağ'ın değerini, sözlük ortamlarının misyonunu üniversite 1'deyken anladım ama iş artık ekşi'ye üye olmak için çok geçti. ben de ulu'ya döndüm. zirvelere gittim. güzel entriler yazdım. yedekledim. sözlükten biriyle seviştim. itliğin dibine vurdum ve hesabımı kendi isteğimle sildim. asosyal'e de ilk açıldığı zamanlar ara ara 4-5 farklı hesapla dadandım ama benim için her zaman buram buram klon kokan bi dehlizden öteye geçemedi. samimi söylüyorum ulu'nun şunun bunun en boktan hali dahi asosyal'den daha samimi. kankicilikler, bilgi içerikli entriyi ibneliğine eksileyenler, hasetler. tumblr'ın metinsel hali aminyüm. uğur dersanesi'nde tenefüste sigaraya çıkan çokbilmiş metallica fanı tipler toplanıp ortam yapmışlar.

    yav rıfat konu dağıldı. bana bak sayın okur. senin karşında azılı bir sözlük kaşarı var. burayı da yine günlerden bir gün ortalığın damına koymak maksadıyla asosyal'e girdiğim bir gün sol frame'de gördüm. baktım asosyal üye almıyor buraya gireyim dedim. sevdim. itliğin lüzumu yok. efendi efendi yazmaya geldim. he bir de nar sözlük var. belki ileride değerlenir diyip ücra köşeden arsa alan dede misali birinci nesil hesap açtım. dün bi baktım adamlar domaini falan kapatıp tüymüş. kendimi jet fadıl tarafından düdüklenen ılımlı islamcı gibi hissettim arkadaşlar. hayır benim için bitcoindi orası. iotaydı. hepi topu özene bezene 68 tane bilgi içerikli entri girdim. bari mail at. entrilerimi yolla insafsız. bir sabah uyanıyorsun ve domain'e "kapattık kardeşim" yazılmış.

    işbu kutup sözlüğe gelişim adı altında sözlük alemleri hakkındaki genel görüşümü ve anılarımı yazdığım entriyi okuyan cefakar ve işsiz okur. seni seviyorum.
  4. 378
    Asosyalden kendimi uçurup yan hesap diye oradaki yazarlara ağlarken önerdiler.
  5. 379
    Cordelio'nun davetine icabet ederek geldim.
    • ax o grupta neler düşmüştü brom nelerr.
  6. 380
    İsmini daha 5 dakika önce Asosyal Sözlük ten duyup 'tebdili mekânda ferahlık vardır' deyip geldim
  7. 381
    adam beni twitter menşından kapattı baba ya
  8. 382
    Haxball oynarken duydum ve geldim. Arya Stark
    • smiley
  9. 383
    Kendi sözlüğüne uğramayan birinin sözlüğünde yazıyordum lakin ben üye olduktan Sonra yazar alımını bir kapattı o gün bugündür hala da açmadı ajsjd içeridekiler evlenip çoluk çocuğa karıştı öyle uzun bir süreç yani.

    Neyse işte Bi gün islamik devrimcinin -umarım doğru hatırlıyorumdur- bir girdisinde gördüm burayı. Dedim en fazla ne olabilir ki? Üç tane bal gibi dostum oldu. Daha ne olsun?

    Üçüncü yılım sanırım yazıyoruz bakalım.
  10. 384
    bir linke tıkladım ve kendimi burada buldum.
  11. 385
    Abim önermişti. Kendisi yıllarını ekşi, Uludağ, itü gibi sözlüklerde vermiş bir yazardı. Yeni sözlük kokusunu anında alır..
  12. 386
    sözlüğü ele geçirme planım vardı o yüzden geldim ama işler beklenildiği gibi gitmedi.
  13. 387
    1 saat oldu gelmiyor musun artık deyince mecbur geld.. pardon yanlış oldu.
  14. 388
    minimalist kedi'nin aylar süren ısrarlarına daha fazla dayanamamam sonucu geldim, 4 gün sonra 4. ayımız kutup sözlük ile...
  15. 389
    2018 yılında farklı bir nickle 6. Nesil olarak gelmiştim. Adıni hatırlayamadığim bir yazar tarafından girdime çok saçma bir yorum bırakılmıştı ve gelişimin daha 2. Günü dolmadan hesabı kapatma talebinde bulundum. Bu sene karantinada tekrar şansımı denemek istedim ve bu sefer aradığim enerjiyi buldum ve hala buradayım.
  16. 390
    kutup sözlük yazarlarının sözlüğe geliş maceralarını anlatam anketimsidir... örneğin benim hikayem 1.5 ay önce sözlüğü kurma fikri ile başladı ve an itibariyle buradayım...
  17. 391
    inci'de hikayeler toplayan, kendi hikayesini yazmaya az buçuk bi rakı kadehi kadar kalmış bir yazardım. okudum, başkalarının hikayelerinde kendimle ilgili şeyler aradım. buldum da. adnan abi'yi, belki de benim şu anda burda oluşumu borçlu olduğum insanı buldum. yazdığı hikayeyi seri f5'lerimle beklerken bir yandan da şu anki cennetime kuracağım cümlelerin provasını yaptım o kadar süre.

    küstük. aslında sokakta görünce yüz çevirme iğrençliğinin olmadığı bir küslüktü bu. saygımız vardı. bacanağım **** bana her türlü desteği sağlamakla beraber, her zaman yanımdaydı. bu teferruatları yazma nedenim de başımdan geçenleri günlüğümden de yardım alarak yarı felsefik, yarı duygulu bir blog'da bi kere daha yazmak. kendi sözlüğümü yazmak belki de.

    adnan abi 'alem sözlük'e gelince ben de onunla birlikte 'hikayenin sonunu görücem ben, inat da bi murattır amk" diyerekten takıldım peşine. bu sefer de alem sözlük'te f5lerime devam ettim. sonda secool denen ateist ibne bana önceden söyledi sonunu. onun ben amk bu arada. bıraktı gitti. bunu görürse ulaşsın bana ibne. ben o durumla beraber artık bu barışma işinin son virajına kadar geldim. virajı şarampole yuvarlanmadan almak kalmıştı sadece. tabi seko'nun tabiriyle vitesi de küçültmem lazımdı. ben artık ayna karşısında ne derim, ne söylerim diye provalarıma devam ederken 26 mayıs'ta amıma koyan radyo ve şarkılardan, 7 haziran istanbul depreminden sonra daraldıkça daralan kalbime bir cennet açmak zamanı gelmişti.

    8 haziran'a kadar aynada yaptığım provalar çok rutin bi şey haline gelmişti. saat sabah 9 gibi orda olmasını beklediğim canımın diğer yanını ben saat 7'den beri orda bekledim. içi içine sığmaz ya insanın bazen. sonradan öğrendiğime göre de sabahki ilk otobüse binmişim. şoförün hali de zaten bunu gösteriyodu. iş akışının ters yönünde o saatte giden her otobüs gibi bomboştu.

    beklediğim gibi, dakikliğini aldığı babasından da tam zamanında geldi önümdeki durağa. hava sabah ayazıydı. benim gibi bazı manyakların yaptığı gibi güneşin vurduğu yerlere gitmek yerine rüzgarın en bol, sert estiği yerde kendime olan cezamı veriyodum. otobüsten inişi ile beni görmesinin aynı saniyede gerçekleştiği bir anda ben zaten deniz rengi gözlerinde boğuldum onun. ayna karşısında yaptığım o kadar prova, hazırladığım süslü bir o kadar da acınacak halime tercüman olan cümleler bir anda aynı denizde beni daha da aşağıya çekmek suretiyle dibe batıyolardı. yanıma kadar geldi kolu ile göğsüne yasladığı kitaplarla. baktı, baktı ve baktı. sadece baktı. ben ise dilimden cümleleri nasıl çıkarabilirim, nasıl sesimi duyurabilirim ona diye kendimi yırtarken o "gel, bu soğukta buralara insan sadece bir şey için gelir. gel de oturalım bi yere" dedi. benim kafamdan o an geçmeyen binlerce fikir onun düşüncelerinin sadece bir kısmını oluşturuyodu.

    yakınlarda bi cafeye gittik. ben o ana kadar hiçbir kelime etmedim ona. sustum sadece. kendime ceza olarak bunu öngörmüştüm belki de ondan ayrı olduğum zamanlar. hep sustum ben. "niye geldiğini biliyorum. inan her an ben de senin düşündüklerini düşünüyorum gitmesek mi, uyuyamıyorum aynı senin gibi. ama ben konuşabiliyorum, sen her zaman olduğu gibi hep susuyorsun. ben hep bir şeylere karar veriyorum sen hep.." derken "ben hep seni seviyorum" diyebildim. gözlerinin içi bir insanın nasıl güler ? bir insan severek, sevilerek nasıl mutlu olur ? sevmek tüm dünyayı siktir edebilmek midir? hayatın nasıl ilerleyeceğini, neler olacağını zerre sikine takmadan nasıl sever, sevilmeye izin verir insan? aşk bu kadar güçlü bişey midir ? ben bu sorularımı onun yanaklarındaki gamzelerine "alın ulan size cevap" diyerek gömerken birden ciddileşti, kayboldu o gamzeler. benim en büyük yıkımlarım zaten o ciddileştiğinde, ortada sorun yaratabilecek bi şey olup olmadığını düşündüğünde olurdu. korktum lan. bildiğin kaybetmekten delicesine korktum. aslında sevilmeden kaybetmek değil de, sonuna kadar sevip kaybetmekten korktum. ben onunla var olabilridim, onunla bir geleceğim olabilirdi. geleceğimi kaybetmekten korktum.

    "sevmek yetmez gitmesek mi, sevdiğin kadar da mutlu edeceksin, bunu yaparken mutlu olmayı hakettiğini karşındaki daha da iyi anlayacak, anlatacaksın" diye bir cümle kurdu. ben ise "sevmek tabi ki yetmez. ama sevgiyle mutlu olmayı beceremezsem bunu beklemem çok saçma olur. bak; bi taraf her zaman daha çok sever. diğer taraf ise sevmeye çalışır, mutlu oldukça da o adamın yanında kalmaya devam eder, sevmeye başlar. taa ki karşısındaki adamdan daha çok sevene kadar. bu sefer adam mutlu olmayı beceremez doğasının en berbat, işe yaramaz gereği olarak. bu yüzden hep erkek çok sever, sevmelidir. içinde zerre mutlu olma isteği varsa beni sevmeye çalışma, benim seni sevmeme izin ver" diye devam ettim. aynı ışıltı gözüne, sabah güneşinin de renkleri saçına yerleşti.

    ve bugüne kadar hep ben çok sevdim, o onu sevmeme izin verdi.

    sonra adnan abi hikayesini bitirince sözlükte kalarak vefa borcumu ödemeye karar verdim. derken alem sözlük bi yerde kapandı, devam edemedi.

    bu sözlüğün admini olan adamın dibi ayk gel hem işini öğren, hem de bu ortamda kalmak istiyosan kal dedi. cazip teklifine tamam amk diyerek bu günlere geldim.
  18. 392
    haxball da denk geldiğim bir odada arkadaşlar buyur etti.burdayım.iyiki de oldu çok da güzel oldu :)
  19. 393
    kız arkadaşımın uzun ısrarları sonucu çırılçıplak yattığım yataktan giyinip yirmi beş dakika içinde zirveye gidişim benim hikayemdir.
  20. 394
    iki karı vardı sözlük o heyecanla 25 dakikada gelmiştim. ulan çıtayı çok yüksek koydum ya.
  21. 395
    (bkz: sarsılarak)
  22. 396
    İnsanlar genelde kendilerini pek iyi ifade edemezler. Ettiklerinde ise yanlarında ifade edebilecek kimseleri olmaz. İşte böyle bir anın verdiği zihin bunalıklığı ile önce Ekşisözlüğe yazarlık için başvurdum. Fakat aradan 1 yl geçmesine rağmen çaylaklığımın süresi dolmayınca beklemekten sıkılıyordum. Bir ara kutupsözlük başlığı gördüm ve diğer sözlükler arasından en beğenilen ve olumlu entry girilen sözlük olduğunu görünce buraya üye oldum. Açıkçası iyi de gelmişim buraya. Öncelikle burada başlıkları ve yazdıklarını takip etmek daha kolay. Sıcak bir ortamı var ve en büyük olmak yerine en kaliteli olma çabasında bir sözlük olması beni burada yazarken daha da mutlu ediyor. Zihnimi buraya akıtmamı sağladığın için teşekkürler kutup sözlük!
  23. 397
    sene 2012. yazarı dahi olmadığım bir sözlüğün zirvesinde buldum kendimi. bir gün paranoyak deli ile bornova'da gezinirken bir arkadaşa bakıp çıkacaktık edasıyla katıldım o zirveye. sonra dediler çabuk kıyamet kopmadan.

    ne kıyametler koptu hala burdayız çok şükür.
    • Dün gibi aklımda.
  24. 398
    bi hikaye yok bi girip deniyeyim dedim sonra birkaç tanıdık yüz görünce geri gitmek istemedim.
  25. 399
    uludağ'da gördüm geldim. temasını, muhabbetini sevdim. hadi hayırlısı.*