kayıt

yalnızlık

  1. 380
    Bazen çok iyi gelen bazen derin bir korku yaratan şey. Aşırısı ruh halinizi bozabilir çünkü insan gerçekten sosyal bir varlık. Sosyalleşin ama sosyalleşirken yalnızlığınızdan da asla vazgeçmeyin.

    (bkz: hıı sen çok biliyon amk)
  2. 379
    öz nokta. hem en büyük nimet hem büyük cefa.

    "kendimi görebilsem, mesela çok değil burnumu bir kez öpebilsem. sonra da kendimden çıkıp bir başkası gibi kendimle otursam, bir şeyler konuşsam, bir şeyler içsem yesem kendimle..."
    (bkz: fikret eren)
    • twitterda bunu yazmıştı fikret hoca. kahpe çocukları şebeklik, komik olma derdinde idi. bir insanın böylesine gerzekliğe maruz kalmasına dayanamıyorum amk.
    • Aga ne diyim ki, ne diyim kaç farklı şekilde söviyim. Ben de senden öğrenmiştim zaten, mükemmel bir kalem, ne desem az kalır. Nasıl sövsem onlara. Siktiret.
  3. 378
    paylaşılmayan ve paylaştırmayandır. bazen övdüğüm, bazen sövdüğümdür ama emin olduğum bir şey var; sende yankı uyandıran bir cümle, ruhunu ısıtan bir fotoğraf, denk geldiğin güzel anlar, taşıdığın ayrıntılar... hepsi içinde birikir. ve yalnızlığını biriktirirken de anlarsın; başka hiçbir kalpte o hissiyatı, o yankıyı uyandıramayacağını.
  4. 377
    Yalnızlığa sürüklenmiş değil de, tercih edilmişse kişişsel özgürlük yolundaki en önemli eşiktir yalnızlık. Hem "kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin" derken ne güzel demiş (bkz: Andrey Tarkovski)
  5. 376
    Bir çile gibi görse de büyük çoğunluk, bence güzel bir şeydir. Tek başınıza jüpiter'i, satürn'ü, mars'ı izlemek, gece yarısı onlarla sessizlikte başbaşa kalmak... bu hazzı bilmeyen yalnızlığa lanet eder tabii.
  6. 375
    bir rivayete göre ömür boyu olduğu söylenen durum. allahım sen gösterme. her fav 1 amin.
  7. 374
    "kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin."
    Bir andrey tarkovski sözü...
  8. 373
    ...
    paris’in göklerinden uzanıp bir yıldız kopardım
    kırmızı bir karanfilmiş gibi yıldızı saçlarına taktım
    on beş dakika sonra bordeaux’ya bir tren kalkacak
    garın merdivenlerinde benim için ağlayacaksın
    ellerim yağmura açılmış sakallarım ıslak
    ben ki cehennemde bir allah gibi yalnızım

    atilla ilhan - kaptan
  9. 372
    Bazen ne kadar yalnız olduğumu çözemiyorum.
  10. 371
    Bilmezler yalnız yaşamıyanlar,
    Nasıl korku verir sessizlik insana;
    İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
    Nasıl koşar aynalara,
    Bir cana hasret,
    Bilmezler.
    Yalnızlık Şiiri, Orhan Veli Kanık.
  11. 370
    Hayatımın uzun bir süresinde yalnızlıktan şikayet ettim. Ama garip bir şekilde kendimle zaman geçirmeyi daha çok tercih ediyordum. Bu aşırı çelişkili ruh halime asla anlam veremiyorum. Şu an ise kendimle zaman geçirmeyi özlüyorum, hem de çok özlüyorum.
  12. 369
    ekmeğe dönülmüyor amına koym . seviyorum lan çok seviyorum
    pbs.twimg.com/...
  13. 368
    noldu zoruna mı gitti. sike sike sikileceksin.
  14. 367
    benim için hayatın en üst noktası. yani amaç oraya ulaşmak gibi bir şey. mutlak yalnızlık... genel olarak yalnız takılan birisiyim zaten. zorunda olmadıkça bir yerde iletişime geçmem pek kolay kolay benimle iletişime geçen de olmaz. ama bazı insanlara zaafım var işte onları görünce duyunca anımsayınca bir durup bağlılık hissini yaşıyorum. o yüzden bazen yalnızım bazen değilim. zaten limit olmak değil yaklaşmakmış...
  15. 366
    Hüseyin nihal atsız'ın şiirinden bestelenmiş, oğuzhan öz seslendirmesiyle güzelleşmiş bir parça.

    youtu.be/...
  16. 365
    can sıkıntısına birilerini meze etmektense yalnızlık çekmek tercih edilesi asil bir durumdur.
  17. 364
    çaresizlik gibi bu da, gurur, ahlak ve haysiyet gibi kalıpların parça parça döküldüğü yer.
    içinde olmaktır yadsıyan grilikle bezeli biçimsiz boyutta, bir iğneden kana karışan sert ve soğuk bir sıvının hayal meyal idrakında oluşun, arkasındaki tekinsiz kayboluşun. çırılçıplak şekilde taze kokan yarı karanlığa gözlerini açmış insan, insanı insan yapan her şeyin silinip aktığı, deliğine girip içinden geçtiği ilkel boru zaman.
    soyut addedilen tüm manayı bulma gayesiyle, kozasından çıkan bir tırtıl yanılgısında ve sıcaklığında kendi temaşası, kendini yaratma ve var kılma çabası, tam tersine hizmet eden. öteki de namümkünken, tek ele avuca gelen o habis fiillere naif bir etiket, sonsuz siliklikteki tüm bireysel devinim. acınası ve insanca, pek insanca.
    yazmak zul, konuşmak yük, boş. ağız şapırdatmalarını, dudak hareketlerini ve hararetle savunulan fazla insansı hırsları duymak ve izlemek zorlama kibar bir tabirle, acı verici. hele hele anlatmak, eski bir istek anlaşılmayı istemek, modern bir destekten güç almadan, kibir barındırmaz şekilde anlaşılacağını düşünmek, evrensel sayılabilecek, bir diğerlerinin kendimden daha az insanlığa sahip olduğunu görme eğiliminden bağımsız şekilde ızdırap.
    kendim miyim tüm derdim, değil mi diğeri.. kendi derdime dert mi bu, gayen bu mu diye acıyarak bakabileceğim eski bir lükse de sahip değilken. çaresizlikle birlikte gelen kötü bir alışkanlık sonrasızlık, bir kara delik.
    nispi çoklukta, en temel zeminde zamansal bir arka plana sahip o eşsiz(!) mirasın, farklı ve belki bazen zıttı olduğunu düşündüğü şeyin bizzat kendisi olması şaka olmalı. idrakı ve soyut bir kabulü zor çünkü eğilmişken başak, geçmişken zaman.
    sonrası?
    ''şeytanı tutsun tutabilen!
    zordur onu yakalamak bir daha!''
    sıcak yumuşaklıkla sarılı, dudak kıvrımlarından düşen
    dostluk ve sevgi cümlelerinin kaldırıldığı rafa bakılsın.
    ''kendilerini gönderilmiş gibi gösterirler göklerden,
    ve melekler gibi fısıldarlar, yalan söylerken.''
  18. 363
    hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
    hatırası bile yabancı gelir.
    hayata beraber başladığımız,
    dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
    gittikçe artıyor yalnızlığımız.
    otuz beş yaş şiiri, cahit sıtkı tarancı.
  19. 362
    insandan uzak kalma hali kesinlikle değildir.
    kişinin iç dünyasında kendini büyük bir girdaba sürüklenirken bulması ile başlar.
    hissettiklerini araya filtre koymadan birilerine anlatamadıkça çoğalır.
  20. 361
    Yalnızlığın pek çok sebebi olabilir. Bu sebepler kalıcı ya da geçici de olabilir. Burada değinmek istediğim yalnızlık türü Ali şeriati'nin tanımıyla yüce yalnızlıktır. Bu yalnızlık hepimize klişe gelecek bir şeyi içerir, Kalabalıklar içinde yalnız olmak. Burada klişe dahi olsa hakikati barındıran bir durum söz konusudur. Pek çok insanın arasında bulunmana rağmen, beklentilerin o insanlardan çok farklı bir yerdeyse, hayatı algılayış biçimin, herkeste yara açmayan olaylar senin ruhunda derin yaralara sebep oluyorsa ve kendi dertlerini başka zihinlerde aramak için büyük bir çaba sarf ediyorsan senin yalnızlığın yüce bir yalnızlıktır. Tarihe baktığımızda pek çok önemli insanın bu tarz bir yalnızlığa sahip olduğunu görürüz, çünkü böylesine bir yalnızlık kişiyi görünmeyeni görme, olaylara dışarıdan daha kolay ve tarafsız bakabilme, kendine tahammül edebilme ve bu sebeple de kişiye değer katacak pek çok eylemi bu tahammül edebilme seviyesinden dolayı, diğer insanlara nazaran çok daha kolay yapabilme imkanı sunar. Bazı insanlar o kadar arkadaş canlısı ve sosyal görünürler ki, on dakika bile yalnız kalmaya tahammülleri yoktur, illa birileriyle konuşma, iletişim halinde olma gereği duyarlar. Etrafınızda mutlaka bu tip insanlara denk gelmişsinizdir. Üstelik sizin yalnız kaldığınız bir duruma şahit olduklarında size acıyarak bakar ve bunun sizin isteğiniz dahilinde olduğuna asla inanmak istemezler. Kişi on dakika bile yalnız kalamıyorsa bu kendisinde büyük bir eksikliği gösterir. Düşünün ki sizi zihnen oyalayacak on dakikalık bile bir konunuz yok. Ne kadar acı!

    Kendimi en az yalnız hissettiğim anlar, zihnimi uzun süre meşgul etmiş bir sorunu, bir düşünürün kendi kitabında konu edinip uzun uzun tartışmasını okuduğum anlardır. Bakın işte o da bu soruyu sormuş, belki cevabı benimkinden çok daha çetrefilli ve kaliteli ama insan olarak bu sorunu edinmiş! benimle aynı sorunu paylaşmış. Çevremde kimsede göremediğim o ince bakışı burada sergilemiş.

    Yalnızlık, herkesin tıka basa doyduğu büyük bir yemek sofrasından aç kalkmaktır der şeriati. Benimle aç kalkan biriyle göz göze gelmek yalnızlığımı bir anlığına da olsa unutturan önemli şeylerden biri benim için. Felsefeyle bu sebeple ilgilenir, kitapları bu nedenle karıştırır, Sözlüklerde de genelde bu sebeple yazar ya da yazılanları okurum. Aç kalkanlara selam olsun.
  21. 360
    kalabalığın içinde nefes almak. kendini dinlemektir.
  22. 359
    yalnızlık, senden çıkan her şeyin koskoca kainatta hiçbir şeye çarpmadan sana geri dönmesidir.
  23. 358
    Cem Adrian şarkısıdır.

    Yalnızlık o simsiyah ellerinde
    Yalandan ninnileriyle büyütüyor bizi
  24. 357
    "çarşılar grevsiz deli olurmuş yalnızlık işte" diyor şair ece ayhan
  25. 356
    yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz..

    Yanar sobasında yalnız’ın üşüyen bakışları..

    Lambasında karanlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük..
    Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük..
    • değilmiyim yoksa?? e bu pencere neden dışarı kapalı, bu kapı neden içime dönük??