kayıt

antakya

  1. 1
    hatayın il merkezidir,kökleri çok eskiye dayanır.
  2. 2
    Tarih kaynaklarına göre M.Ö. 300 civarında Büyük İskender'in komutanlarından Seleucus Nicator tarafından kurulmuştur. Eski kaynaklara göre Antakya bir zamanlar üç yüz bin nüfusuyla Roma İmparatorluğu'nun 3. dünyanın ise 4. büyük kentiydi. nicator, Babası Antiochus'un isminden esinlenerek bu şehrin ismini antioucheia koymuştur.ipek yolu'nun da geçmesinin etkisiyle tam bir ticaret şehri olmuştur antakya. roma döneminde altın çağını yaşamıştır. roma'da suriye eyaletinin başkentliğini yapmıştır. Antakya civarının tarihi, şehrin kuruluşuna göre çok daha eskidir. Tell-Açana höyüğündeki kazılar Kalkolitik Çağdan (M.Ö. 5000-4000) itibaren yörenin yerleşim için kullanıldığını göstermektedir. spartacus dizisinde de isminin geçtiğine şahit oldum antakya'nın. spartacus'ün karısı elinden alındığında antakya'daki bir tüccara satıldığı söylenmişti. 2-3 kez ismi geçti o kısımlarda antakya'nın.

    annemin memleketidir aynı zamanda. özellikle "eski antakya" olarak adlandırılan bölgenin sokakları esrarengiz ve hafiften ürkütücü olsa da tarih kokar. hayatımın bir kısmını* geçirmek istediğim yerdir.
  3. 3
    kültürü, insanları, yemekleri Güzeldir. asi nehri geçer ortasından, çıkarsın habib-i Neccar'a bütün Antakya ayaklarının altında.
    Suriyelilerden sonra çok Karışık olmuştur.
  4. 4
    hatayda bir ilçe .
  5. 5
    gördüğüm en güzel yerlerden biri. yerlilerinden birine yer sorduğunuzda hepsi anlatmaya başlıyor ekstra güzel yerleri tarif edip dönüşte kahveye çağırıyorlar.

    hatayda bir ilçeden fazlasıdır.
    • Öyle demesene şapşik. ^^
    • yaa sensin o ^^
  6. 6
    bir zamanlar hatay devletinin başkenti olmuş şehir.
  7. 7
    hatay'ın merkez ilçelerinden birinin adıdır. eskiden tek merkez ilçeydi de büyükşehirden sonra antakya'nın bir kısmı koparılıp defne ilçesi oluşturuldu ve defne 2. merkez ilçe oldu.

    aramızda hâlâ antakya - hatay farkını bilmeyenler varsa diye. antakya ilçe, hatay ildir canlarım.
  8. 8
    Türkiye'nin en kalabalık 49. ilçesi imiş. il sıralamasında hatay 13. iken ilçe sıralamasında antakya'nın 49. olmasının sebebi, bu listeye ankara ve istanbul ilçelerinin damga vurmuş olması.
  9. 9
    zamanın sığındığı sokaklarıyla mis gibidir. fırsatım olsa kaçar giderim ordan güney doğuya açılırım lakin bilin bakalım neden gidemiyorum.
    • Sen zaten burayı güneydoğuda zannediyordun. Açılmaya gerek yok.
    • harika bir insansın
    • Est. O senin harikalığın. Gel de beraber güneydoğu turuna katılalım. Kilis, antep ve urfa'yı gördüm ama ilerisine gidemedim. Mardin ve diyarbakır'ı merak ediyorum.
    • masrafları karşılayacaksan çantamı topluyorum
    • Ah beni en olmadık yerden vurdun. Resmen çulsuzum. Bir öğrenim kredim vardı, o da kesildi mezun olunca. :/
  10. 10
    Bir ay kadar ikamet edecegim yer.
    Allahsız kitapsız bir sıcak var. Leş gibi yorgunum lakin uyuyamıyorum.
  11. 11
    dünyanın en güzel yemeklerini biz antakyalılar yapsak da, dünya gastronomi şehri falan değilizdir. hatta antakya'nın onca değerli özelliği varken sadece yemekleri dolayısıyla anılması beni artık çok rahatsız etmekte.

    helenistik kültürün en güzel izlerini bulabileceğiniz muhteşem bir kenttir antakya. 20 km batısına gittiğinizde, samandağ ilçemizde hala ıssız ve muhteşem kumsallar bulabilirsiniz.
    neden hala barışın ve kardeşliğin, kadim sembolü olduğundan mütevellit nobel almamıştır bilmiyorum.

    bir de büyük sanatçı sezen aksu, bir konserinde kullaklarımla işittiğim çok değerli bir öğüt vermiştir. genç kadınlara mutlaka antakyalı sevgili yapmalarını önermiştir.
    lakabı minik serçe olsa da, dev ve değerli sanatçımız sezen aksu, sanat yaşamı boyunca milyonlar teklif edilmesine rağmen hiç bir reklam filminde oynamamıştır. fakat antakyalı erkekler için gönüllü kefaleti düşünmeye değerdir.

    antakyalı olduğum için de yazmadım bunları. ama övünmek gibi olmasın, bilinen tarihle 500 yıllık yerleşik antakyalıyım. dm'den e devlet çıktısı gönderebilirim
    • Potansiyel çok da... Hiçbir ulaşımın* olmadığı, dağın başında bi başına kalmış ontik antik kiliseyle, tek ermeni köyüyle ya da muazzam kuma sahip olsa da kirli bir sahille anılması pek olası değil maalesef.
      Kiliseyi yine bi çekip çevrelemişler gerçi ama hala olması gerekenden çok uzak.
  12. 12
    Hatay ve Antakya'nın yerle bir olması ne demektir?

    "Habib-i Neccar.
    Anadolu topraklarındaki ilk cami.
    1400 yıllık.
    Aslında pagan tapınağıdır.
    Sonradan kilise olmuş.
    En son, cami.
    Yasin Suresi'nde geçer.
    “Sevgili marangoz” demek.
    O marangoz, hıristiyan.
    Antakya'da hıristiyanlığa inanan ilk kişi.
    İslamiyet'in ikinci halifesi Hazreti Ömer'in komutanlarından Ebu ubeyde bin Cerrah, tee 636 yılında Antakya'yı fetheder, bu camiyi inşa eder ve tek tanrılı dine inanan ilk kişinin adını verir.
    Evet, biz müslümanlar tarafından Anadolu'da yaptırılan ilk caminin adı, bir hıristiyanın adını taşır.
    Avlusunda ezan dinlerken hissettiklerimi kelimelere dökebilmem gerçekten imkansızdır.

    Habib-i Neccar camisi yıkıldı.

    Aziz Pavlus kilisesi.
    Rum ortodoks kilisesi.
    Aslında, Rum ortodoks patrikhanesidir.
    Patrikhane denilince akla hemen İstanbul'daki Fener Rum Patrikhanesi gelir ama, manevi sıralamaya bakıldığında Antakya patrikhanesi, Fener'in önünde yeralır, Kudüs'ten sonra ikinci merkez kabul edilir.
    E tabii Rum ortodoks denilince de akla hemen Rumca konuşan vatandaşlarımız geliyor ama, burada ibadet dili Arapçadır.
    Hatta, Rum ortodoks gençler artık yeterince Arapça bilmediği için, pazar ayinlerinde bazı dualar Türkçe edilir.

    Aziz Pavlus kilisesi yıkıldı.

    Türk katolik kilisesi.
    Bahçesi, cennet bahçesidir.
    Portakal ağaçlarıyla kaplıdır.
    Portakallar süs lambaları gibi durur.
    Benzerlerine ancak yağlıboya tablolarda rastlayabileceğiniz masalsı bir su kuyusu vardır, herkes susar, kuş cıvıltıları konuşur.
    Kilise olduğunu bilmeseniz, butik otel zannedersiniz, öylesine huzurlu bir mekandır.
    Kilise olmasına rağmen, aslında Musevi mahallesindedir, camiyle havrayla bitişiktir, terasına çıktığınızda minare'yi çan'ı aynı karede fotoğraflamanız mümkündür.

    Türk katolik kilisesi yıkıldı.

    Antakya sinagogu.
    Dünyanın bilinen en eski Yahudi cemaatlerinden olan Antakya musevi cemaatimiz 2.200 yıldır kesintisiz olarak orada yaşıyor.
    14 kişi kalmışlardı.
    Sinagog yıkıldı.
    Musevi cemaati başkanımız ve eşini kaybettik, cenazelerini İsrail'den gelen kurtarma ekipleri çıkardı, geriye kalan 12 Musevi vatandaşımızın akıbetini henüz net olarak bilmiyoruz.
    Yazmaya elim varmıyor ama, 2.200 yıllık tarih sona ermiş olabilir.

    Hatay Arkeoloji Müzesi.
    Gezerken 19 bin yıl öncesini seyredersiniz, 19 bin yıl.
    Dünyanın en büyük mozaik müzesidir.
    Dionysos keyifle şarap içer.
    Afrodit alımlı alımlı salınır.
    Eros okunu fırlatır.
    Urartu oradadır.
    Asur orada.
    Üç bin yıldır toprak altında duran Hitit kralı Suppiluliuma'nın karşısında durursunuz, hayret edercesine açılmış patlak gözlerine bakarsınız.
    Büyük İskender bu topraklarda dolaştı.
    Sezar bu topraklarda dolaştı.
    Bu yüzden siz de o müzede dolaşırken, bastığınız zemini adeta canlıymış gibi hissedersiniz.

    Hatay Arkeoloji Müzesi'nin yıkılan bölümleri var.

    Hatay meclis binası.
    Hatay'ın Türkiye Cumhuriyeti'ne katılma kararının alındığı, tarihimizin en önemli binalarından biri… Yıkıldı.

    Antakya çarşısı.
    Bütün yüreğimle söyleyebilirim ki, büyük şehirlerde artık neredeyse nostalji haline gelen, o hasret kaldığımız esnaf ahlakı, orada yaşar.
    Kimse kimsenin müşterisine göz koymaz.
    Kimse kimseyi kolundan çekip, dükkanına sürüklemez.
    Kimse kimseyi kazıklamaz.
    Özellikle yemek fiyatları, sanırsın İstanbul'un on yıl öncesine aittir… “Fiyatlar niye bu kadar uygun?” diye merak edersin, “yemeği lezzetli yapan fiyatı değildir, biz sizi burada paranızı almak için ağırlamıyoruz, güzel yemek yedirmek için ağırlıyoruz” derler.
    Kimi baharatçı, kimi ipekçi, kimi gümüşçü, kimi fırıncı, kimi kasaptır.
    Kim Türk, kim Ermeni, kim Musevi, kim alevi, kim sünni, belli değildir.
    Ama hepsi namusludur.
    Ahlakları tek'tir.

    Antakya çarşısı yıkıldı.

    Hatay'ı *hoşgörü* şehri olarak nitelendirirler.
    Bana sorarsanız, onore etmek için kullanılan bu tanım, yanlıştır.
    *Hoşgörü* kelimesi, sözlük karşılığıyla, tahammül etmek, sabırla katlanmak anlamına gelir.
    Yani, hoşgörmek için, karşı tarafın hoş görülecek bir suçunun veya kusurunun olması gerekir, sizin de buna sabırla tahammül etmeniz gerekir.
    Hatay'da yaşanan kesinlikle bu değildir.
    Hatay'da hiç kimse, bir başkasını “öteki” olarak görmez.
    Hatay'da hiç kimse, bir başkasını “kusurlu” olarak görmez.
    Hatay'da hiç kimse, bir başkasının dinini, mezhebini, tahammül edilmesi gereken bir durum olarak görmez.
    Hatay'da hiç kimse, bir başkasının etnik kökenini, sabırla katlanılması gereken bir köken olarak görmez.
    Hatay'da herkes herkesi “insan” olarak görür.
    Hatay'da hiç kimsenin, tahammül edilecek, sabırla katlanılacak, hoş görülecek bir kusuru yoktur.
    Hatay'da herkes, herkesi olduğu gibi yaşar.
    Dolayısıyla…
    Hatay'ı “hoşgörü şehri” olarak nitelendirmek doğru değildir.
    İlla nitelendirmek gerekiyorsa, inançlarımız, etnik kökenlerimiz farklı olabilir ama, ahlak bir tanedir.
    Ahlak tektir.
    İlla sıfat gerekiyorsa, Hatay ahlaklı bir şehirdir.

    Eminim pek çoğunuz için şaşırtıcı olacaktır ama, ben Hatay'da büyüdüm, İzmir Hatay'da…
    İzmir'de yüzbinlerce Hataylı var.
    Çünkü, Atatürk vizyonu, Hatay şehrimiz henüz Türkiye'ye katılmadan iki yıl önce, 1937 yılında, İzmir'in yeni kurulan en büyük semtlerinden birine Hatay adını verdi.
    Hatay henüz bizim değilken, İzmir'de Hatay vardı.
    Hatay ismi, biz İzmirliler için Atatürk'ün emanetidir.
    Hatay'da olup bitenlere, elbette bütün Türkiye kahroluyoruz ama, biz İzmirlilerin Hatay'a daha duyarlı olmamız ondan.

    Ezan
    Çan
    Hazzan
    İnsan

    Ezan sustu.
    Çan çöktü.
    Hazzan göçük altında.
    Sorumlu makamlardaki aymazlığı, umursamazlığı görünce anlıyoruz ki, sadece insanlarımızı değil, insanlığımızı da kaybettik Hatay'da
    Y.Ö."
    Özetlemek bile zor