ilk duyduğumda inanmayıp "he mi?" diye tepki vermiştim. mezarlığı ziyaret etmesem, annemin her gün kendi kendine konuşup ağıtlarını dinlemesem inanacağım yok bile. biliyor musun, şen kahkahasını hala duyuyorum. bu bilgileri niye buraya yazdım bilmiyorum ama pazar günü 52'si olduğu için mevlüt olacak ve ben hala inanmıyorum.
benim anneannem de geçen ayın 20'sinde vefat etti. seni çok iyi anlıyorum. onu görmeye gideceğim günden bir gün önce sabah annemin feryatlarıyla uyandım. morgda görmüş olmama rağmen inanmakta güçlük çekiyorum. bende, beni pamuk gibi dudaklarıyla öpüşünü hissediyorum. özlüyorum...
hani hep derler ya "ölüm var, herkes ölecek" falan diye. hepsi boş cümleler. iki dudağın arasından çıkarken o kadar anlamsız o kadar banel ki tarifi yok. en sevdiğin insanlardan birini tabutta boylu boyunca yatarken görmek bambaşka bir şey. o an her şey bitiyor, her şey yalan oluyor. kalbi atmayan bir beden hayatını karartıyor sanki. yaradanın en büyük acımasızlığı ölüm olsa gerek.