kayıt

kutup sözlük yazarlarının karalama defteri

  1. 101

    tanrıya monolog...
    bu tanrıyı anlamıyorum, bizimle alıp veremediği nedir acaba.
    ben tanrı olsam; önce kendimi sorgularım, ben neden varım diye, cevabını bulurum heralde tanrıyım sonuçta. insan denen ucubeleri yaratmak için nasıl bir nedene ihtiyacım olurdu acaba? sonra bu güvercinler, güvercin yerine başka bir şey yaratırdım şartsa. aynı vazifeyi gören ve daha az sıçan bir organizma zor olmasa gerek tanrı için. ama yok kural belli bu sefil hayatın içinde her zaman biraz fazladan bok olacak. bok olmadan zor çünkü... tanrı için bile zor mu bok olmadan? bence zor, tanrı zorda kalmasaydı insanı yaratmazdı. tanrıya insanı yarattıran gerekçe tanrıyı yeteri kadar zorlamış olmalı ki bu kaşıntısından kurtulmak için kendine bir şeyler yaratmış olmalı. diğer şeyler de öyle. madem tanrısın ve sonsuzdan beri var olup sonsuza kadar var olacaksın, sen yalnızlıktan korktuğun için mi kendine bizi yarattın? tanrının varoluşundaki mutsuzluk yalnızlığından gelir sanırım. ben tanrı olsaydım çok yalnız olurdum, yalnızken, düşüncelerle, hayallerle vakit öldürmek, sanata, edebiyata, bilime yönelmek de çok insanca, tanrısal değil. tanrı yalnızken ve boş zamanlarında ne yapıyordu acaba bizden önce? ne bir kitap okuyabilirim, ne de bir sigara yakabilirim. tanrım çok acımasızsın. kendini yalnızlığından kurtarabilmeyi veya kendine bir uğraş edinmeyi amaçlayarak mı yarattın bizi? yapma lütfen! nasıl olur da bilmezsin bunu sen her şeyi bilen? tanrı olmak yalnız olmak demektir. azıcık empati. yalnızlık varlıkla paylaşılmaz, sonsuz varlık da yaratsan, bundan kaçamazsın, senin varlığının yanına bir tane daha koysan yine olmaz. varlık yalnızdır. seninki de bizimkiler de. acı çekiyor olman, çektiğin acıyı trilyarlarca insana pay edip yaşatsan bundan kurtulabilir misin? geçersiz. yeter artık bırak bu çocuk oyunarını da sonlandır şunu. hatta ölümden sonra da yaşamak istemem ben, ben cennette veya cehennemde senin bir işine yaramam, gerçekten varsa öyle bir mevzu mantığın çok yanlış, yarattığın gibi yok etmeyi de bilirsin. herhalde. olmaz mı? neden? neyse o zaman, şu evleri alalım burdan, geri kalan boş arsaya biraz asma koyalım, karşısına deniz. ondan sonra şu ağaçların dalları da böyle olmaz, azcık yaprak işimi görür. bu arada asmalarda bol üzüm olsun. şarapsız vakit de geçmez burda. gerisini ben halederim. haklısın. ama yok sen tanrısın, öyle şey olmaz ben köle olarak yaratıldım. buradaki maksat, ben yaşama isteğimi yitirdikten sonra köleliğe dönüyor. evet tam olarak o zaman. ya reddedersem? köle olmayı da reddedersem... intihar etmekten korkuyorum, ölene kadar geçecek sürede aklıma hep güzel şeylerin gelmesinden, evet sağol güzel şeyler de var burada, sevgilimin kokusundan kardeşimin mutluluğundan, annemin gülmesinden korkuyorum. onlar olmasaydı, o zaman senden bile kormazdım lanet olsun senin gibi tanrıya.
  2. 102
    amin
  3. 103
    bundan sonra birine beddua edersem gece döner döner de bi türlü uyuyamazsın inşallah diye edicem. valla.
  4. 104
    bi öğrenciye neden kitap ezbeletilir ? yapamıyorum da gerçi içimden gelmiyor.

    off :/
  5. 105
    annem ve halam arasında zerre benzerlik yok iken ben ikisine de nasıl bu kadar çok benzeyebiliyorum? yolda gören alnımda yazıyormuşcasına tanıyor beni.
  6. 106
    hiçbi şey yazasım yok bugün. yapasım da yok. yani şuan. hatta bu hattalı cümleye başlamadan önce ellerimi böyle ibrahim tatlısesin alkışlarken açtığı kadar kocaman açıp klavyenin üstüne koydum. bir iki nefes aldım sonra. yazmaya devam ediyorum işte. keşke girinin başında yazmaya başladığım saati yazsaydım, kaç dakika sürcek kim bilir.

    neyse. sıcak su torbasını çok seviyorum. sıcaksutorbası diye bi nick var mı acaba sözlükte diye merak ettim şu an. ama ben bunları yazmayı bitirince ona bakmayı unuturum kesin. sanırım dünyada tek sevdiğim şey o. bi de tahin pekmezi çok seviyorum.
    of. çok sıkıldım şuan kendimden. bi hayatı tesbih yapmışım dinliym bari.
  7. 107
    insan iki şeyle çok zor başa çıkıyor sözlük: yediği kazıkları ödetmenin ve/veya sindirememenin hırsı ve vicdanı.
  8. 108
    muhteşem bir kafka küllerinden doğmasını iyi bilir. asla ama asla vazgeçmez. umutsuzluğa düşmez, kafasına koyduysa yapar.

    (bkz: finalde kurtarırsın kanka)
  9. 109
    bir küfür edicem sadece.

    sönmez reyiz'in dediği gibi:

    12 yaşındaki kızlara ağlayan para isteyen orospu çocuğu seni.

    EVet.
  10. 110
    kalbinin orta yerine bir cumhuriyet kurup onun rejimi eleştirebilecek kadar laik bir şarkı sözü olmak lazım belki bazen,
    hayalleri lazımlığa atıp üzerine şarkı sözlerini fırlatmalı.
    hayata uçan tekme atmak gerek lazım belki,
    insanın ayağı kırılsa da nihayetinde badi ekrem gibi en azından denemiş olur,
    hayatın ağzını burnunu kırmış olamasa da,
    deneyip de kırabileceğini hayata göstermiş.
    sanırım biraz kabadayı olur nihayetinde,
    şener şen'den alır eşkiyalığı,
    aman tanrım,
    sanırım sonunda şener şen olur insan,
    uçur rüzgarları vecihiiii.
  11. 111
    bir şeyler var,
    sanki niteleme sıfatları çalınmış,
    dudaklara ulaşınca fazlasıyla anlamsız.
    bir dokunuşta yığılacak gibi,
    anlaşılması imkana elverişsiz,
    belki kendi bile bilmiyor ne olduğunu.
    öyle bir boşluk işte,
    boş olmasa da yok gibi,
    yok olmasa da gereğinden çok gibi,
    belki de az gibi,
    ne olduğu bilinmediği için o da belirsiz.
    her şey belirsiz,
    belki de,
    "ben aslında yoğum"
  12. 112
    aynı şeyi ana bacına yazsalar hoşuna gider mi?

    ana bacı kattım deftere rahatım.
  13. 113
    hiçbir şey, midemi insanlar kadar bulandırmıyor artık.
  14. 114
    ne kadar boktan boktanlıklarınız,
    boktan olsa da boktanlıklarınız yine de çok boktansınız.
  15. 115
    boş konuşmak boşluktan kaynaklanıyor ise uzay bilimciler kadar dolu konuşan boştur gözümde
  16. 116
    ne zaman bu şehirden gitme isteği gelse,
    bir köşeye oturup geçmesini bekliyorum.
    gidersem dönmem çünkü biliyorum.

    (bkz: cemal süreyya okuyunuz)
  17. 117
    tanıdık tanımadık herkes bende bir ruh hastalığı türü arıyor.
  18. 118
    Gerçek aşk var ama benim için yok.
  19. 119
    mutsuz hissettiğimde sözlüğe sarıyorum.
  20. 120
    bir insan daha ayrılır dünyadan,
    ve bir savaş yankılanır umutsuzluğun aşılmaz duvarlarında...
  21. 121
    çok uykum var. ama çok var. hiç uyuyasım yok. ama hiç yok. gözlerim de şiş. ama çok şiş. burdan kalkıp yatağa gidesim de yok. ama hiç yok.
  22. 122
    bir anlaşılmazlık hali kronik olarak damakta bir yere yerleşmiş gibi,
    insana boşlukta bir çeşit suikast hazırlıyor hayat sanki.
    kafasından yediği uçan tekmeleri hayata savurmaya çalışıyor insan da,
    burkuluyor bileği,
    daralıyor yüreği.
    güm.
  23. 123
    finansbankın amına koyayım.
    bugün yine işim düştü, saat 15:14'te gişe işlemlerine sıra aldım her sıradan vatadaş gibi, neyse sıra 7350 gişelerde 4000 2000 ve 1000 li sayılar var on dakika falan bekledim bi 7083 yandı. lan dedim belki hızlı ilerler bekliyim. demez olaydım 20 dakika bekledim sıra gelmeyen müşterilerle falan anca 7088'e geldi. çıktım bankadan umutsuzum. gittim arkadaşlarla takıldım tost falan yedik çay muhabbet derken sıra kağıdını da attım. sonra lan dedim bankaya tekrar gideyim bi bakiyim belki kalabalık dağılmıştır saat 16:48 de tekrar sıra aldım nasılsa 7350 geçmiştir diyerek sıra veren sikindirik aletin bana verdiği sıra numarasını tahmin edin: 7351... sora bir baktım gişeye 7101 yandı. mına kodumun bankasıyla ilişiğimi kesicem az kaldı.
  24. 124
    2 yıl önce yazdığım bilmem kaç numaralı girdi oylanmış az önce. Girdide "bişey" yazmışım. Ya şey kelimesinin ayrı yazıldığını bilmiyomuşum o zaman ya da şimdiki kadar takıntılı değilmişim kelimelere ve onların yazımına. Hangisi olduğunu kestiremedim şimdi. Ama şu bi gerçek ki öyle veya böyle zaman akıllara durgunluk verecek kadar karmaşık bi olgu. Ya bir şeyler katıyor bize ya da illa bir şeyler çalıyor bizden.
  25. 125
    yazdım yazdım yazdım yazdım. sonra sildim. size de yazık.