kayıt

kutup sözlük yazarlarının karalama defteri

  1. 76
    bazısı çok allahsız.
  2. 77
    (bkz: yalnızım)
  3. 78
    bazen düşünüyorumda dünyayı kurtaracak bi icat yapabilirmiydim diye yok lan yapamazdım aq liseyi zar zor bitirdim...
  4. 79
    bir barda otururken tam yanımda oturan birisi dikkatimi çekti geçenlerde. bir bira söylemişti, yalnızdı. ama birasından tek yudum dahi almamıştı. köpüğü bile duruyordu bardakta. çünkü o uyuyordu. kafasını duvara yaslamış bir şekilde. hemde horlayarak. şöyle uzun uzun izledim.

    ne derdi vardı acaba.
  5. 80
    gökyüzünü siyaha boyadım,
    gözlerindeki mavi ile kalbimi karanlığa hapsettim.
    bir fırça darbesi ile dağıttım kirpiklerine düşen yaşları,
    üzerine gözlerinin mavisinden karanlıkları akıttım.
    sonra baktım,
    ressam olmadan ressam etmişsin beni.
    şair olmadan şiir,
    kelime olmadan kifayet,
    kifayet olmadan bir şiir,
    bir yaş,
    bir damla,
    ellerimde bir serçe,
    minicik tebessümlerde bir şarkı,
    aman tanrım,
    döndük dolaştık yine geldi bizim minik serçe!
    artık minik olmasa da,
    şarkıları hep bir serçe gibi uçurur kalpleri yerinden,
    derde,
    darbe,
    ah be,
    sezen...
  6. 81
    kendimden kaçırdığım bazı anlamları biriktirmişim,
    birikimlerini bir anlık hata ile karaborsada kaybetmiş biri gibiyim.
    bir deliyim,
    deliliğimi delirttim sonunda,
    denkleme türev olarak girdim,
    integralini bile almadan çıktım sonra içinden.
    hayatı,
    havalara kaldırıp bir dans figürü yapıyor ayağına yere düşürüp ayağını kırdım.
    sonra bir baktım,
    sargılarını kalbimden yapıyor.
    kalp,
    karaborsada açık arttırmaya sunulmuş,
    bandibibanban.
  7. 82
    Anlatılmaya çalışıldıkça kelimelerden kaçan bir şeyler var,
    bir şeyler var kelimelerin ulaşmak için çırpındıkça içine battığı,
    bir bataklık misali,
    içinde boğulmaya başladığı.
    Bir şeyler var sanki,
    bir şeyler,
    bir yumruk olup dudaklarda oksijene karışan,
    karıştıkça gözlerde bir buğu olup sessizlikle boğuşan,
    bir şeyler var,
    var olmak için çırpındıkça yokluğa hapsolan bir şeyler.
  8. 83
    gittim gördüm geldim.

    hiç bir şey evindeki yatak kadar hoş değil.
  9. 84
    dünya dönse de,
    sen dönmesen sözünden.
    dünya dönüyor olsa da,
    sen dönme hislerinden.
    buz patencisi değiliz sonuçta,
    dönerek havada salto atmayacaksan eğer,
    hiç dönme daha iyi.
  10. 85
    "open your heart, im coming home"

    her aklıma geldiğimde deliriyorum. acayip bir şey var bu sözde. yani "aç kalbini, eve geliyorum/dönüyorum" dan çok daha etkili bir şey. bir insanın yazabildiğine yazabileceğine inanasım da gelmiyor. tamam, her ne kadar diğer parçalarını daha seviyor olsam da, sözlerin geçtiği "hey you" parçası da sevdiğim parçalardan ama sadece o kısmı, sadece o sözlerin geçtiği kısım gözümde betthoven, mozart ayarında bir yerde. belki daha da üzerinde. sürekli dinleyip dinleyip eskitmek de istemiyorum ama kaç kere de dinlemişimdir bu parçayı hiç bilmiyorum ama her dinleyişimde mi böyle ciğerimin orta yerinden delip geçer bir söz öbeği. ki lan bu sözle ilgili en küçük bir duygusal anım da yok ki bu sözü söyleyeceğim kız da olmaz zannediyorum. benim için insanüstü bir şey.

    ben senin amına koyim p floyd gibi e mi? gece gece nerden geldiyse aklıma.
  11. 86
    gözleri okyanus bakan bir adam tanımıştım... ceplerinde taşıyordu beş yaş düşlerimi.

    hayal kırıklıklarımla bezeli taşları rengarenk boyamış; umut vaat edercesine sunmuştu bana. tüm olumsuzlukların ötesinde, mümkünlerin kıyısında...  sağa sola yalpalarken ben, sıcacık gülümsemesiyle tutunmuştu bana ve hayatıma. en güzel dileklerimin baş kahramanı, duygularımın tercümanı. sebepsiz heyecanlarım, yüzümdeki tebessüm... 

    sonra bir kelebek misali oluşmaya başladı her şey. yaşanan onca şey tek bir günmüş gibiydi. ve o tek bir gün içinde yaşanan onca şey aslında önemsizmiş gibiydi. suçlu, haksız, mağdur... tüm bunlar o güzelliklere yakışı kalmayan terimlerdi.  çünkü biliyordum; biliyordum ki teninin ardında beni tümleyen bir şey vardı. ve o yokken eksilen de o tümleyen şeydi sanırım; sendelememe sebep olan, beni topallaştıran...

    öylesine kötüydü ki ondan mahrum kalmak. özleyip dokunamamak. ve yalnızca özlemiş olmakla kalmak... yağmurun altında ıslanan ben, ceplerinde taşıdığı beş yaş düşlerimi sıkıca kavrıyor, renklerini akıp giden yağmur altında kaybetmesinler diye özenle koruyordum. arada yere düşüyorlar, kırılıyor düşlerim. "biz bunu hak etmedik" lere boğuluyor kendim. kayboluyor ve sonra tekrar yağan yağmurla yeniden filizleniyor bedenim... 

    sen yine kelebeğin ömrü kadar uzaklıkta ve yatağında teninin ardında beni tümleyen şeylerle uykudasın. sesleniyorum, ama nafile. ne kadar güzel seninle o yağmurun altında, açık pencereli odada uyuma fikri. ve ne zor bunun bir daha mümkün olamayacağı gerçeği... 

    bitmek bilmez bir yalnızlık koynumda artık. "bitmez mi, bitmeyecek mi" diye fısıldıyorum her mevsim dönümünün ardından beliren dolunaya. uzaklığı içeren, imkansızlığı besleyen tüm kelimelerle başım belada. çünkü onlar yitip giden gücümün en büyük düşmanı ve seni bana düşman etmek üzere var gücüyle savaşan bir kara şövalye...

    teninin ardında beni tümleyen bir şey vardı. ve o yokken eksilen de o tümleyen şeydi sanırım; sendelememe sebep olan, beni topallaştıran... ellerimde ceplerimde olan beş yaş düşlerim ve azalan umudum. her biri gün geçtikçe yere dökülüyor, kırılıyorlar sonra. ve mevsim dönümlerinde sesim artık ulaşmıyor beliren dolunaya.
  12. 87
    sözlük güzel işten kaytarmak daha da güzel, bir de gülşen ya tutarsa diye tecavüz etmese beynime...ah ah.
  13. 88
    lan keşke internet üzerinden yumruk atma diye bir şey olsa. tokat ya da tokat da olabilir.
  14. 89
    kendimi dünyanın merkezi gibi görmekten vazgeçtiğimden beri hiç kimsenin de umrunda olmadığımı anladım. kendime gelmem için gerekli tüm şartlar sağlanmışken hala neyin bana engel olduğunu inanın bilmiyorum. tek bildiğim bensiz de her şeyin gayet güzel ilerlediği.
  15. 90
    Ben defterimi karalamam.
  16. 91
    ruh hastası yazarlarımız göz dolduruyor.
  17. 92
    sözlük yazarlarının mı yoksa bütünüyle behzat knın mı olduğuna karar veremediğim defterdir. o kadar ki ordaki k harfi acaba karalamanın k'sı mı diye de düşündürmüştür.
    hal böyle iken ne kadar boş beleş şeyler düşünüp beynimi yoran bir insanmışım meğer diye de hayıflanmadan geçemeyeceğim.
  18. 93
    neden kendine bir günlük almıyorsun tatlı şey?
  19. 94
    güne bok gibi başlamayacaksın. sonra kokudan gün bitmiyor. allah belasını versin.
  20. 95
    (bkz: sözlük yazarlarını karalama defteri)
  21. 96
    eski bir şarkıyla aralanıyor kirpikler,
    bir melodi ile kıpırdanıyor dudaklar,
    bir hatıra ile titriyor yanaklar,
    dans ediyor duygular ve
    horon tepiyor kafadaki kurgular,
    zamanın patlamasıyla,
    bazen.
  22. 97
    beni düşünmemek için içtiğin oldu mu? alkol döktün mü sen de yaralarına?
  23. 98
    Yaşasın tam bağımsız ruh hastaları.
  24. 99
    bugün neden bu kadar yoğun?
    insanlar neden bu kadar ısrarcı?
    neden para durmadan el değiştiriyor?
    tanrılar neden kimseye müdahale etmiyor?
    bütün siyasi parti yöneticiler neden kara para aklıyor?
    satın alma birimleri neden hep rüşvet yerler?
    benzin istasyonlarında neden en az parayı kar kış demeden çalışan pompacılar kazanır?
    acarkent'te neden lunapark yok?
    beşiktaş neden miami'de değil?
    neden sinemalarda film arası var kı?
    sözlük neden son zamanlarda bu kadar samimiyetsiz?
    insan ilişkileri neden çıkar üzerine kurulu?
    altın ne zaman değer kazanacak?

    bunların cevaplarını neden bilmiyorum?
  25. 100
    o kızları bu kızlar için üzdünüz.bunu duyan öteki kızlar da üzüldüklerine üzülseler nolur şimdi.