76
anderlecht karşısında rezalet bir futbol oynayan takım. ama bu durum çok fazla abartılıyor. sanki türk takımları süpersonik başarılar alıyor, ligimizde fantastik futbol oynanıyor da bir tek galatasaray tu kaka. ezeli rakiplerinin kötü oyununa sevinenlerin kendi takımlarına bakmasını öneririm.
77
ruhunu kaybetmiş, adeta ölü futbolculardan oluşan bir takım olmuştur artık.
bunun en büyük sorumlusu önce yönetim sonra teknik heyettir. yönetimden başlayayım ilk önce. sen git 2 yıl üstüste şampiyon olmuş ve tartışmasız en iyi yerli hocayı gönder ardından city ile şampiyonlar liginde tek bir başarı bile elde edemeyen futbolcusu tarafından tartaklanmış bir antrenörü başa getir. ardından o da gitsin hayatı boyunca italya dışına çıkmamış ömrü boyunca vasat takımları çalıştırmış prandelliyi getir. sonra sözleşmesi devam eden futbolcuların durup dururken sözleşmelerini uzat maaşlarını arttır. Transferde son güne kadar orta sahaya takviye düşünme son gün şapkadan tavşan çıkartırcasına dzemailiyi al. Transferi son güne bırakmayı eleştirmiyorum adnan polattan alıştığımız bir durumdu nasılsa.
Gel gelelim teknik heyete. Sezon öncesi hazırlık kampı çok önemli diyip nasıl 3 hazırlık maçıyla koca 2 3 ayı geçirirsin. Oynadığın takımlarda takım olsa. Gerekli yüklemeler gerekli taktiksel anlayış yerleştirilmeden lige başladı bu takım. Hiç bir taktiksel varyasyon yok bu takımda. 2 pas yapamayan durarak futbol oynayan bir takım artık galatasaray. Üstüne üstlük prandellinin her mac sonrası 'biraz daha hızlanmamız lazım' diyor. Sen kanatsız oynayarak nasıl hızlanmayı düşünüyorsun diye sorarlar adama. 3 tane aynı tip topçuyu orta sahaya yığ sonra hızlanmak istiyoruz.
Futbolculara destek olalım diyenlerinde amına koyayım. Ben böyle adama destek olmam babamın oğlumu amk, oynayacak işi ne. oynayarak para kazanıyorsun zaten ne bu duygusallık.
Toparlarsak ünal aysal erken seçim kararı alarak kaçış planını yaptı. gelecek başkanla birlikte teknik direktörün değişmesi ve mümkünse okan buruk ya da murat yakın'dan birini getirmesini temenni ediyorum.
78
bir beşiktaş ruhuna asla sahip olamayacaktır.
79
sevmek öyle kolay değildir bir şeyi. önce aşık olmakla başlar iş. kalbin çarpar her zamankinden hızlı bazen ya da karnında bir yumru. sen de bilirsin bu anı, hani şu her ali sami yen'e gittiğinde. susarsın üzdüyse seni. hani üzmek dediysek de öyle kırmaz kalbini pek. yenilmiştir o akşam hiç ummadık bir anda. ama olsun. hep yenmek yok ya. bazen yenilirsin arkadaş. yenilirsin ve işte o zaman, tam da o zaman daha çok seversin onu. onu senin kadar sevmeyenler ve asla sevemeyecekler, ona daha yakındır o an. kötü yönlendirirler onu, bazen ruhsuz yaparlar. ama buna inat umut dolusundur ya sen. aşktır işte bu!
yaşadığım her an gibi, damarımda akan her bir damla kan gibi, her şey gibi, hatta her şeyden daha çok, hissediyorum seni galatasaray. seni çok seviyorum ulan...
hatta;
gam dolu bir akşamda, içilen rakıdır, acıkan karna, anne ekmek salçasıdır.
lekesiz bir ömürdür, hep saygıyla anılan,
adam gibi adamdır ya da kadın.
tarifsiz bir aşktır,ansızın geliveren.
sınırsız sevgidir, ana gibi, baba gibi.
razı olmaktır ölüme,ateşler içinde yanacak olsan da cehennemde.
yaşamdır ulan yaşam!!!
80
bir edebiyat dersinde "amacımız, bir isim ve renk sahibi olmak, yurtta ve dünyada zaferler kazanmaktır'' diyen ali sami yen tarafından türk olmayan takımları yenmek en başından hedeflenmiş 1 ekim 1905'te kurulan sevdamız.
doğuranların ruhu huzur içinde yatsın, toprağı bol olsun.
bugün,
bir güneş doğar bu topraklara.
ali sami yen, birkaç öğrenci,
bir sınıfın koridorlarında.
yıl 1905,
aylardan ekim...
kupada değil,
armada hayatın anlamını bulanların,
aşk peşinde koşanların,
işığın ardındaki gölge gibi gelmeyi,
galatasaray'ı,
ibadet eder gibi sevmeyi
öğrenecekleri gündür bugün.
iyi ki doğdun aslan, öğrendik iliklerimize kadar sevmeyi.
81
spor adı altında gemi yüküyle paralarla oynayan, para babası mafyalar çeteler tarafından yönetilen, yine saçma sapan yöneticilere, sporcu adı altında lüks arabalarla süper hayatlar yaşayan kabadayı tipli futbolculara sahip klasik bir türk futbol takımı.
bunlara "gönül vereceğinize" daha faydalı şeyleri sevin ne bileyim. bu adamlar hepimizin düşmanıdır. sırf bir ortama dahil olayım kendimi bir yere ait hissedeyim bir özelliğim olsun diye bu hırsızlığa göz yummayın. kişiliğinize de böyle boş gereksiz bir özellik katmayın.
tabii galatasaraya özel bir durum değil bu.
82
kuruluş amacı ve verdiği sevgi, öyle onu sevme bunu sev, daha iyi akıllı sev denilerek geçiştirilmeyecek kadar bağlayıcı ve değerlidir. konu sonuç futbol itişmesi asla değildir. yöneticisini kendi taraftarıyla seçmiş sistemlerde olanlar zaten malumken bizimle aynı his ve yaşam tarzında insanlar tarafından yönetilmiyor yahut dolaplar dönüyor diye düşünülen bağlılıklar (fanatiklik ötekileşmeler demiyorum) hafife alınamaz bu tüm gönül veren insanlar için böyledir. faydalı olmayan da sevilir. *
fenerbahçe,beşiktaş ve yalnızca sevdiğiniz kadın veya erkek gönül aynı gönüldür. sektör bizi içimize kapanıp üzülmek üzenlerin ne mal olduğunu bilmek dışında bağlamaz. bunlar mühendis olacağına doktor ol gibi duygusuz bakış açılarıdır.
neyi sevdiysen o gerçektir kör gözle yaşayan dünya'yı bilmeyen ahmaklar yaftasından öte güzel yanlarını yaşayan bilir. biz bu hayatta her sevgiye ve aşka açığız. kütük değiliz bırak bu işleri tarzı kabul edilemez.
sevilen her şeyin içinde olduğundan sevgiyi öğrenenler bile vardır.
sataşma değil asla sevmem böyle şeyleri, doğum günü duygusallığının altına yazıldığından meydana gelmiş bir hüzün.
83
sezonun başlamasına rağmen sil baştan bir sistem yapacak olan kulüp.
84
utanmasam doğduğumdan beri tuttuğum takım diyeceğim takımdır. ruhumuzda var, yensek de yenilsek de ölene kadar galatasaray! #şereftirsenisevmek
85
Profesyonel Futbol takımı ile tanınan ünlü spor kulübüdür. 1 Ekim 1905 yılında kurulmuştur. Futbolu severim ve takımın maçlarını kesinlikle her daim izlemeye özen gösterir, ligleri ve puan durumlarını takip ederim. Bayan olduğum halde, bunları düzenli bir şekilde uygulamaya geçiriyorum. Garipseyenler, şaşıranlar ve nedenini soranlar oluyor. Olamaz mı yahu? Futbola bile misyon yüklemişler, kadın/erkek ayrımı yapıyorlar. Fanatik değilim, lakin dediğim gibi ilerliyorum. Bir tarafım sarı, bir tarafım kırmızı atıyor.
Ahanda bunu burada yazıyorum, şok olmayın sözlükçüler.
(bkz: aha işte çok güzel oldu tamam mı)
86
yaşadığı son dönem göstermiştir ki artık yavaş yavaş üçüncü fatih terim dönemi başında kurulan kadronun revize edilmesi gerekmekte olan takımdır.
eldeki mali imkanlar kısıtlı olsada mümkün olan en mantıklı çıkar yol doğru transfer politikası ile genç isimlere mümkün olan en iyi mali şartlarda teklifler yapılmasıdır.
misal şu aşamada orta sahada istenen seviyede ısırgan olamayan bir takımız. bu nedenle bursaspor'dan ozan tufan transferi düşünülebilir. evet maliyeti fazla görülüyor ama diğer yandan şenol güneş'in umut bulut ve yekta kurtuluş gibi isimleri beğendiğini düşünürsek bu isimler ile beraber veriblecek 2-3 milyon euro ile bir teklifte bulunulabilir. ha bursaspor bunu kabul eder mi bilemiyorum tabi ama en azından böyle bir deneme ile işe başlanabilir.
hatta hazır bursa ile bu tür ilişkilere girilirse ozan'ın yanında enes'in de alınması durumunda ne istedikleri sorulsa hiç fena olmaz aslında.
bunun ardından mali açıdan daha kolay olsada üst seviyede oyuncuların ülkemize gelmesi konusunda ikna edilmesinin zorluğuna rağmen yurtdışında ki yerli oyuncu havuzu incelenebilir. misal kaan ayhan gibi çok yönlü bir savunma oyuncusu ikna edilebilirse ligimizde benzer potansiyele sahip bir oyuncuya (hoş o potansiyelde bir yerli savunma oyuncusu var mı o da ayrı tartışma konusu) göre nispeten daha uygun mali şartlarda ülkemize getirilebilir.
şimdi bunları okuyanlar football manager kafası ile takım kurulur mu diyebilir ama eldeki oyuncuların yaş ortalamasının alıp başını gittiği bu dönemde takımın gelişmesi için en ciddi ilaç yeni, dinamik ve genç oyuncular. tabi bunları takıma kazandırırken bazı rotasyonda bile kullanılmayan oyuncuların da elden çıkarılması gerekiyor.
yeni gelecek yönetim ara transfer döneminde bu dengeyi sağlayacak doğru transfer politikasını uygulayabilirse kısa vadede pozitif geri dönüşleri saha içinde görmek mümkün olabilir.
88
geçen hafta (ligin 6.haftasında) fenerbahçeyi tokatlamış olan takımdır efendim. tabi ertesi hafta toplamda 8 gol yiyince kuşlar tarafından alaya alınması ya da taşşak geçme çabası gayet normaldir azizim.
90
ölüsü bile zirveye oynayan takım.
91
ne kadar kötü oynarsa oynasın yine de sevgisinden bir şey eksilmeyecek takımım.
92
işin üzücü yanı şu ki sorun belli, çözüm belli ama cesaret edebileni yok. öyle garip bir hal içinde kalesini golcülere açan bir takım.
arkadaş bu takım 4-4-2 oynar 4-3-3 oynar ama istikrarlı bir şekilde oynar. her hafta kadrosu değişmez.
bakın ligimize hangi takımlar sürekli arayışta. trabzonspor ve galatasaray. bunun dışındakiler hep kalitesine göre iyi yerdeler.
sorun istikrar ve bunu sağlayacak hoca.
94
kurucuları arasında iki tane sırp olan kulüp.
şimdi anlıyor musunuz rkdşlr bu takım neden böyle aslasdlasşdlasidaşsdla...
95
şampiyonlar ligi'nde 1 puan ve -12 averajla grup sonuncusu olmayı 1 hafta evvelden kesinleştirmiş temsilcimiz.
96
üçüncü fatih terim döneminde kurulan kadronun artık tamamiyle zamanını doldurduğu kulüptür. o 2011 sezonu öncesinde yeniden ayağa kalkmak için genç olmayan ama mücadele gücü yüksek ve aç oyunculardan kurulu bir çekirdek oluşturulmuştu. bunlara kaliteli ve kariyerli yabancılar eklendi. birde üstüne altyapıdan emre çolak ve semih kaya geldi.
o sezon johan elmander, tomas ujfalusi, felipe melo, selçuk inan, fernando muslera, necati ateş ve emmanuel eboue oldukça akılda kalıcı performanslar sergiledi. hem normal sezonda hemde süper final saçmalığında takım lider olmayı başardı.
sonraki sezon burak yılmaz, hamit altıntop gibi kaliteli yerliler ve sezon ortasında wesley sneijder, didier drogba gibi dünya çapında süper yıldızlar takıma eklendi. özellikle bu iki yabancı kadrodaki pek çok oyuncunun işini çok kolaylaştırabilecek ekstra özelliklere sahip olmasına rağmen yine de yerli oyuncular tarafından tam olarak hazmedilemediler.
selçuk şimdiki kadar rezil durumda olmasada yavaş yavaş çaptan düşmeye başlamıştı. burak o zamanda aynı yetersizliklere sahipti ama özellikle drogba'nın servislerinden çok ekmek yedi.
sonuçta önceki sezonun ahengi olmasada sonuçta avrupa'da ve ligte başarı gelmişti.
terim'in üçüncü sezonu öncesinde ise fazla transfer olmadı. aurelien chedjou ve bruma en göze batan transferler oldu. terim'in egosu ile aysal'ın egosu yavaş yavaş çakışmaya başlarken saha içinde de önceki sezonları aratan bir performans sergilenmeye başladı.
sonunda terim gitti mancini geldi. bu süreçte özellikle deplasmanda takım kayıpları oynadı. drogba'nın hafiften takıma küsmesi selçuk, burak ve umut gibi oyuncuların sorumluluk almaktan uzak kalması bu süreçte özellikle deplasmanda rakiplerin kilidinin açılması konusunda sıkıntı yarattı.
bu sezon başında ise olanları gördük, yaşadık. artık onlarıda özetlemeye gerek yok.
sonuç olarak özellikle yerli kadromuzun önemli isimleri artık bu takımda forma giymenin sorumluluğunu unutmaya başladı.
selçuk inan, burak yılmaz, yekta kurtuluş, olcan adın ve sabri sarıoğlu gibi oyuncuların oyuncağı olarak şampiyon olunacağına bu takımda olmanın değerini bilen isimlerle yola devam edip kaderimizde ne varsa onu yaşamak daha hayırlı olacak.
bu noktada elde çok para yok. yabancı sınırı ne olacak belli değil. ama bunlardan da önemlisi kadro gereğinden fazla şişkin ve bu şişkinliği yaratanların önemli kısmına öyle maaşlar veriliyor ki onlardan kurtulmak kolay değil.
engin baytar, yiğit gökoğlan, umut gündoğan, veysel sarı, gökhan zan, eraş işcan, furkan özçal ve affedilmeyecekse emmanuel eboue ile devre arasında bir şekilde yolların ayrılması lazım. hatta bu listeye goran pandev'de eklenebilir.
böyle bir temizlik yapılabilirse ardından şu anda ana rotasyonda yer alan ruhsuz yerlilerin kulakları iyice çekilerek sezon sonuna kadar gösterecekleri performansın bu takımda kalmaları için son şansları olduğu kafalarına sokulmalı.
wesley sniejder ile sözleşme yenilenmeli.
mali durum ve kulübün ve ligin itibarı yeter mi bilmem ama kaan ayhan ve ozan tufan gibi genç ve ciddi potansiyel barındıran yerli isimlerin peşinden koşulmalı.
ha bu arada elbette yola prandelli ile devam edilmemeli. ama bu noktada yerine kim gelir sorusunun cevabı sıkıntılı görünüyor. öncelikle ne kadar çok takımın başında görmek istesem (hoş prandelli'de takımın başında görmek istediğim bir isimdi) de thomas tuchel yada ağır antreman üstadı felix magath gibi isimlerin başarılı olması zor. daha doğrusu bu adamlara sabredilip yeni bir yapılanmayı yönetmelerine izin vermez teknik abi abdürrahim albayrak
yine de tuchel gibi bir futbol aklı keşke teknik direktör üstü bir pozisyonda kulübün futbol ile ilgili kararlarını verecek olan en üst düzey profesyonel olarak getirilebilse. yanına da hem ülkemizi hem de dünyayı iyi tanıyan tugay kerimoğlu gibi bir isim eklense.
teknik direktör konusunda ise gönül karl heinz feldkamp'ı kulübede görmek ister ama bu yaştan sonra onun kabul edeceğini hiç sanmam. ama kafa yapısı olarak onun gibi hem yarışmacı, hem disiplinli hemde kadro kurabilecek düzeyde gelecek vizyonu olan bir isim bulunması ve bu ismin bizim ülke şartlarında çalışabilecek olması konusunun unutulmaması çok önemli.
peki tüm bunları duygun yarsuvat'ın geçici yönetimi yapabilir mi? gerçekçi olmak gerekirse ben hiç ama hiç sanmıyorum. devre arasına kadar en fazla prandelli gider yerine hikmet karaman yada gheorghe hagi gibi bir isimle sezon tamamlanır. es kaza şampiyon olunursa bunu ali dürüst ile teknik abi kendilerine mal eder.
şampiyonluk gelmezse ise teknik direktör ile yollar ayrılır. göstermelik bir kaç yerli gönderilir. sneijder ve muslera gibi değerler elden çıkarılır. ondan sonra yine yanlış tercihlere son sürat devam edilir.
99
9 aralık 2014 galatasaray arsenal maçında 4. golü yiyerek, türk futbol tarihinin şampiyonlar liginde en çok gol yiyen takım ünvanını 17 gol yiyen beşiktaştan alarak, 19 golle birinci sıraya oturan türk futbol takımı.
not: bu entry herhangi bir düşmanca tavır içermemekte olup sadece bilgi amaçlı yazılmıştır.
edit: ulan ne takımsın editleye editleye bitiremedim.
100
AVRUPA'DA, KENDİSİ DIŞINDA BÜTÜN TÜRK TAKIMLARININ ATTIĞI GOLÜN TOPLAMINDAN DAHA FAZLA GOL ATMIŞ TAKIM. ''TÜRK'' FUTBOLUNUN TARİHİDİR.