kayıt

şairce şiir

  1. 76
    AĞLAYAN YILDIZ

    Atımın ayağı kırıldı vurdular anne
    İlk defa kanı orada gördüm,ürktüm
    Unutmak ne mümkün
    Sen elinde bir demet kırçiçeği serpmiştin üzerine
    Bulutlar da bir garipti o gün
    Atımın gözünde görmüştüm
    Dağınık bir mavilikte sere serpe uzanmıştı ilkbahar
    Seni ilk kez orada tanımıştım Ağlayan Yıldız
    Kardesim Buğulu Göz elimi tutmuştu sımsıkı
    Ağlamamak icin kendimi zor tuttum
    Ceylan bakışlı güneş yüzümdeki gözyaşımda yansırken

    Seni serin rüzgarlarla birlikte
    Kalbimin içine hapis tutmuştum
    Yaşım henüz onyediydi
    Bir yanımda anne kokusu
    Diğer yanımda yangın.

    ViranŞairi
  2. 77
    Soğuk bir yıkıntı gibisin son bahar mevsiminde
    Duvarlarından kabukları dökülen sütunlar
    insanlar kadar aç gözlü değil
    Günün muhasebesinde usulsüzlük kararları getirildi benim için

    Sokak hayvanları kadar yardıma muhtaç bilinçaltları dikta edildi
    ünlem konuldu hepsinin krizlerine
    Hepimiz kalp krizi oluverdik bir anda
    Vücut hatlarına ardı ardına yargı paketleri getirildi sonra
    Gizlemek zorunda kaldık tüm küfürleri
    Nötr bir pencereden bakmak istedik hep
    Ne inannanın baltası
    Ne de şeytanın elindeki neşter umurumuzda değildi
    İskontolu Şehir semalarında
    Kalk ve güneşe bak !! sevgilim
    Karar ver hangimizin ölüm günü bu gün ?
  3. 78
    sana yüklediğim anlamları senmişsin gibi düşünme
    yanılırsın
    sen o anlamlarla sadece bende varsın
    ben seviyorsam sen bahanesin
  4. 79
    sadeceler'im vardı
    sonra sen gittin
    biz kaldık.
  5. 80
    bayrak

    ovada korkusuzluğun soluğunu almakta dört nala koşan atlar
    katırlar taşınır geceden sabaha umursamazlığın
    zamansızlığında
    yaramaz kelimeler biriktiriyor titrek ellerine yine nene hatun
    serseri kurşun adresini sormaktan mahçup
    avuç içine sıkıştırılmış muska ve tamamlanamamış mektup.
    ansızın yere düşüp toprak oldu.

    uykusuzluğun kol gezdiği saatle bunlar
    kuzgunlar yanılmışlığın yanıldığı yerde
    serde ayrılık var mustafam,varsın olsun!
    inmez göğe yükselmiş kan kırmızı,ay yıldız muzaffer bayrak.

    viranşairi
  6. 81
    yıldızlı ve yağmurlu gecelerde
    bulutlara bakıp onları şekillendirirken
    iç dünyanda bulutlar yüzüm olsun sana,
    tenine değen her bir yağmur tanesi
    yokluğunda adını fısıldadığım
    zerreler olsun.
  7. 82
    yalnızlığın noktasında,virgülüne bir adım kala
    yağan yağmur iğri,penceremdeki kimdi?
    beklenenden geriye beklenti dediğim hala
    gelmeyeceği bilinen sanki bir imdi.

    iskemlesinde oturan o adam değildi
    gömleklerin yerini dolduran kılık değiştirmiş birkaç eskimiş askılık
    iğde ağacından yapılmış işlemeli baston şömünesindeki duvarda asılı
    boston'a alınan iki kişilik bilet,aksilik artık kimse gidemeyecek

    yalnızlığın noktasında,virgülüne bir adım kala
    kırgınlığın ardındaki kayıp şapkasıyla garip kalmış lal
    giden ve kalan bu cümlede aslısız aslında
    nasıl kalmak bu ramak kalmışken gitmeye
    kal ama gitme.

    saksıda kurumuş geçen yaz diktiğim karanfiller
    fiili yok,devrik bu cümle
    kilidi paspasın altına koymaya da gerek yok
    "bu evde elinin değdiği her yer"
    dili geçmiş zamanın kullanmanın tam zamanı şimdi
    "bu evde elim her yere değdi"
    elin evde değildi.

    yazan:viranşairi

    (bkz: )www.facebook.com/...
  8. 83
    CAN

    yalnizligin yönüne dogru yol aliyordu izini kaybederek uzun beyaz sakalli adam
    (765.kanun madde11/1)idam sehpasinda dogrulari savunurken yargic yanlis asiliyordu nihayet
    gözlerine takildi birden ucurtmanin kuyrugu hapishanenin tellerine tutunurken rüzgara inat
    o sirada usundan gecmekteydi lirik ve didaktik haliyle su ayet
    (maide 32) "Kim bir canı bir can karşılığında olmaksızın veya yeryüzünde fitne çıkarmak için öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur ve kim onu kurtarırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur."

    uzun sözcüklerin yerini almaktan utangac üzgün bir gülümseme yayildi kogusun duvarlarina
    yarina cikmanin verdigi ümit kayip halinden siyrilip gaip olmaktan hem mutlu hem de mesut
    o esnada süt kabina yaklasiyordu adini gardiyan koydugumuz kedi
    dudaklari cigara kagidiyla tütün arasindayken söyle dedi bitlisli davut
    tabut icine sigamadi zavalli harputlu halit
    isimsizler mezarliginda adina yapilir mi acep kocaman bir lahit
    ahit yapilmisti hükümet ile müdür arasinda coktan
    iki sahit parmak bastiktan sonra mührün altinda bir imza
    aldilar götürdüler meftayi maphus kapisindan disari cikardi birkac zabit
    artik o özgür...



    ViranŞairi

    (bkz: ) www.facebook.com/...
  9. 84
    imgim.com/...
  10. 85
    Zaman akip gidiyor öyle sakin ve siradan
    Kurumus yapragin akan derede kaybolup gitmesi esnasinda
    Öyle hircin ve aldirmaz tavirlarla
    Vazoya koydugum kurumus gül öfkemle beraber bin parca
    Kirgin öylece kuytu köselerdeki saklambac oynamakla mesgul
    Darül Aceze'de aciz bakislarda kayip bir anlik bakis tanimadigim
    Ve kurtulmak imkansiz belki yorgun kalpte biraktigi yaradan
    Kurtalan Ekspiresi'nden el sallayan sevgiliyi yad ederken
    An gelip susuyor ellerini basinin arasinda onu tanimak namümkün
    Gün olup kurgulu saatin zemeberigi bos aliyor Taksim'de
    icimdeki zehir hem biraz capulcu hem biraz masum belki.


    YAZAN:viransairi

    (bkz: ) www.facebook.com/...
  11. 86
    babama

    bir notası eksik yaşamak bu dünyada ne büyük keyif
    sonra sarılıp uyusak yıldızların koynunda
    rüya bu ya adını bilmediğimiz nur yüzlü bir adada uyansak
    rotasını şaşıran bir buluta binsek ve yine eve dönsek baba

    isyan bayrakları neden hep kırmızı?
    sayılara sıfır eklenince neden çok değerli ama tek başına sıfırın değeri ne ki?
    keman ve ney hüzünlü mü sevilir yoksa hüzünün gerçek adı mutluluk mu?
    evet ayrılırken sarılmak da güzel ve tekrar kavuşmak sana baba
    hangisi mutluluk,hangisi hüzün?
    bana sor.

    notalar eksik kalsın,noktalar bir sonu tamamlamasın artık
    hep gül babam,hep bir-gül,virgüllerle sonlu sonsuzlukta yaşasak
    yasak,özleme ve gurbete kalsın
    ne güzel şimdi annem tarhana çorbası pişirmiştir
    hadi babam evimize dönelim.

    bütün değerli babalar için
    babam için

    viranşairi
  12. 87
    SONRA

    Sabahçı kahvelerinde uykulu yüzlerde kalan tahta masanın izi
    Sisli bir gecede yolunu kaybetmiş yavru sokak kedisi
    Yagmurdan sonra eski ahşap evlerden yükselen nefesi sanki daha önce tanışmıştık der gibi
    Her adım atışta merdivenler düşer yokuş aşağı
    Sonra...

    Kalabalık gölgeler arasında bir güvercinin kanat cırpınışları
    Duvarlar devrik cümlelerin anlatamadığı yüklem içinde
    Bir yap boz tahtasındaki piyonlar misali kaldırımlar
    Basılan her ayak izi gider ayak silinir gider der gibi
    Sonra...


    BAZI GiTLER
    Bazı gitler vardır gidersin ve biter
    Bazı gitler tersine isler
    Zaman,mekan ve her şey
    Gelmekten yanadır git derken
    Bazı gitlerse
    Gel-git arasında kalmışsa
    En zor gittir.

    GÖLGELER

    Gölgeler karışık ve suskun
    inadına ardışık ve aşık
    Ölüm bir adım,gerisindeki adam küskün
    Gölgeler yorgun ve kırışık.

    Gölgeler yansımasıysa hayatın
    Karanlık çöken gecelere sahip çık;kayıp iye içindeler gölgeler
    Salındılar birdenbire viran-ı eyleyerek perdedeki canın
    Tutundular ruhlar aleminden bedenler,tensel tinselliği gölge sanarak;
    Sonrasına sarıldılar gerçek ve yalan üstüne bu dünyanın
    Gölgeler ayrılıkçı ve yanlız
    Yansız ve cansız
    Lal,âmâ ve imkansız
    Gölgeler aslında,
    Onlar çoktan ölüler...



    viranşairi
    www.facebook.com/...
  13. 88
    EFSUN-i MUAMMA
    Efsun bir renkse eğer benim için,
    Senin için değil
    Gözlerin derin ve anlamsız ve bazense serin;
    Muamma kelimesi yakışıklı durdu benim yüzümde
    Duruşum senden ötürü sefil
    -Ölüm dediğin nedir ki?
    Al efsun gözlerini içime muamma,
    Azrail dayanmadan kapıma...

    viranşairi

    www.facebook.com/...
  14. 89
    YÜZ
    YÜZE

    Gökyüzü tükeniyor yeryüzü coğalıyor
    Benim için kendine bir gül ver
    Yüz yüze gelemiyoruz ama yüz yüze bakıyoruz
    Ona da bin şükür
    Bir yanımızda Akdeniz diğerinde Hint
    Asya bakışlı kara Afrika gözlü yar
    bir dudak ver kendim için
    Dün gece düşümde gördüğüm bu halet-i simayı
    Hayal et yüz-yüze bakarken
    Yüzüm
    Yüzün
    Gök
    Ve

    Yer
    Yüz yüze gelemedik daha
    Bir yanımızda afrika
    Diğer yanımızda Asya
    Barış ahıtları içinde sökün etti bağrı yanık ihtiyar
    ihtilal atları hücum etti savaş şarkılarıyla yüzümüze birer birer
    Bu azabı kaç güvercinin kanadında azat etsen bile
    Geçmez bu siyahasya rengindeki kezzap
    Bak kanadın yine
    Yüzümüz yok
    Yüzsüzüz bu aşkta
    Asya bakışlı Afrika karası iki gözüm
    Hükümsüzüz
    Ve
    Yüzsüzüz

    "Bencilliklerden bencilikten arınmış,biz olabilmek icin çabalayan bir dünya olması dileklerimle..."

    ViranŞairi

    www.facebook.com/...
  15. 90
    Annece evlat demektir.
  16. 91
    istasyon uzak kalabaliktan bikmis yalinayak bir cocuk
    istasyon yakin kirmizi dudakli sarisin kiz
    ikisi hem istasyona yakin hem uzak
    sadece sus ve bak
    birisinin elinde sogumaya yüz tutmus gevrek bir simit
    digerinin elinde henüz taze alinmis bir buket cicek
    biri istasyona cok yakin digerinden biraz daha fazla
    bekledigi birisi olsa gerek
    digeri istasyondan biraz daha uzak
    annesi onsuz istasyondan az önce ayrildi
    istasyondaki yalin ayakli cocuk üsüdügünde kime sarilacak
    istasyon düdügü caldiginda icinden ucurtma misali bir sey havalandi havalancak
    kirmizi dudakli sarisin kizsa hala beklemekte birisini
    belki annesi belki hicbirisi belki de hayalindeki erkegim dedigi kim bilir......
    (bkz: )


    www.facebook.com/...
  17. 92
    kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    kirilmis bir cam bardagin parcalarinda gizliydik
    paramparca olmus hayatlardan geriye kalan sorulardan yola cikmak
    geriye getiremedikten sonra neye yarardi yaralarimizi daglamaktan baska
    yara bantlari da ise yaramayacak galiba

    kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    suskun göl kenarinda yansiyan oysa bizim yüzümüz de olsa
    üzgün cümleler kurmustu bize zaman coktan
    yüklemleri hep bir baskasina yükledigimiz
    yükün elimizden cikip gittigini düsündügümüzde
    karsimizda durmaktaydi banyomuzdaki kirli ayna

    kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    bir yeri bir yere terk ederken gecti artik bitti dedigimiz
    ama geriye dönüp baktigimizda hep orada gölgelik yapiyordu bize kimligimiz
    bir fotograf belki annemizden yadigar
    bir ani bir anlik gülümsemeye bedel berdeli agir olsa bile
    gardan uzaklasirken her sey teker teker
    sallanmayan el aglamakli haliyle icimizdeki beden

    kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    dilencinin göz bebeklerinde sakliydi belki
    sayikliyordu son cümlelerini maktül katile teslim ederken ruhunu
    kayip ilanlarinda rastladigimiz binlerce isim arasindaydik simdi biz
    afrikanin kücük bir kasabasinda acliktan ölen cocuktuk
    biz coktuk ve hic yoktuk
    biz kirik kalpler arasinda hep böyle tasiniyorduk belli belirsiz.


    viransairi.
  18. 93
    beni böyle koyup gitme ne olur

    derin düşüncenin ince ipliğinde yürümek zor
    ininde kin beslediğimiz kurt bile bundan sonra hem kendine düşman,hem dost
    inince maphus koğuşlarına voltajı düşük ampuldaki gölge
    cenine üflenince o ruh beni böyle koyup gitme ne olur.

    uzun mısralara durak aramaya gerek yok artık
    uz ile uzlaşmanın anlamındaki kayıp cümledir belki
    yoksun halin soyunup yatağıma giriyor her gece
    noksanlığını anlayan birisi varsa tek kişilik ranzamdaki yosun kokan yastık
    yas tutma zamanı geldiğinde beni böyle koyup gitme ne olur.

    sözün bittiği yer kör karanlık ve dört duvar
    çözül istediğin kadar bit yeniği değiller sesini senden başka kim duyar
    usul usul sus us ve elime dokunan hayali uzuv
    uzan ve tut,
    yusuf'un kuyusunda ölümün uykusuna varamadan beni böyle koyup gitme ne olur.

    viranşairi

    (bkz: ) www.facebook.com/...
  19. 94
    İRENÇBER RECEP

    İki öküz çeker tekerlekten yoksunmuş gibi kağnıyı
    Aynı nakaratta gıcırdanır durur feleğin çemberi
    Bir deri,bir kemik ruha sığmayı beceremedi Recep henüz
    Kasketini eline alıp dönünce hırçın gözleriyle
    İğde deneğinden ince karısına söver ana avrat
    İğne miliminde düşüp kırılır içimi cılız bir sızı kaplar
    Heryer cehennem.

    Beş nufusa dar gelen ev az ileride daha
    Akşamdan sabaha buğday taşınır kireci dökülmüş ambara
    Lambayı yanık unutmuşlar yine merdivenin soluna düşen odada
    Yalın ayak koşarak gelir Ahmed yeni kara pabuç almış babası sanırsınız
    Recep suskunluğunda ahmed mesut
    Tende resmi geçit halinde yayılır mut ve umut
    Heryer cennet.

    Üzüntülü yüzüyle tül perdenin arasından maviye çalan gözleriyle bakar Hatice
    Düşünür nice;nahiyeden birine sevdalansam,nahiye ne kadar uzak acaba?
    Kaba sığarsa beş tahta kasık ve musakka ne eksik ne tam
    Tamam vakit eristi pelit ağacının arkasına düşen Gavur Dağı'na gayrı
    Yulaf ekmeğini parçalarcasına kırıntılarımı toplamakla meşgulüm
    Heryer araf.



    YAZAN: ViranŞairi

    (bkz: ) www.facebook.com/...