76
AĞLAYAN YILDIZ
Atımın ayağı kırıldı vurdular anne
İlk defa kanı orada gördüm,ürktüm
Unutmak ne mümkün
Sen elinde bir demet kırçiçeği serpmiştin üzerine
Bulutlar da bir garipti o gün
Atımın gözünde görmüştüm
Dağınık bir mavilikte sere serpe uzanmıştı ilkbahar
Seni ilk kez orada tanımıştım Ağlayan Yıldız
Kardesim Buğulu Göz elimi tutmuştu sımsıkı
Ağlamamak icin kendimi zor tuttum
Ceylan bakışlı güneş yüzümdeki gözyaşımda yansırken
Seni serin rüzgarlarla birlikte
Kalbimin içine hapis tutmuştum
Yaşım henüz onyediydi
Bir yanımda anne kokusu
Diğer yanımda yangın.
ViranŞairi
77
Soğuk bir yıkıntı gibisin son bahar mevsiminde
Duvarlarından kabukları dökülen sütunlar
insanlar kadar aç gözlü değil
Günün muhasebesinde usulsüzlük kararları getirildi benim için
Sokak hayvanları kadar yardıma muhtaç bilinçaltları dikta edildi
ünlem konuldu hepsinin krizlerine
Hepimiz kalp krizi oluverdik bir anda
Vücut hatlarına ardı ardına yargı paketleri getirildi sonra
Gizlemek zorunda kaldık tüm küfürleri
Nötr bir pencereden bakmak istedik hep
Ne inannanın baltası
Ne de şeytanın elindeki neşter umurumuzda değildi
İskontolu Şehir semalarında
Kalk ve güneşe bak !! sevgilim
Karar ver hangimizin ölüm günü bu gün ?
78
sana yüklediğim anlamları senmişsin gibi düşünme
yanılırsın
sen o anlamlarla sadece bende varsın
ben seviyorsam sen bahanesin
79
sadeceler'im vardı
sonra sen gittin
biz kaldık.
80
bayrak
ovada korkusuzluğun soluğunu almakta dört nala koşan atlar
katırlar taşınır geceden sabaha umursamazlığın
zamansızlığında
yaramaz kelimeler biriktiriyor titrek ellerine yine nene hatun
serseri kurşun adresini sormaktan mahçup
avuç içine sıkıştırılmış muska ve tamamlanamamış mektup.
ansızın yere düşüp toprak oldu.
uykusuzluğun kol gezdiği saatle bunlar
kuzgunlar yanılmışlığın yanıldığı yerde
serde ayrılık var mustafam,varsın olsun!
inmez göğe yükselmiş kan kırmızı,ay yıldız muzaffer bayrak.
viranşairi
81
yıldızlı ve yağmurlu gecelerde
bulutlara bakıp onları şekillendirirken
iç dünyanda bulutlar yüzüm olsun sana,
tenine değen her bir yağmur tanesi
yokluğunda adını fısıldadığım
zerreler olsun.
82
yalnızlığın noktasında,virgülüne bir adım kala
yağan yağmur iğri,penceremdeki kimdi?
beklenenden geriye beklenti dediğim hala
gelmeyeceği bilinen sanki bir imdi.
iskemlesinde oturan o adam değildi
gömleklerin yerini dolduran kılık değiştirmiş birkaç eskimiş askılık
iğde ağacından yapılmış işlemeli baston şömünesindeki duvarda asılı
boston'a alınan iki kişilik bilet,aksilik artık kimse gidemeyecek
yalnızlığın noktasında,virgülüne bir adım kala
kırgınlığın ardındaki kayıp şapkasıyla garip kalmış lal
giden ve kalan bu cümlede aslısız aslında
nasıl kalmak bu ramak kalmışken gitmeye
kal ama gitme.
saksıda kurumuş geçen yaz diktiğim karanfiller
fiili yok,devrik bu cümle
kilidi paspasın altına koymaya da gerek yok
"bu evde elinin değdiği her yer"
dili geçmiş zamanın kullanmanın tam zamanı şimdi
"bu evde elim her yere değdi"
elin evde değildi.
yazan:viranşairi
(bkz: )www.facebook.com/...
83
CAN
yalnizligin yönüne dogru yol aliyordu izini kaybederek uzun beyaz sakalli adam
(765.kanun madde11/1)idam sehpasinda dogrulari savunurken yargic yanlis asiliyordu nihayet
gözlerine takildi birden ucurtmanin kuyrugu hapishanenin tellerine tutunurken rüzgara inat
o sirada usundan gecmekteydi lirik ve didaktik haliyle su ayet
(maide 32) "Kim bir canı bir can karşılığında olmaksızın veya yeryüzünde fitne çıkarmak için öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur ve kim onu kurtarırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur."
uzun sözcüklerin yerini almaktan utangac üzgün bir gülümseme yayildi kogusun duvarlarina
yarina cikmanin verdigi ümit kayip halinden siyrilip gaip olmaktan hem mutlu hem de mesut
o esnada süt kabina yaklasiyordu adini gardiyan koydugumuz kedi
dudaklari cigara kagidiyla tütün arasindayken söyle dedi bitlisli davut
tabut icine sigamadi zavalli harputlu halit
isimsizler mezarliginda adina yapilir mi acep kocaman bir lahit
ahit yapilmisti hükümet ile müdür arasinda coktan
iki sahit parmak bastiktan sonra mührün altinda bir imza
aldilar götürdüler meftayi maphus kapisindan disari cikardi birkac zabit
artik o özgür...
ViranŞairi
(bkz: ) www.facebook.com/...
85
Zaman akip gidiyor öyle sakin ve siradan
Kurumus yapragin akan derede kaybolup gitmesi esnasinda
Öyle hircin ve aldirmaz tavirlarla
Vazoya koydugum kurumus gül öfkemle beraber bin parca
Kirgin öylece kuytu köselerdeki saklambac oynamakla mesgul
Darül Aceze'de aciz bakislarda kayip bir anlik bakis tanimadigim
Ve kurtulmak imkansiz belki yorgun kalpte biraktigi yaradan
Kurtalan Ekspiresi'nden el sallayan sevgiliyi yad ederken
An gelip susuyor ellerini basinin arasinda onu tanimak namümkün
Gün olup kurgulu saatin zemeberigi bos aliyor Taksim'de
icimdeki zehir hem biraz capulcu hem biraz masum belki.
YAZAN:viransairi
(bkz: ) www.facebook.com/...
86
babama
bir notası eksik yaşamak bu dünyada ne büyük keyif
sonra sarılıp uyusak yıldızların koynunda
rüya bu ya adını bilmediğimiz nur yüzlü bir adada uyansak
rotasını şaşıran bir buluta binsek ve yine eve dönsek baba
isyan bayrakları neden hep kırmızı?
sayılara sıfır eklenince neden çok değerli ama tek başına sıfırın değeri ne ki?
keman ve ney hüzünlü mü sevilir yoksa hüzünün gerçek adı mutluluk mu?
evet ayrılırken sarılmak da güzel ve tekrar kavuşmak sana baba
hangisi mutluluk,hangisi hüzün?
bana sor.
notalar eksik kalsın,noktalar bir sonu tamamlamasın artık
hep gül babam,hep bir-gül,virgüllerle sonlu sonsuzlukta yaşasak
yasak,özleme ve gurbete kalsın
ne güzel şimdi annem tarhana çorbası pişirmiştir
hadi babam evimize dönelim.
bütün değerli babalar için
babam için
viranşairi
87
SONRA
Sabahçı kahvelerinde uykulu yüzlerde kalan tahta masanın izi
Sisli bir gecede yolunu kaybetmiş yavru sokak kedisi
Yagmurdan sonra eski ahşap evlerden yükselen nefesi sanki daha önce tanışmıştık der gibi
Her adım atışta merdivenler düşer yokuş aşağı
Sonra...
Kalabalık gölgeler arasında bir güvercinin kanat cırpınışları
Duvarlar devrik cümlelerin anlatamadığı yüklem içinde
Bir yap boz tahtasındaki piyonlar misali kaldırımlar
Basılan her ayak izi gider ayak silinir gider der gibi
Sonra...
BAZI GiTLER
Bazı gitler vardır gidersin ve biter
Bazı gitler tersine isler
Zaman,mekan ve her şey
Gelmekten yanadır git derken
Bazı gitlerse
Gel-git arasında kalmışsa
En zor gittir.
GÖLGELER
Gölgeler karışık ve suskun
inadına ardışık ve aşık
Ölüm bir adım,gerisindeki adam küskün
Gölgeler yorgun ve kırışık.
Gölgeler yansımasıysa hayatın
Karanlık çöken gecelere sahip çık;kayıp iye içindeler gölgeler
Salındılar birdenbire viran-ı eyleyerek perdedeki canın
Tutundular ruhlar aleminden bedenler,tensel tinselliği gölge sanarak;
Sonrasına sarıldılar gerçek ve yalan üstüne bu dünyanın
Gölgeler ayrılıkçı ve yanlız
Yansız ve cansız
Lal,âmâ ve imkansız
Gölgeler aslında,
Onlar çoktan ölüler...
viranşairi
www.facebook.com/...
88
EFSUN-i MUAMMA
Efsun bir renkse eğer benim için,
Senin için değil
Gözlerin derin ve anlamsız ve bazense serin;
Muamma kelimesi yakışıklı durdu benim yüzümde
Duruşum senden ötürü sefil
-Ölüm dediğin nedir ki?
Al efsun gözlerini içime muamma,
Azrail dayanmadan kapıma...
viranşairi
www.facebook.com/...
89
YÜZ
YÜZE
Gökyüzü tükeniyor yeryüzü coğalıyor
Benim için kendine bir gül ver
Yüz yüze gelemiyoruz ama yüz yüze bakıyoruz
Ona da bin şükür
Bir yanımızda Akdeniz diğerinde Hint
Asya bakışlı kara Afrika gözlü yar
bir dudak ver kendim için
Dün gece düşümde gördüğüm bu halet-i simayı
Hayal et yüz-yüze bakarken
Yüzüm
Yüzün
Gök
Ve
Yer
Yüz yüze gelemedik daha
Bir yanımızda afrika
Diğer yanımızda Asya
Barış ahıtları içinde sökün etti bağrı yanık ihtiyar
ihtilal atları hücum etti savaş şarkılarıyla yüzümüze birer birer
Bu azabı kaç güvercinin kanadında azat etsen bile
Geçmez bu siyahasya rengindeki kezzap
Bak kanadın yine
Yüzümüz yok
Yüzsüzüz bu aşkta
Asya bakışlı Afrika karası iki gözüm
Hükümsüzüz
Ve
Yüzsüzüz
"Bencilliklerden bencilikten arınmış,biz olabilmek icin çabalayan bir dünya olması dileklerimle..."
ViranŞairi
www.facebook.com/...
91
istasyon uzak kalabaliktan bikmis yalinayak bir cocuk
istasyon yakin kirmizi dudakli sarisin kiz
ikisi hem istasyona yakin hem uzak
sadece sus ve bak
birisinin elinde sogumaya yüz tutmus gevrek bir simit
digerinin elinde henüz taze alinmis bir buket cicek
biri istasyona cok yakin digerinden biraz daha fazla
bekledigi birisi olsa gerek
digeri istasyondan biraz daha uzak
annesi onsuz istasyondan az önce ayrildi
istasyondaki yalin ayakli cocuk üsüdügünde kime sarilacak
istasyon düdügü caldiginda icinden ucurtma misali bir sey havalandi havalancak
kirmizi dudakli sarisin kizsa hala beklemekte birisini
belki annesi belki hicbirisi belki de hayalindeki erkegim dedigi kim bilir......
(bkz: )
www.facebook.com/...
92
kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
kirilmis bir cam bardagin parcalarinda gizliydik
paramparca olmus hayatlardan geriye kalan sorulardan yola cikmak
geriye getiremedikten sonra neye yarardi yaralarimizi daglamaktan baska
yara bantlari da ise yaramayacak galiba
kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
suskun göl kenarinda yansiyan oysa bizim yüzümüz de olsa
üzgün cümleler kurmustu bize zaman coktan
yüklemleri hep bir baskasina yükledigimiz
yükün elimizden cikip gittigini düsündügümüzde
karsimizda durmaktaydi banyomuzdaki kirli ayna
kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
bir yeri bir yere terk ederken gecti artik bitti dedigimiz
ama geriye dönüp baktigimizda hep orada gölgelik yapiyordu bize kimligimiz
bir fotograf belki annemizden yadigar
bir ani bir anlik gülümsemeye bedel berdeli agir olsa bile
gardan uzaklasirken her sey teker teker
sallanmayan el aglamakli haliyle icimizdeki beden
kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
dilencinin göz bebeklerinde sakliydi belki
sayikliyordu son cümlelerini maktül katile teslim ederken ruhunu
kayip ilanlarinda rastladigimiz binlerce isim arasindaydik simdi biz
afrikanin kücük bir kasabasinda acliktan ölen cocuktuk
biz coktuk ve hic yoktuk
biz kirik kalpler arasinda hep böyle tasiniyorduk belli belirsiz.
viransairi.
93
beni böyle koyup gitme ne olur
derin düşüncenin ince ipliğinde yürümek zor
ininde kin beslediğimiz kurt bile bundan sonra hem kendine düşman,hem dost
inince maphus koğuşlarına voltajı düşük ampuldaki gölge
cenine üflenince o ruh beni böyle koyup gitme ne olur.
uzun mısralara durak aramaya gerek yok artık
uz ile uzlaşmanın anlamındaki kayıp cümledir belki
yoksun halin soyunup yatağıma giriyor her gece
noksanlığını anlayan birisi varsa tek kişilik ranzamdaki yosun kokan yastık
yas tutma zamanı geldiğinde beni böyle koyup gitme ne olur.
sözün bittiği yer kör karanlık ve dört duvar
çözül istediğin kadar bit yeniği değiller sesini senden başka kim duyar
usul usul sus us ve elime dokunan hayali uzuv
uzan ve tut,
yusuf'un kuyusunda ölümün uykusuna varamadan beni böyle koyup gitme ne olur.
viranşairi
(bkz: ) www.facebook.com/...
94
İRENÇBER RECEP
İki öküz çeker tekerlekten yoksunmuş gibi kağnıyı
Aynı nakaratta gıcırdanır durur feleğin çemberi
Bir deri,bir kemik ruha sığmayı beceremedi Recep henüz
Kasketini eline alıp dönünce hırçın gözleriyle
İğde deneğinden ince karısına söver ana avrat
İğne miliminde düşüp kırılır içimi cılız bir sızı kaplar
Heryer cehennem.
Beş nufusa dar gelen ev az ileride daha
Akşamdan sabaha buğday taşınır kireci dökülmüş ambara
Lambayı yanık unutmuşlar yine merdivenin soluna düşen odada
Yalın ayak koşarak gelir Ahmed yeni kara pabuç almış babası sanırsınız
Recep suskunluğunda ahmed mesut
Tende resmi geçit halinde yayılır mut ve umut
Heryer cennet.
Üzüntülü yüzüyle tül perdenin arasından maviye çalan gözleriyle bakar Hatice
Düşünür nice;nahiyeden birine sevdalansam,nahiye ne kadar uzak acaba?
Kaba sığarsa beş tahta kasık ve musakka ne eksik ne tam
Tamam vakit eristi pelit ağacının arkasına düşen Gavur Dağı'na gayrı
Yulaf ekmeğini parçalarcasına kırıntılarımı toplamakla meşgulüm
Heryer araf.
YAZAN: ViranŞairi
(bkz: ) www.facebook.com/...
↑