kayıt

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

  1. 1151
    Bu gece de erken uyuyamadım.
    • Tam uykuya dalacakken içinden demet akalın' ın çalkala şarkısını mırıldanıyorsun e tabi uykun kaçıyor:d
  2. 1152
    ben bunu neden yaşıyorum?
  3. 1153
    BEN BİR DELİYİM.
  4. 1154
    Sözlük temamı hanginiz değiştirdi arkadaşlar, neden....
  5. 1155
    ankara'nın batısında bir ilde yaşayıp da 'ay ßurası ßus qibi yhaa' diyen bir arkadaşım olursa döveceğim.
  6. 1156
    Sürekli kavga ediyorum. Sonunda birinden dayak yesem rahatlayacağım.
  7. 1157
    bazen burdaki hesabimi biliyormussunda burdanda yazdiklarimi okuyomussun gibi geliyo.
  8. 1158
    ayağım üşüdü kalkıp çorap giymeye üşeniyorum sözlük...
  9. 1159
    Bi sigara verin bari.
  10. 1160
    Bugün itibarıyla sözlükte 3. Yılımı doldurmuş buluyorum.

    Başlarda kimseyi tanımamanın verdiği çekingenlikle ve saçma sorularımla sözlükte en aktif gördüğüm kişiyi yani yunowimnogood'u darladığım ilk zamanları dün gibi hatırlıyorum* zaman çok çabuk geçiyor.

    Şimdiye kadar en uzun süre bulunduğum kutup sözlük'e minnoş ortamı için teşekkürü bir borç bilirim.
    Bazı sözlüklerde 3 yıl yazar olmayı bekleyip neredeyse 1 ay gibi kısa bir sürede banlanmışlığım olduğundan burası benim için çok kıymetli*

    Seviliyorsun kutup sözlük. Tıpkı canım kendim gibi...
  11. 1161
    Kendimi çok güçsüz hissediyorum şu sıralar ve sanki "yetmez" der gibi her şey üst üste gelmeye devam ediyor. Yıkılmadım ama ayakta duracak cesaretim de yok gibi. Keşke bi gün uyansam ve her şey yoluna girmiş olsa.
  12. 1162
    yazacak başlık bulamadım bari kafamdakileri yazabileceğim bir başlık bulayım dedim, buldum.

    on gündür falan kedilerim çok hasta. birini kısırlaştırtmıştık. enfeksiyon kaptı. hayvan grip oldu, zatürreye çevirdi. bir hafta geçmedi evdeki diğer bir kediye bulaştı. üç kedim var benim, bilen bilir en çok ilk aldığımı severim. o on yaşında zaten. hasta olanlar bir iki yaşındalar. o hasta olmasın diye evi bölümlere ayırdım. o yatak odasında yatıyor çıkmıyor dışarıya. yemeğini suyunu taşıyorum. yanına girerken elimi ayağımı falan yıkayıp giriyorum. diğerlerinden biri benim odamda kalıyor, onda aynı zamanda kalıtsal bir hastalık daha varmış. ölmesin diye uğraşıyoruz. diğeri de oturma odasında kalıyor. o çok narin bir hayvan olduğundan antibiyotik yiyince bile yerine çöküp kalıyor. bakmak çok sıkıntılı bir süreç. hem evde olduğun stres var hem de hayvanları her gün o halde görmek var. her gün veterinere tedaviye götür getir, tedavi masrafları da derken bugün tam 50 liram kaldı. daha bir hafta sürecek. umarım halledeceğiz. sonradan hasta olan kız geçirir heralde sonuçta kalıtsal bir şey yok.

    oğlan da kalıtsal malıtsal ama atlatacak. ablası ''geçmiş olsun'' dedi. onla konuşurken telefonu elimden düşürüp telefonun üstüne yatmayı biliyordun, hastalığı da atlatacan.

    oğlanın ablasına yani sevdiğim kadına gelirsek de, şu ara hayat telaşından kendisini unuttum gibi hissettiğim oldu ara sıra. yok olmadı ama unutmadım tabii. senin kadar güzel bir şey unutulur mu zaten. ona ne demek isterdim... sanırım iki hafta önce konuştuğumuzda demek istediğim ama kendimi tuttuğum şeyleri söylemek isterdim...

    birincisi, gördün mü hala oturup konuşacak şeyleri olan insanlarmışız... her ne kadar kötü başlamış bir konuşma da olsa o beş saat gittiğinden beri geçirdiğim en güzel beş saatti. sen de sevdin biliyorum. sevmesen devam ettirmezdin.

    ikincisi ben kaldırdığım kayanın yamuk olmadığını biliyorum. kaya kendini yamuk zannediyor olabilir. kaya kendini uğursuz da zannediyordu değil mi? değildi. oturup maçını izlediğin, uğursuz olmadığını anladığın ya da bunu aştığın gibi, o kayanın yamuk olmadığını, yalnız olmasına gerek olmadığını da anlayacaksın. ben yine o kayayı sırtlayıp dağın başına taşımak için bekliyorum.

    içimde koskocaman bir kaybediş, bunun da getirdiği bir pes etmişlik var. yeni bir hamle yapacak gücüm yok. zaten istediğin de buydu. yazacak yeni bir ay dönümü mesajına gücüm yeter ama istemediğini bildiğimden onu da yapmam. nerelerde neler düşünüyorsun ya da kafanda nelerle mücadele ediyorsun bilmiyorum şimdi, keşke bilsem. yine de bir ara aş onları ya da aşama gel beraber aşalım de. dön bana bir ara. çok özledim seni.
  13. 1163
    İnsan kaç kez aynı hataya düşer ya düşmelere doyamıyorum ben. İşin kötüsü de yumurta kapıya dayanınca anlıyorum bazı şeyleri. Aslında tedbirli, garantici bi insanımdır ama niye böyle oluyor bilmiyorum. Bu cümleler nereye gidecek onu da bilmiyorum. En iyisi bırakıp kaçayım.
  14. 1164
    uyumadan evvelki hazIrlIklarImI yaptIm, yorganIn altIna girecekken hevesim kactI...
  15. 1165
    çok para kazanacağım.
    çok kaybettim ve çok kazanacağım.
  16. 1166
    Üzülüyorum, her şey daha farklı olabilirdi.

    Söyleyeceklerim bu kadar, tşk.
  17. 1167
    Büyüyüp de küçülmüş gibi konuşan, çocuk gibi düşünmeyen, böyle düşünse bile bunu babasının beylik laflarıyla ve tabiri caizse mazmunlarıyla ifade eden çocuklar görünce içimde bir burukluk oluyor, anne babasının yakasından tutup "Çocuğunuza çocuk olmayı öğretin!" diyesim geliyor.
  18. 1168
    Uzun yolculuğa çıkmışım ne güzel yol çizgilerine bakıp kafamı dinleyip hayatımı düşüneceğim. Ama nerdeee mikail yine her yeri sis yapmış.
  19. 1169
    İyiyim.
    Mutluyum.

    Çok sevdiğim bir yakın arkadaşımın hayatı yolunda gidiyor ve ben aşırı mutluyum.
    Kendi hayatımı da fazlaca düzene sokmaya çalışıyorum. Ve bu sefer olacak gibi.
    Çölde gördüğünüz her su birikintisini önce kucaklar mutlu olursunuz da sonra serap olduğunu fark edince hayal kırıklığına uğrarsınız hani.
    Bu sefer serap olmasın diye dua ediyorum sadece.
  20. 1170
    sevdiğiniz kişiye kırılmak ne kadar zordur. yaptığı her davranışın altında iyi bir şey ararsınız. bir şeylere sabredersiniz. bir süre sonra dönüp kendinize baktığınız da aslında yıprananın kendiniz olduğunu görürsünüz. her şey ortadadır ama siz bakmaya, görmeye korkarsınız. çünkü kaybetmeyi istemezsiniz. ancak karşı taraftan bir darbe aldığınız da aklınız başınıza gelir. zaten bu da her şeyin sonudur. hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.
  21. 1171
    Seni seviyom selda bağcan.
  22. 1172
    sokakta, otobüste gözlerini ayırmadan bakanlara "ne bakıyorsun avel avel suratıma ne?" diye çığırmak istiyorum.
    ama sadece gülümseyip kafamı çeviriyorum. gülümsemeye de tepki vermiyorlar bu tipler anlamıyorum ki hiçbirini
  23. 1173
    Seni seviyorum ******. Hüüüğ :(
  24. 1174
    Sanırım en çok üzmek istemediklerimiz tarafından üzülüyoruz.

    Çok güvenince daha çok üzülüyoruz, belki de Çok sevdiğimizde üzüldüğümüzden Daha çok...

    Ama öğrendim,
    İnsan inandığı birini sevmeli, sevdiği birine inanmamalıymış.
  25. 1175
    onca insanın arasında hayalet gibi geziniyorum. nasıl hissettiğim, ne durumda olduğum dünya üzerindeki tek bir insanın bile umurunda değilmiş gibi.

    ben öldükten sonra elbet birileri beni hatırlayacak, belki o nesilden sonrası da hatırlayacaktır, ondan sonraki nesil ise yaşamış olduğumu bilmeyecek bile.

    100 yıl sonra kim olduğumu bilen bir kişi bile kalmayacak, bunun farkında olarak yaşamak gerekiyor. ancak yaşarken bu hissi tatmanın adil olduğunu hissedemiyorum