sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
- 848Artık hayatıma bir düzen vermeye niyet eyledim ve telefon alarmımı sabah 8 yerine 7 buçuğa kurdum.
Böylece kronik olarak işe geç kalışımın önüne geçeceğim.
Küçük bir adım olarak görünebilir ama yakın zamanda ortadoğu'da kartlar yeniden dağıtıldığında anlarsınız... - 850Ulan çok sıcak.
Ter le dim.
Duşta terlenir mi ya? Duş alırken terledim.
Bu bünye bugün 42 dereceyi gördü.
Erimekteyim. Saç diplerim kaşınmakta. Konuştukça pisleşmekteyim.
Alın beni burdan. Alınnn. - 851amk birası neden bu kadar çabuk bitiyor ?
- böbreklerimi seviyorum ekolünden gelen biri olarak cidden hoş değil bu durum..
- 852kabullenemedim...
- 853Olduramadım...
- 854Hiçbir yakınlık senin verdiğin yakınlığın, kıyısına bile ulaşamıyorken benim bunca hüzne ev sahipliği yapmam nasıl beklenmedik olabilir ki?
En ufak bir bakışı, bir sözü bile ihanet sayarken nasıl çaresiz hissetmem?
Neydi bu, içine düştüğüm, acısını bile delice bir tutkuyla sevdiğim şey neydi?
Cevabı sende değil biliyorum ama yine bir cevap istiyor senden içi kırık düşlerle dolu bu kalbim.
Sen hangi gühanın bedelisin ki, ben bu kadar acı çekiyorum.
Yanında duran o her kimse, ondan daha mı az sevdim seni?
Hayır.
Hayır, sadece ben senin yanında olan her bir şeyden çok daha çirkindim.
Lâyık değildim diyorum. Kendimi avutuşum bile içimdeki kırığa bir kırık daha ekliyor.
Söyleyemedim işte diyorum.
Ne sana ne bir başkasına ne de kendime...
Seninle ilgili tek pişmanlığım olsa olsa bu olur.
Cesaretsizdim.
Benim cesaretsizliğim bir başkasının fırsatı oldu.
Kapılar kapandı.
O kapı hiç açılamadı.
CesaretiM yok da fevriydim, hırçındım, asiydim.
Hep gidişleri ezber etmiştim.
Kalmak ve gelmek hep yabancı iki kelimeydi benim için.
Ben de en iyi bildiğim şeyi yaptım.
Gittim.
Kaçtım.
Ve yenildim.
Bataklıkta bir yelkenli açılamazdı; ancak gömülürdü.
Asi çapa en başından kaybetmişti.
Kaybettim. - 855söylemek istediğimi direkt söyleyebildiğim için buraya bişe söylememe gerek yok
- 856yok mu çişi mişi gelen bir yazar ya? başlığını açalım.
- 857Saksı değilim ben.
- hayır saksısın.
- Sen öyle diyorsan...
- bilirsin her zaman doğruları söylerim.
- Bilirim dayıcım.
- 858Hedef ben değilim tayfun.
- 859Mutsuzum. Demeye dilim varmıyor çoğu zaman, nankörlük gibi olmasın diye ancak hislerimi ne yapacağım? İçimde yıllarca inandığım şeyin parçalanmasının oluşturduğu boşluk var ve içine düşüyor gibiyim. ne zaman çıktım desem yalnızlığım beni tekrar içine atıyor. hissizleşerek robotlaşacağım düşüncesi, o içerideki kırıkların batması ve uyuşturmasından kaynaklanıyor olmasın?
- 860kimseyi telaşlandırmak istemem, asla öyle bir niyetim yok ama hangimiz ara sıra intihar fikrini düşünmeyiz ki? geçen yıllarda ağır bir depresyon atlattım. o aralar herkesten biraz fazla geliyordu bu fikir aklıma. gündüz rutin bir şekilde işimi gücümü yaparken, akşam kendimi ne tür bir yöntemle öldüreceğimin yollarını düşünüyordum. işin en en heyecanlı ve güzel kısmı onlarca sayfa intihar mektubu yazmak fikri geliyordu. bazı günler yazıyordum da. sonra dinlemesi ölümden korkunç olan 3-4 şarkı açıyordum. akşamın sonu doyasıya ağlamak ve fikri ertelemek oluyordu. sonradan öğrendiğime göre göz yaşının doğal bir antidepresan etkisi mevcutmuş. bu bilgiden kurduğum mantık şu ki, o şarkıları dinlememiş olsam şimdi hayatta olmayacaktım. hayatın hiç umrunda olan bir konu olduğunu da sanmıyorum bunun.
o zamanlar bir ara intihar öncesi bunun sebeplerini anlatacağım ve herkesle son defa vedalaşa bileceğim videolar çekmeye karar verdim. hiç yapmadım bunu.
dün gece bu fikir kafamda tekrar durdu gezdi. ama bu sefer insanlara bir şeyler anlatmak için kalem oynatmak bile gelmedi içimden. zaten hemen içinden çıkmanın saçma sapan yollarını buldum bu fikrin.
goethe der ki, ''3000 yıllık tarihi bilmeyen insanlar günü birlik yaşayan insanlardır.''ben 3000 yılı bilirim. üç bin yıl içinde böyle flu'dan karanlığa, karanlıktan flu'ya sürüklenen başka bir zaman dilimi bilmiyorum. hiç olmadı çünkü. günde on binlerce insanın öldürüldüğü büyük dünya savaşları döneminde bile insanlık bu kadar zavallı bir hal almamıştı.
artık bu yer yüzünde her şey mi kisveye dayanıyor yahu? kimse kimsenin ruhunu merak etmeyecek mi? kimse kendi ruhunu geliştirmek için neden bir eylemde bulunmuyor. insan tanımlayan bir hayvandır yahu, neden kendimiz dahil hiç bir şeyi tanıma çabamız yok. bilgiyi geçtim, bir konuda hiç öznel tanım geliştirememiş insanın nasıl bu kadar çok fikri olabiliyor? neden dayatılan her kötü bu kadar çabuk kabul edilebiliyor. şu an odalarında çay içtiğim hemşire arkadaşların izledikleri berbat dizi de dahil bu dayatılan kötülüklere. her yerde çalan, insan zihninin tahamül edemeyeceği şarkılar dahil. boş ruhlu insanları, diğer insanların çok sevmesi dahil. insanların evlilik adına, huzur adası inşa etmeleri gerekirken, ikili bok çukurlarında kaos kümeleri yaşamları dahil.
artık bu çağda kalite doğmayacak, yaratıcılık büyümeyecek. nefes alamıyorum. - 861uzun zamandır ama baya uzundur zamandır düşündügüm seyi bugun cesaret edip yaptım.
- kanka sana daha yakıştı inan bana
- abart istersen kanka jhjhgjdf
- 862Yarın bir sınavım ve iki tane hastam var. Sınava çalışmadım hastaların da aq.
- 863çok güzel yağmur yağıyor.
yağmur hakkında aklım kendimce düşünebilmeye erdiğinden beri çok fazla düşündüm. yağmurla ilgili ilk anımı hatırlıyorum. onlu yaşlarıma geldim mi gelmedim mi tam hatırlayamıyorum ama gelmemiştim gibiyken bir gün babamla inatlaşmıştık. babam çok sinirli bir adamdır. beni aldığı gibi kapının önüne koymuştu bir akşam. hava da yağmurluydu az yağsa da. ben de inadımdan vazgeçmedim ufak da olsam, yürümeye başladım dışarıda. tabii o zamanlar akrabalık bağlarının ne denli bir sarmal olduğunu bilmiyor, beni eve geri yollayacaklarını düşünemiyorken yengemlere kadar yürüyüp ''burada kalabilir miyim?'' demiştim. bir saat geçmeden beni ararken sırılsıklam olmuş vaziyette annemle babam geldiler. hayatta yollarımız o kadar ayrıydı ki 20 dakikalık yolda yavaş adımlarla yürürken bile bana rastlayamayıp sırılsıklam olmuşlar.
insanlar dışarıda yağmura yakalanmaktan hoşlanmazlar genelde. başlarına geçirecek bir şeyleri yahut bir şemsiyeleri yoksa yağmura suç bulurlar. ben o gün anlamıştım ki mevzu yağmurda dışarıda kalmak değildi, yağmur yağarken sonuçta gidecek bir yerin olup olmamasıydı.
bu gece saat 12 gibi artık 21 yaşında, suratına bakınca korkulan bir delikanlı olarak yağmurun altında yürürken o akşam nereye gideceğini bilmeden sokakta yürüyen küçük çocuk gibiydim yine. kulağımda kulaklık telefonumdan müzik dinlerken ara ara şarkı açmak için telefonu çıkarırken ıslanan ekran dokunmatiğinin ayarının kaymasına neden oluyordu. şarkı sözleri şöyle içimden geçerken;
''...Gözünün rengi bir bulutsa şu göğsüme dolsun
Ey neler olurdu bir düşün, düşünmek onurdur
Bir garip hale düşen ben, berduşluk sorun mu?
ben kahrolayım bir nefes senden olsa olur mu ?
Bir kadın gitti bir adam doğdu.
Bu kadim karanlıklara evlatlık oldum...''
birden telefon kontrolümden çıktı. youtube kapandı, telegram açıldı. onun mesajlarına girdi telefon. kendiliğinden bir şeyler yazacak korkusuyla çıkmaya çalışsam da fayda etmedi. o anki korku mu denir ne denir bilmiyorum işte onunla telefonu yere atıp kırmayı düşündüm ama neyse ki aklıma bataryasını çıkarmak geldi. inanmayabilirsiniz buna biraz zor görünüyor. ben de inanamıyorum zaten girişinde şifre olan bir uygulamanın nasıl öyle açıldığına lakin olan bu. olmayan profil fotoğrafı, son konuşmamızdan 15 gün sonra olan 25 kasımdaki son görüldüsü falan hayal görmedim doğruydu her şey.
bilmiyorum bu gece altında nereye gideceğimi bilmeden yıllardır yürüdüğüm yağmur sonunda yol göstermiştir belki. yaz demiştir, git demiştir. umarım öyle söylemiştir. it gibi ıslandığım ve sinüzit ağrısı çekeceğim gerçeğiyle böylece oturmaktansa yıllardır en kötüsünü düşünmeye odaklanmış aklımı yenip, o ufak yaşında eve dönmeyen o çocuğun inadını da sevgim karşısında bertaraf ederek bunu düşünmek isterim. sonuçta sevmek de bazı şeyleri olumlamanın dibini sıyırmak değil midir?
ben yağmura daha farklı çok teşekkür edeceğim. ne olduysa olsun, her şeye rağmen bu gece ikimize yağdı. - 864Sözlükteki en çok sevdiğim konulardan. Neden? Eskiden bir şekilde Twitter’da yazıyordum ama takip ediliyorum olmuyor.
Arkadaşın biri bana triplenmiş. Zamanını eşit dağıtamadığından artık bana zaman ayırmıyorsun. Aramıyorsun sormuyrosun diyor.
Dedim bir aydın parasızdım ben. Ama yedin içtin gezdin story attın diyor. Dedim çağrıldığım yere gittim ben ne yapabilirim. Ee ne fark var diyor çağırmakla çağrılmak arasında.? Durup dururken niye para harcamak isteyim diyorum. Eee diyorr aramızda paranın önemi var. Ne yani ben mi çağıracaktım seni benim param Yok ama dışarıya çıkmak istiyorum mu diyecektim. Bununla ilgili tek kelam bir şeye ihtiyacın var mı diye sormamışsın. Götünü gezdirmişsin beni Çağırabileceğin yere bile. Hadi ayarlayalım da bana gel diyorum mesela. Yaaa caaaağğnnıııımmm ben anlık karar veriyorum biliyorsun diyor. Evde seni mi bekleyeceğim lan ben.
Böyle böyle bir sürü saçma sapan şey. Bunalıyorum sözlük. Ben kimseyi darlamıyorum benden ne istiyorsunuz laaaağnn.
Neymiş bana tavrı ben ona zaman ayırmadığımın bir göstergesiymiş. Müneccimim ben zaten oturup hal ve hareket skalası çıkarıyorum. İnsanlar bana böyle davrandığında aslında bunu demek istiyor diye. Bir tek azı haklısınız zaten amk. Bir tek siz değersiz hissediyorsunuz. Karşınızdaki kişi değersizleştidiğinizi hiç fark etmiyorsunuz.
Yoğunum abi mutlu olduğum şeylerle uğraşmak istiyorum bir süre kimseyi görmek konuşmak mesela.
Barış hariç.
Neyse öyle işte. Kafam karışık. Dün aradım öyle pışpışlama niyetine mesela ama gerisi gelmiyor içimden. :(
Seviyorum da arkadaşımı ama bugünlerde değil. - 865ağlamanın benim için bu kadar sıradan bir olaya dönüşmüş olması canımı çok sıkıyor. durduk yere 3 saniyelik bi boş bulunmayla dondurma yalayan kedi videosuna bile -ki yüzümü hep güldüren tek şeydir- ağlar oldum. yapacak bir şeyim yokmuş gibi hissetmekten bunaldım. yapmam gereken bir sürü şeyin karşısında salak salak oturup ağlıyor olmak, beni hayatımda çokça nefret ettiğim şeye dönüştürüyor. zar zor atlattığım o eski beni resmen davullarla zurnalarla karşılamaya hazırlanıyor gibiyim. kendime gelmem gerek. senin de benimle gelmen gerek. sanırım bu.
- 8662019da herkez sik olacak! Bizimla kalın!
- 867Kyk interneti kanserdir. Kyk interneti Allah senin belanı versin.
- 868Anlamı yok böyle olmasının.
- 869Disciler çok vicdansız
- 87014 Şubat sizin olsun, bizim için bu ayın tek önemi 28 Şubat'ın içinde olmasıdır.
- 871Büyüyüp de küçülmüş gibi konuşan, çocuk gibi düşünmeyen, böyle düşünse bile bunu babasının beylik laflarıyla ve tabiri caizse mazmunlarıyla ifade eden çocuklar görünce içimde bir burukluk oluyor, anne babasının yakasından tutup "Çocuğunuza çocuk olmayı öğretin!" diyesim geliyor.
- 872İyiyim.
Mutluyum.
Çok sevdiğim bir yakın arkadaşımın hayatı yolunda gidiyor ve ben aşırı mutluyum.
Kendi hayatımı da fazlaca düzene sokmaya çalışıyorum. Ve bu sefer olacak gibi.
Çölde gördüğünüz her su birikintisini önce kucaklar mutlu olursunuz da sonra serap olduğunu fark edince hayal kırıklığına uğrarsınız hani.
Bu sefer serap olmasın diye dua ediyorum sadece.