Sözlük yazarlarının hatırladıkça utandıkları anıları
- 4sokakta bir hayvan görünce sanki ilk kez görmüş gibi 'ayy ne tatlıığ' diyen insanlardanım.
bir akşam babam ile markete gidiyorduk, o sırada da babam bir şeyler anlatıyor dinliyorum.
3-4 metre ileride iki köpek gördük. biri minik cinslerden, zayıf ve beyaz; diğeri büyük ve simsiyah.
minik beyaz köpek, siyah köpeğin yanında durmuş. siyah köpek uzakta bir yerlere dalmış gitmiş hiç hareket etmiyor. beyaz köpeğin ise arka bacakları titriyor.
ikisinde de gariplik var, belli.
babama dönüp beyaz köpeği işaret ederek "ayy yazıığk nasıl titriyor, galiba hasta olmuuğş" dedim hüzünçlü ses tonumla.
ben bu cümleyi kurar kurmaz minik beyaz köpek, büyük siyah köpeğin üzerine attı kendini arkadan.
tam da o an erkut'un annesini çok iyi anladım. - 5Benim için ciddili bir utançtır bu.
Antalya’ya eğitime gitmiştim. Bir vakfın UNFPA ile yürüttükleri ortak bir proje için akran eğitmeni olmak amacıyla.
Proje konusu: cinsel sağlık ve üreme sağlığı.
Neyse güzel güzel eğitimimizi aldık, Türkiye’nin dört bir tarafında konu anlatıcıları olarak akran eğitmenliği yapacağımızdan ötürü eğitimler sonunda her birimize epey bir sayıda (sanırım 250-300) prezervatif verilmişti.
İş bu ki, valize yerleştiremediğimden tüm prezervatifleri bir bez torba içerisinde uçakta yanıma almıştım.
Tam kabin bagajına yerleştireceğim sırada. Torba yere düştü. Ve birer sıra sağ-sol, ön-arka saçıldı her yere.
*adeta bir prezervatif deryası, kimilerinin arayıp da bulamadığı.
Maalesef onları toplamak zorundaydım ve topladım
* mevzu prezervatiften kaynaklanan bir utanç da değildi nitekim. Sayısı ve insanların her bir yerine saçılmış olmasından kaynaklıydı.. - 610. sınıftaydım ıspartaya yeni geldim isteyerek gelmemiştim zaten ön yargıyla gelince uzun süre konuşmamıştım kimseyle. tanışma işlerine de girişmedim. bere takmayı kapüşon takmayı falan çok seviyorum. butik dershaneye gidiyorum az kişi olunca hocaların falan dikkatini normalden daha fazla çekiyordum. neyse böyle en arkaya oturan (6 kişilik sınıfta ne kadar arka olabilirse) kafasında hep bere kapüşon olan sessiz, belki biraz garip bakan, gereksiz muhabbetleri sevmeyen ve bunu belli eden birisiydim. bir akşam 10 gibi falan dershaneden çıktım köşede de büfe var ot dergi okuyorum o aralar ve büfeden alıyorum dergimi. büfenin içi kalabalıktı kim var yok bakmadan kapıdan sadece abi ot var mı diye sordum. büfeci amca da yok daha gelmedi dedi. öncesinde de alıp sorduğum için neyi kastettiğimi anlamıştı ama işte içerde olduğunu dikkat etmediğim matematik hocası anlamamıştı...
ertesi gün derse geldim hoca bir garip davranıyor. işte her zaman sorununuz olduğunuzda anlatabilirsiniz biz hep destekleriz sizi falan diyor ki adam normalde hiç böyle değiş s2ne takmaz öğrenciyi bir de dert dinleyecek wow. neyse ders bitti dışarı çıktım hoca da çıktı sigara içmeye koalamsı benimle konuşabilirsin cidden çözemediğin şeyleri falan diyor. yok ben genel olarak sessizim alışınca geçer falan diyorum sessiz oluşuma diyor sandım. neyse aradan yine biraz zaman geçti bir gün yine akşam 10 11 falan birebir soru çözümümüz var dershanede de kimse kalmadı biz kitleyip gitcez. en son kızım niye ot içiyorsun yazık değil mi dedi. o kadar üstüme alınmadım ki yanımda biri mi var falan diye baktım ama kimse yok bizden başka aq ne otu hocam sigara içiyom bir ama öyle çok değil zaten sarma da değil de siz nerden gördünüz falan dedim ondan bahsetmiyorum diyerek anlattı olayı. o gece orda olduğunu. ben de anlattım sonra inanmadı çıkışta büfeci amcaya gittik yine amca de gülerek anlattı.
hala aklıma geldikçe o halimden utanıyorum - 7trende Seyahat ederken bir şey içer misiniz dediler, ikram sandık olur dedik. Biraz sonra parasını istediler, başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Çünkü cepte kuruş para yoktu. Kem küm ederken içeceği veren görevlilerden biri, bu da bizden olsun, dedi. O an yaşadığım ferahlığı sonrasında hayatımın hiç bir anında, yaşamadım.
- 8Tam olarak anı sayılmaz ama az önce yıllar evvel açtığım swarm hesabımı gördüm. Yetmezmiş gibi bir de yer bildirimi yapmışım.. Evet ben, her şeye kadir yüce jeymi.. Yazık kafama.
- hepimiz o bataklıktan geliyoruz jey... beraber olmasa da, hepimiz yürüdük o yollarda...
- 9seyran yokuşunu çıkamayacak kadar güzel olduğum bir gün, yakın arkadaşımın elinden tutarak çıkmıştım. çocuğun amcası ile karşılaşınca başımdan aşağı kaynar sular döküldü. adam pas atmadı, çocuk da elimi bırakmadı. ben utandığımla kaldım.
- 10lise yıllarımda -ki bitmek bilmeyen yıllardı- hiç unutmam 44 ten bırakmıştı ingilizce hocamız. koridorda "sen nasıl sınıfta kaldın abi ya ?" diyen arkadaşa, o ingilizceci yok mu amk karısı 1 puanla bıraktı beni kanaat kullansa geçicem kanaatiniii siktiğim dedim. dedim ama bir de ne göreyim amk karısı tam arkamda müdür yardımcısıyla dikmiş gözlerini bana bakıyor.
sadece utanmadım içe doğru sıçtım resmen. neyse iyi yanından bakmak gerekirse uzaklaştırma alıp tatile gitmiştim. - 11liseden geldi aklıma.
sınıf başkanıyım... ders de edebiyat. hoca gelmiyor. o gün de üzgünüm böyle, sinirliyim biraz da. sınıfta da rabia diye bir mahluk var çıplak elle boğacak olsam sinirim ancak geçer...
arkadaşlarımla bir şey konuşuyorumdur. arkadan...
+ batuhaaağğğnnn
...
+ batuhaaaaaağğğğğnnnnn
- efendim rabia?
+ niye oturuyosun sen gitsene müdür yardımcısının yanına?
- gelir belki hoca dur daha
+ bilmiyo musuuaannn?
- neyi?
+ nasıl bilmiyorsun ya herkes konuşuyor...
- neyi rabia neyi
+ neslihan hoca hamileymiş
- e ben mi siktim kadını rabia nereden bileyim ben hamile olduğunu amk giderim şimdi
tabii ben böyle rabia'ya bağırırken bizim müdür yardımcısı içeri giriyormuş o anda. duymuş hepsini. neyse ki zihniyetsiz, iğrenç bir herifti de güldü geçti. ben olsam benim amıma koyardım mesela.
bu arada rabia'nın ne kadar sinir bozucu bir kız olduğunu ve yazdığım diyalogda beni nasıl nolduğunu söylemesi için kıvrandırdığının hissini yazıyla veremem. beni yargılayacaksanız buna göre yargılayın. neslihan hoca en sevdiğim hocalarımdandı, pişmanım... - 12akla geldikçe hala utanılan anıdır. o yüzden buraya yazıp tekrar niye utanayım *