25
bisküvi olanının köpeğiyiz.
ağızda dağılan o enfes akışkan çikolatası... ımhh....
viralini almış gibi duruyorum ama tamamen gönül işi.
emsallerine taş çıkartan bir bisküvi.
26
hayattaki en önemli psikolojik etken. bir insanı yaşatan tutkusudur, her neye olursa olsun. bir kadına, annesine, evine, temizliğe, konuşmaya, kendini ifade edebileceği herhangi bir yönteme; resim yapmaya, herhangi bir enstürman çalmaya, yamaç paraşütü yapmaya... bu örnekler alır başını gider. çünkü çoğu insanın bir tutkusu vardır, olmayanlar ise bunu keşfetmek için hiçbir şey yapmamışlardır.
küçüklükten beri sürekli başkalarının istekleri ve tercihleri doğrultusunda verilmiş her karar insanı tutkusundan, hayat gayesinden biraz daha uzaklastırmıştır.
oysa içini serbest bıraksa, gerekiyorsa isyan ederse, benliğini sergilemekten korkmazsa tutkusu da açığa çıkar. van gogh tutkusunu geç bulmuş ve erken kaybetmiştir misal ama önemini çok iyi anlamıştır.
" resim yapmak benim tutkumdu. ruhumu ve düşüncelerimi resımlerıme kattım ve aklımı kaybettim. "
ya da
" uzun ve düz bir hayattansa tutkulu ve kısa bir hayatı tercih ederim "
demiştir van gogh. çoğumuz bu tutkunun farkına varmadan lüks zevklerimiz için para kazanacağız diye hayatımızı istemediğimiz mesleklere özgürlüğümüzü kiralayarak geçiriyoruz. neticede ne oluyor peki?
bilmem kaç beygir bir araba, 130 metrekare bır ev, aksam yemeğinde çorbanın yanında salata ve biftek falan. giden ömrümüzün bizden aldığı bedelle bize kattıkları bir mi sahiden? peki o kaybedilen zamanlardaki yaşanabilecek güzel ve doygun hislere ne olacak?
öldüğümüzde maddi şeyleri yanımızda götüremeyeceğimiz aşikar, allah olsun veya olmasın. götürebileceğimiz tek şey bu hayatın bize hissettirdikleri, bu da sadece bir tutkuyla daha doygun hale gelir.