çalışmak

  1. 1
    birşeyi yapmak için çaba harcamak.

  2. 2
    bir iş yerinde para karşılığı hizmet vermek.
  3. 3
    (bkz: yaşamak)
  4. 4
    özetle:
    (bkz: çalışmak iyi bir şey olsa, üstüne para vermezlerdi)
  5. 5
    kötüdür ama ağır çalışmak kötüdür.

    temizlikçilik ve amelelik gibi. ağır çalışmak gerçekten kötü, o yüzden aklımızı ve pratiğimizi her taraftan geliştirmemiz lazım ki yükselelim.

    "hayat, pratikten ibarettir."*
    "akıldan üstün zenginlik yoktur"*
  6. 6
    ben böyle dünyanın adaletini sikeyim öncelikle. neyse konumuza dönersek piremses bünyem her zaman çalışmayı sevmiştir. son 1 aydır ama nefret ediyorum sadece nefret. aşk-nefret ilişkisi var iş yerimle aramda herkesten tiksiniyorum ve sevilmiyorum yine de inat ettim çalışıyorum. ulan sevmediklerini belli etseler kavga ederim onu da yapmıyorlar. gidiyorum yoruluyorum ve geri geliyorum. gratis ve watsons alışverişimı rahat yapmak için çalışıyorum......
  7. 7
    (bkz: tembellik hakkı )
  8. 8
    günlerdir istemiyordum, yapabilecek gücüm yok sanıyordum ama bugün oturdum ve öğleden beri çalıştıktan sonra mutlu eden gereklilik.

    şimdi çağatay beyden paraları kırma zamanı...
  9. 9
    (bkz: facito aliquid operis ut semper te diabolus inveniat occupatum)
  10. 10
    yıllar içerisinde en sevdiğim ve diğer insanlarla ilgili gözlemlemekten büyük keyif aldığım uğraş. o ince farkları, dokunuşları sağlayan süreklilik bir yerde. hiç bilmediğin bir konuda sıfırdan bir şeyler kazanmak ve zamanla hakim olmak. kimseye aldırış etmemenin de bir yolu tabi ki...
tümünü gör
dizi izle