sevgilisinden dayak yediği halde ayrılmayan kız

  1. 1
    daha o raddede iken dayak yeyip bunu hazmedecek karaktere sahip kızdır. evlendiğinde yüzü gözü morarınca kapı çarptı diyecektir.
  2. 2
    sıkıntıları vardır. ancak sıkıntıları olan tek taraf o değildir. karşındakinden vazgeçmiyordur. bırakıp gitmektense kalıp yardım etmeye çalışıyordur.

    kısacası vaktini boşa harcıyordur
  3. 3
    açık ve net söylemek gerekirse salaktır. başka açıklama göremiyorum.
  4. 4
    eğer böyle bir şansı, gücü varken bilerek bu durumu seçiyorsa hak eden kızdır. arkadaşım olsa yüzüne bakmam.
  5. 5
    (bkz: eğer bir tankım olsa önce ön yargılarınızı yıkardım)

    Yukarıda sayılan durumlar da olabilir tabi, ancak beş parmağın beşi bile bir değil.

    Şimdi kısa örnekler vereyim; pskolojik rahatsızlıkları olabilir, olmayabilir. Tartışılır, ancak böyle bir ilişkinin içerisindeyse zamanla zaten ister istemez oluşur bunlar. Tehdit ediliyor olabilir, korkuyor olabilir. İlişki güzel giderken yaşadıkları yüzünden vaz geçemiyor olabilir. Sosyal çevresi tarafından dışlanmış bir kızsa, sahip olduğunu düşündüğü tek insandan vaz geçmek istemiyor olabilir, gerçekten hasta olabilir "stockholm sendromu"...

    Kısacası bir sürü şey olabilir. İnsanları yargılamadan önce tanımayı, ne yaşadığını öğrenmeyi deneyin.
  6. 6
    Kerizdir.

    Ulan sevgiliyken döven evlendiğinde headshot atar.
  7. 7
    aynı şekilde erkek arkadaşını döven kızdır.

    karşılıklı böyle bir iletişim rutinine bağlamış olabilirler. hoş değil tabi.
  8. 8
    Türktür. (bkz: Türk kadınlarının maço erkek sevmesi)
  9. 9
    (bkz: benim helalim beni duvardan duvara vurabilir)

    Belki de böyle seviyordur.
  10. 10
    "aklı yoktur kıttır
  11. 11
    (bkz: mal)
  12. 12
    Dayağı hak etmiş kızdır.
  13. 13
    sike surulmeyecek kadar degersiz bir akila sahip olan aciz kizdir.
  14. 14
    sevgiye, ilgiye, özgüvene ihtiyacı vardır. karşısına geçip aşağılamanız onun hayatına bir şey kazandırmaz. ona umut olup, eksiklerini gidermeye çalışırsanız kendisi de zaten sizlerin baktığı açıdan bakmaya başlayacaktır. ''sen dayak yiyorsun, ayrıl ondan'' diye bağırmalarınız, kızmalarınız onu daha da değersiz hissettirecek ve sevgilisine daha da yakınlaştıracaktır. sevin, ilgi gösterin, yaptığı şeylerde taktir edin, konuşun, sohbet edin yani ilgilenin. kaybettiği güvenini, yarasını tamir etmeye başlayın o da zaten o ''sözde sevgi-li''sinden ayrılacaktır.
  15. 15
    şiddet gerek psikolojik gerek fiziksel olsun, ayrılmadığı sürece ve şiddetin seviyesine bağlı olarak polise şikayet etmeyen(her ne kadar etkisiz olsa da) net mal kızdır.

    bunun "benim erkeğim vurunca yer yerinden oynayacak" modunda olan var bi de; ona daha da anlam veremiyorum.
  16. 16
    Empati kurmanın belki de en zor olduğu kişilerdendir. Yazılanlardan da belli zaten. Ancak hayatı boyunca sürekli erkeğin aşağısında görülmüş, belki ailesinden dayak yemiş, bunlar olmasa bile ilişkide psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmış ve sonucunda özgüvenini kaybetmiş ve doğru karar verme yetisini yitirmiş kadındır.

    Bu gibi aldığı tepkilerden ötürü muhtemelen savunmaya geçmiş ve tek güvenebileceği olarak düşündüğü sevgilisinin yanında olmaya devam etmiş olabilir. Daha önceki yaşadıkları sebebiyle insanlara güven sorunu çekiyor ve sadece sevgilisine güveniyor olabilir. Sevgiye aç olduğu için dayağı görmezden geliyor ve kendini sevilmekle avutuyor olabilir.

    Arkadaşlar, şu hayatta en kolay şey insanlara "aptal, mal, gerizekalı" deyip geçmektir. Gerçekten zor olan ise o yanlış olarak gördüğümüz davranışı anlamaya çalışmaktır.

    Öyle bir konumda olmadınız. Onlarınki gibi bir geçmişe sahip olmadığınız için muhtemelen de o konumda olmayacaksınız. O yüzden yargılamak kolay. Ancak şiddete herkes maruz kalabilir. Gerçekten çok sevdiğiniz ve çok samimi gördüğünüz, yaşamınızın geri kalanında beraber olmayı düşündüğünüz kişinin, bir tartışmada aşırı sinirlendiği için size vurduğunu hayal edin. Vermeniz gereken kararın zorluğunu tahayyül edin. Sonra yargılamayı tekrar düşünün.
  17. 17
    (bkz: sevmek değildir o sevgi olsa duramazsın)
    Mazoşist olabilme ihtimalinden başka mantıklı açıklama getirilemeyendir.
  18. 18
    karşılıklı birkaç psikolojik bozukluğun olduğu bir ilişkide bu kadını tanıdım. önceleri sadece dengesiz diye bildiğimiz ilişkideki erkek taraf, beyin mr'ı sonrası bipolar bozukluk tanısıyla tanıştı. başlarda çocukça kavgalara sebep olan gidip gelmelerin şiddeti gittikçe arttı, önce psikolojik şiddet. sonrasında fiziksel şiddet. işin fiziksel şiddet kısmı kan dondurucu olsa da psikolojik şiddet kısmı en yıkıcı olanıydı. erkek tarafının bıraktığı tahribat üzerine konuştuğumuzda duyduğum "fiziksel şiddet işin gittiği en uç nokta olmasına rağmen o an hissettiklerimin önünde değildi, zaten fiziksel şiddeti engelleyebilirdim, benim yaşadığım küçük bir çocuğun annesine zarar vermeyen tokatları gibiydi" olmuştu. burada da diğer tarafın durumu ortaya çıkıyor. bordeline kişilik bozukluğu. aşırı derecede terk edilme korkusu ve çok fazla taviz verme.
  19. 19
    bu konuda kadınlara dümdüz giydiren bireylerin hayat tecrübelerini ziyadesiyle merak ediyorum.

    tamam kimse kötü niyetinden giydirmiyor bu olayı yaşayan kadınlara farkındayım. ancak unutmayın, bu tarz meselelerin altında günübirlik psikolojiler yatmıyor. Atthenirvanawithnirvana'nın da belirttiği gibi işin bu noktaya geldiği süreçte yaşananlar çok farklı ruhsal durumlara sebep olabilir.

    basit bir örnek vermek gerekirse bugün özel sektörde çalışan insanların en az yüzde ellisi işlerinden memnun değildir. lakin maddi motivasyonlar sebebiyle çalışmaya devam etmek zorundadırlar. yüzde yirmi beşi ise çalıştığı iş yerinde yöneticisi, iş arkadaşı veya patronu tarafından mobbinge uğramaktadır. ancak evde oturan çoluğunu çocuğunu ya da ay sonu ödeyeceği kirayı, faturayı vb. şeyleri düşündüğü için ses etmemektedir bazı şeylere. çalışanların en az yüzde onu ise açık biçimde taciz görmektedir ancak bundan kaçmaktansa bununla yaşamayı, kendi savunma mekanizmasını kurmayı seçer insanlar. peki neden? çünkü ihtiyaçlar ve toplumsal düzenin dayattığı şartları yakalamak için bir an bile tökezlerse geri dönüşü olmadığını bilir. halbuki bir kere denese bunu kendi yaşamında belki de mükemmel bir devrime sebep olacaktır. ancak toplum ve sistem baskısı yüzünden bunu gerçekleştirenlerin sayısı oldukça azdır.

    işte ilişkiler de böyledir taraflar önce birbirlerinden etkilenir, sonra birbirlerine bağlanır ve son olarak birbirlerine mahkum hale gelirler. artık birbirlerine hakaret etseler de, birbirlerine güvenmeseler de, ilişkileri soğuk bir savaşa dönse de onlar birey olarak x ve y değil xy'dir. bunun sebebi ise sadece onların takıntılı psikolojisi değil toplum psikolojisidir. çevrelerindeki insanlar, hatta aileleri bile onların birey olduğunu unutup bir yerden sonra yaklaşımlarını ilişkileri üzerinden belirlerler. yani aynı iş mevzusundaki gibi yaşanılan ilişki artık bu çiftin toplumda kabul görme mekanizması haline gelir.

    bu noktada önemli olan bu sıkıntıyı yaşayan bireylerin toplumsal düzlemde kendilerini yalnız hissetmemesini sağlamaktır. kuru kuruya küfretmek veya hakaret etmek değil.