kayıt

talat paşa

  1. 1
    ittihat ve terakki cemiyeti'nin kurucularından.
  2. 2
    İsmail Hakkı Pekin yazdı: Fedailer temsilcisi Talat Paşa
    Talat Paşaların vatanseverliği, bizi Cumhuriyet’e götüren Kurtuluş Savaşımızın bir parçasıdır. Onlar ‘fedailer’ geleneğinin temsilcisiydi ve başlarını dik tutmanın bedelini canlarıyla ödediler...
    15 Mart 1921, Hardenberg Caddesi-Berlin. Arkadan sıkılan bir kurşun, caddede yankılanan tabanca sesi ve öne doğru eğilerek kapaklanan bir büyük devrimci. İttihat Terakki’nin ruhunu temsil eden ve hiç kimsenin önünde eğilmeyen Talat Paşa, Teyleryan adlı bir Ermeni tetikçinin arkasından sıktığı kurşunla şehit edilir. Mithat Paşa onun için yazdığı şiirde “En son eğildinse kurşunla eğildin” der. Yine onun deyişiyle “Kütle adam, millet adam, bayrak adam”dı. “Çıplak adamlardı” en sevdikleri. “Altınlar akarken de züğürt ölmeyi bilmişti.” Her zaman olduğu gibi kurşun bu sefer de devrimciyi vurmuştu.
    Peki kimdi Talat Paşa? Tanıyor muyuz ya da yeteri kadar tanıyor muyuz Talat Paşa’yı? Birilerinin propaganda amaçlı yaydığı slogan benzeri bilgiler mi var aklımızda? Millet olarak kahramanlarımızı tanıyor muyuz?
    Talat Paşa’nın, 15 Mart 1921’de Berlin’in bir caddesinde, tabanca kurşunuyla biten/bitirilen yaşamının öyküsü bu soruların cevabını öğrenmeye veya öğrenmek için gayret sarf etmeye vesile olur belki de...
    Bakanlık ve sadrazamlık gibi önemli görevlerde bulundu. Bazen Talat Bey bazen Talat Paşa oldu ama İttihat Terakki içindeki adı her zaman “Bizim Talat” idi. 1 Eylül 1874 tarihinde Edirne’de dünyaya geldi. Babası, Batı Trakya yörüklerinden sorgu yargıcı Ahmet Vasıf efendi. Talat, ilk okulu Vize’de okudu. Edirne Askeri Rüştiyesini bitirdi. 11 yaşında babasının ölümü üzerine maddi durumları bozulduğu için 17 yaşında Edirne telgrafhanesinde katip olarak çalışmaya başladı. Fransızca öğrendi, Selanik Hukuk Mektebi’nde okudu ama bitiremedi. Yurt dışında bastırılan ve gizlice ülkeye sokulan gazete ve kitapçıkları okuyor ve yayıyordu. Böylece Jön Türk hareketine ilgi duydu. Abdülhamid’e jurnallendi 1896’da tutuklandı ve 25 ay cezaevinde kaldı. Bu süre içerisinde Balkan ülkelerinde yıllarca komitacılık yapmış siyasi tutuklulardan dinlediği deneyimler, düşünce ufkunu açtı...
    Bir süre Selanik-Manastır arasında seyyar posta memuru olarak çalıştı. Bu vesileyle genç subay ve aydınlarla tanıştı. Yaptığı görev Avrupa’dan gelen yayınların kolayca ülkeye girişi, dağıtımı için iyi bir olanaktı. 1899’da Paris’te Jön Türkler ile temasa geçti. 1906 yılında 10 arkadaşı ile birlikte Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu. Bir yıl sonra bu cemiyet, Paris’teki Terakki ve İttihat Cemiyeti ile birleşerek “Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti Dahili Merkezi Umumisi” ismini aldı.
    Gençler arsında hürriyet fikirleri yayılıyordu. Mason Cemiyeti’ne girerek aydınları örgütlemeye devam etti. 21 Kasım 1907’de memuriyetten çıkarıldı... 30 Temmuz 1908’de İttihat Terakki’den Edirne mebusu seçildi ve Meclisi Mebusan’ın birinci reis vekili oldu. Cemiyeti bütün ülkede örgütlemeye devam ederken, bir taraftan da muhtelif milletlere mensup mebuslar arasında Meclis’te memleket meseleleri konusunda görüş birliği sağlamaya çalışıyordu. 31 Mart ayaklanması üzerine Meclisi Mebusan’ın Yeşilköy’de toplanmasını sağladı. Ayaklanma bastırıldıktan sonra Meclis’te çoğunluğu sağlamış olan İttihat ve Terakki mebusları arasında birlik ve beraberlik düşüncesini oluşturmaya çalıştı. 1909’da İngiltere’ye giden mebuslar heyetine başkanlık yaptı. 8 Ağustos 1909’da Hüseyin Hilmi Paşa kabinesinde Dahiliye Nazırlığı’na getirildi...
    1912 yılında Balkan Savaşı’nın ilanı esnasında Edirne’de bulunuyordu ve gönüllü er olarak orduya katıldı ancak yakınlarının ikazıyla İstanbul’a döndü. Balkan Savaşı yenilgisinden sonra 23 Ocak 1913’te İttihat ve Terakki’nin iktidarı ele geçirmek amacıyla düzenlediği Babıali Baskını’na öncülük etti. Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesinden sonra Sait Halim Paşa Kabinesi’nde yeniden Dahiliye Nazırı oldu. 1915 yılında Ermenilerin tehcir edilmesi nedeniyle Batı kamuoyunda suçlandı. Bir numaralı Ermeni düşmanı ilan edildi. Sait Halim Paşa’nın 1917’de istifa etmesi üzerine sadrazam oldu.
    İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN ÇİMENTOSU
    Arkadaşlarınca keskin bir zekaya sahip olduğu söylenen Talat Paşa’nın bitmek tükenmek bilmeyen bir sabrı vardı. İttihat ve Terakki’nin kuruluş, güçlenmesi ve yönetiminde tayin edici bir görev üstlenen Talat Paşa için Hüseyin Cahit Yalçın şunları ifade etmektedir. “Eğer Talat Paşa olmasaydı İttihat ve Terakki olmazdı. O, örgütün kubbe taşı, çimentosu ve temeliydi.”
    İttihat Terakki’nin karışık yapısını idare edebilecek tek kişi Talat Paşa idi... Selanik’teki Talat ile Nazır ve Sadrazam Talat Paşa arasında bir fark yoktur. Sadrazam olduğunda Sultan Reşat’a “Çok istirham ederim, bana vezaret rütbesi tevcih buyurmayınız. Memleket ve saltanat makamınıza hizmet için öyle zamanlar ve vaziyetler olur ki, bu unvan benim hareket serbestime ve her yere girip çıkmama engel olur” der. Bir paşa olarak kahveye nasıl gideceğinin kaygısını taşır. Alışır da sonradan çıkmak zor olur diye sadaret konağına taşınmaktan imtina eder. Yerebatan’daki kiralık evinde kalır.
    Belki bir gün param olmaz diye arabaya değil tramvaya biniyor ya da yürüyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında halkın sofrasında süpürge tohumundan ekmek varken, Talat Paşa’nın da evine vesikayla aynı ekmek alınıyor. Nazırlığı sırasında seyahatler için aldığı harcırahların artanını geri verince görevli memur ne yapacağını şaşırıyor. “Ben hakkım olmayan parayı almam” diyor. Savaş sonrasında kurulan Ahmet İzzet Paşa hükümeti 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzalarken İttihat ve Terakki de 1 Kasım 1918’de son kongresini toplar ve Talat Paşa konuşmasını yapar. Aynı gece Enver ve Cemal Paşalar ile birlikte yurt dışına çıkar. Zor ikna edilir. Önce Odesa’ya sonra Almanya’ya geçer. Ali Sait adıyla Berlin yakınlarındaki Charlottenburg’a yerleşir. Siyasal çalışmalarını ve temaslarını buradan sürdürür. Divanı Harbi Örfi’de gıyabında mahkumiyet kararı çıkar ve savunmasını yazar, Berlin’de bastırır.
    Talat Paşa, 15 Mart 1921’de Sogomon Teyleryan adlı bir Ermeni tarafından evinin önünde katledilir. Öldüğünde cebinden sadece 10 mark çıkar. Berlin’deki mahkemede Talat Paşa’nın katili ailesinin tehcir sırasında öldürüldüğünü, bu nedenle cinayet işlediğini söyler ve beraat ettirilir. Talat Paşa’nın cenazesi 23 Şubat 1943’te İstanbul’a getirilerek Şişli’deki Abide-i Hürriyet tepesine defnedilir.
    *Talat Paşa, Hatıralarım ve Müdafaam, Kaynak Yayınları
    *Talat Paşa Cinayeti Davası- Tutanaklar, Kaynak Yayınları
    *Mehmet Perinçek- Arda Odabaşı, Stambulski Novosti’de Jön Türk Devrimi, Kaynak Yayınları
    *Altay Cengizer, Adil Hafızanın Işığında, Doğan Yayıncılık
  3. 3
    Hürriyet Kahramanı olup ülkeyi Abdülhamit diktasından kurtarmış adamlardan biridir. 1921'de berlin'de bir Ermeni tarafından sırtından vurulmak suretiyle şehid edildi.

    Türkiye'nin iyi olması için uğraşsalar da cihan harbiden mağlup çıkmışlardır. onların yapamadığını Modern Türkiye'nin kurucusu ulu önder mustafa kemal paşa (atatürk) yaptı. onlardan çok farklı değildi. İttihatçılar da vatanperver ve çağdaştılar.
  4. 4
    bab-ı ali ihtilali'ni anlatan dönemin yayınlarına kapak olmuştur.
    i.hizliresim.com/...

    dönemim en büyük teşkilatçılarından birisidir. ittihat terakki'nin en büyük isimlerinden biri olmuştur.

    mezarı istanbul hürriyet-i ebediye tepesindedir.
    i.hizliresim.com/...

    talatpasaberlin.blogspot.com.tr/...
  5. 5
    Ahmet rıza bey' in talat paşa'yı anlatması:

    Pek iyiydi Talât’la aramız.
    Daha Meşrutiyet’ten kaç yıl önce,
    ben henüz Paris’te otururken,
    o Selanik postanesindeyken daha,
    ayda bir karşılıklı tartışırdık.
    Yıllar sonra vatana döndüğümde
    İstanbul mebusluğum müjdelendi
    ve Ayasofya’da Adliye Dairesinde
    beni Reis seçen o ilk meclis
    Talât’ı da İkinci Reis seçti —
    o zaman henüz paşa değildi.
    Dört yıla yakın bir zaman
    mesai arkadaşıydık bir anlamda,
    daha da ilerledi muhabbetimiz.
    Kaçırmazdı gözünden hiçbir şeyi.
    Fakir bir ailenin oğluydu ama,
    zekiydi, çabuk kavrardı meseleyi.
    Çekildiğimde özel bazı nedenlerle
    Merkez-i Umumi başkanlığından,
    Cemiyet’in başına Talat oturdu.
    Yakından bilirdi her üyenin
    zayıf yanını, özel durumunu.
    Büyüktü üzerlerinde nüfuzu.
    Dahiliye Nazırlığını aldı sonra.
    Bu yetmedi, Sadrazam oldu bir de.
    Çıkıp yanına kaç kez ikaz ettim:
    Talât, dedim, hayırlı değil bu gidiş.
    Ben ki adını verdim bu Cemiyete,
    heyhat, ne dediysem dinletemedim.
    Bir kurşuna hedef oldu nitekim.
    İnsan bilmelidir kendi sınırını:
    Fevkalâde bir komitacıydı merhum,
    ne var ki, ne Nazır olmalıydı,
    ne de Sadrazam kanımca.
    Yararı daha büyük olurdu vatana.

    kaynak: roni margulies - mağrur olma padişahım
  6. 6
    birinci dünya savaşı alman arşivinden:

    i.hizliresim.com/...
  7. 7
    Bu cinayetin sebebini her şeyden evvel, İngiliz suikastlarında aramak zaruridir. İngilizlerin, askerle ve politikayla başa çıkamadıkları Türkiye’ye bugün mikyası geniş bir suikast tertibatı ihzar ettikleri anlaşılıyor… Bu menfur cinayet İngiliz hıyanetinin beşeriyetin yüzünü kızartacak ne çirkin bir raddeye ilerlediğini bir kere daha gösterir. İngilizler, menfur politikalarıyla gasıb-ı harplerine şimdi bir de Türk ricalini saklıca arkadan vurmak şeneatını ilave etliler… Vefatı cidden şayan-ı eseftir. Cenab-ı Hak rahmeti aliyesine mazhar eylesin.

    talat paşanın ölümü, Hâkimiyet-i Milliye, 20 Mart 1921.

    i.hizliresim.com/...
  8. 8
    İttihat ve terakki'nin kurucusu değildir. Cemal ve enver paiayla birlikte önderlerinden biridir. Halkçı bi adamdır. Sadrazam olduğu dönemde dahi kirada otururmuş. Ermeniler sevmez.
  9. 9
    enver paşa ve cemal paşa'nın aksine asker değildir.

    dahiliye nazırlığı yapmıştır. (iç isleri bakanlığı)

    Balkan harbinde “hıyanetleri görülen unsurlardan memleketi temizlemeyi” bir devlet politikası haline getiren Talat paşa, memleketin etnik yapısı hakkında araştırmalar yaptırttı; İttihat ve Terakki Cemiyetinin teşkilatı yoluyla Rumları ürkütüp göçe sevk ettirmiş, boşalan yerlere Makedonya Türklerini yerleştirmiştir.

    ayrıca İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin feshine karar veren son kongresi 1 Kasım 1918’de
    Talat Paşa’nın başkanlığında yapıldı.

    talat paşa da cemal paşa gibi bir ermeni tarafından öldürülmüştür.
  10. 10
    Şehit edilişinin yıldönümünde saygı ve şükranla andığım ittihat ve terakki kurucularından.

    "İstikbalin elbette karanlık tarafları vardır. Günün birinde hangi duvar dibinde veya sokak ortasında can vereceğimi ben de bilmiyorum."

    pbs.twimg.com/...
  11. 11
    Muhteşem bir bürokrasi insanıdır. İttihat ve terakki'de bazen ileriye gidenleri frenlemeyebilmek her babayiğidin harcı değildir. Elbette hepsi vatanın bekasını düşünüyordu ancak talat paşa hamlelerini hep satranç oynar gibi dizayn etmiştir, bu yüzden iyi niyetli de olsalar diğerlerinin yanlışlarının önlenmesi gerektiğini(çoğunlukla gücendirmeden orta yolu bulmaya çalışmıştır) düşünecek kadar ileri görüşlü bir kişiliktir.
    Devletçilik diyince aklıma nedense hep talat paşa gelir, devletin üst kademelerinde olsa da dürüstlüğünü her zaman korumuş, zor durumda kaldığında bile devletin parasına el sürmemiştir. Önyargılı bakanlar belki kuru bir koltuk sevdasından kendisinin yükselmek istediğini düşünebilirler, ancak burada zeki bir devlet adamından bahsediyoruz bu yüzden de istediklerini yapabilmesi, beğenmediği şeyleri değiştirebilmesi için çıkabileceği en yüksek yere çıkması gerektiğini biliyordu. Hatta ve hatta etrafında kendi vasıflarında birisi olmadığını da gördüğünü, bu yüzden bu kadar çaba sarfettiğini düşünüyorum.
    Mekanı cennet olsun.
  12. 12
    hürriyet kahramanıdır.

    i.hizliresim.com/...

    alnındaki ter, bir vatanın döktüğü terken,
    nabzındaki kan belki de bir nesle yeterken,

    en sonra, şu torba kemik sen misin? anlat!
    biz dipdiri verdik seni bir devlete tal'at!

    takriben adamlık sana yetmezdi, tamamdın,
    sen kitle adam, millet adam, bayrak adamdın.

    en sevdiğin insan senin, çıplak olandı;
    şanlar, senin ölçünle palavraydı, yalandı.

    insanların insanlara verdikleri şanlar,
    göğsünde kalır, kalbine girmezdi nişanlar.

    asla derileşmezdi vezir esvabı sende,
    sen zorla büyüktün, ne kadar istemesen de..

    en sonra eğildinse de kurşunla eğildin,
    altınlar akarken de züğürt ölmeyi bildin.

    neymiş sana heykel? ne demekmiş sana türbe?
    arkanda kalan tertemiz ismin yetişir be!
  13. 13
    i.hizliresim.com/...
  14. 14
    "Arkadaşlar bu böyle yürümez. Kimimiz burada, kimimiz orada dağınık haldeyiz. Oysa aynı maksadı güdüyoruz, aynı davaya hizmet ediyoruz. Fakat bir türlü bir araya gelemiyoruz. En iyisi bir toplantı tertipleyip aramızda bir cemiyet kurmaktır."
  15. 15
    "Bir gün beni sokakta vuracaklar; alnımdan kan akacak, yere serileceğim. Yatakta ölmek nasip olmayacak. Ziyanı yok, varsın vursunlar; benim ölümümle vatan bir şey kaybedecek değildir. Bir Talat gider, bin Talat yetişir."

    i.hizliresim.com/...
  16. 16
    mesul olduğu topraklara ve insanlara yaşattığını yaşamadan, insanlık mahkemelerinde teşhir olmadan göçen ittihatçı.